Monthly Archives: December 2019

  • 0

DEAŞ bombacısı Telegram kullanıyormuş, AKP teşkilatları da Telegram kullanıyor, hadi hepsini tutuklayın!

Avukat Yılmaz Mazılıgüney, 9 Aralık 2019’a attığı bir tweetle, ByLock davalarının ne kadar tutarsız ve hukuksuz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 

Mazılıgüney, ‘DEAŞ bombacısı Telegram kullanıyor’ başlıklı haberi hatırlatarak ‘Yıllardır verdiğim örnek. İŞİD/DEAŞ silahlı terör örgütü üyelerinin Telegram (özellikle “secret chat” özelliği) kullandığı yıllardır biliniyor. Aynı uygulamayı kullanan parti teşkilatları var. Her Telegram kullanan DEAŞ üyesidir demek saçmalıktır.

Burada kastettiğim şudur. Google Play Store ve Aplle AppStore’da yer alan bir uygulamayı kullanmak kimseyi örgüt üyesi yapmaz. Hukuka uygun elde edilmiş içerikte suç unsuru ve suça yönelik fiil olmalıdır. ByLock ve diğer uygulamalar için de durum aynıdır.’ dedi.

AKP’lilerin yoğun olarak kullandığı Telegram uygulaması ile ilgili olarak Avukat Yılmaz Mazılıgüney’in dikkat çektiği haber şöyle: 

DEAŞ bombacısı Telegram kullanıyor

Kilis’te terör örgütü DEAŞ üyesi oldukları gerekçesiyle soruşturma yürütülen Suriye uyruklu biri tutuklu 3 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, tutuklu sanığın anlık mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden örgüt üyelerine patlayıcı eğitimleri verdiği belirtildi

Kilis’te terör örgütü DEAŞ’a yönelik soruşturma kapsamında Suriye uyruklu biri tutuklu 3 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, anlık mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden örgüt üyelerine patlayıcı eğitimi verilmesine ilişkin detaylar yer aldı.

Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca, DEAŞ şüphelileri tutuklu Muhammed O. (21) ile tutuksuz Memun O. (47) ve Ahmed O. (19) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Sanıklardan Muhammed O’nun “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçu kapsamında ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıkların da “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği iddianame, Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, tutuklu sanık Muhammed O’nun DEAŞ bağlantılı Al-Saqri ağının elebaşılarından olduğu ve Türkiye ile Orta Doğu’da örgüte bağlı dış operasyonları düzenlemek ve kolaylaştırmaktan sorumlu bulunduğu belirtildi.

Bu deneme sonrası yolda yürüdüğü sırada bir arabaya konularak gözleri kapatılıp bilmediği bir yere götürüldüğünü ifade eden sanık, şu beyanlarda bulundu:

2016’DAN BERİ O UYGULAMADAN YAZIŞIYORUZ

“Beni bir eve götürdüler. Burada bana bomba yapımıyla ilgili sorular sordular, ben de cevap verdim. Bombanın hangi malzemelerle ne şekilde yapıldığı hakkında bilgi verdim. Bana Türkiye’ye döndüğümde sürekli irtibatta kalmak adına Telegram üzerinden bir şifre verdiler. Ben bu şifreyle Telegram üzerinden 2016 yılından bu yana görüşüyorum.”

Muhammed O, Telegram üzerinden iletişim kurduğu kişilerle yüz yüze görüşmesinin olmadığını öne sürerek, “Bu hesap üzerinden görüşmelerde genellikle zaten şahıslar kendi isimlerini kullanmaz. Fotoğrafları olmazdı, gruptan yazışmaları yapardık.” dedi.

Grupta yapılan paylaşımlardan sonra alınan bilgileri hiç kimsenin ne için kullandığını anlatmadığını ifade eden sanık, şunları dile getirdi:

BOMBA YAPILMASI BİLGİSİ VERDİM

“Telegram hesabı üzerinden kimse bana bir keşif veya eylem teklifinde bulunmadı. Ben sadece kimyaya ilgimden dolayı bomba yapılmasına yönelik bilgiler verirdim ancak bu bilgiler sonunda bomba yapıp yapmadıklarını, yaptılarsa nerede kullandıklarını bilmiyorum. Zaten Telegram üzerinden eylem planı ya da eyleme yönelik keşif gibi konular konuşulmazdı.”

Muhammed O, grubun yöneticisi olan kişilerin Telegram hesabındaki görüntülerin paylaşılması yönünde talimat verdiğini anlatarak, hesabında ele geçirilen görüntüleri bu nedenle paylaştığını bildirdi.

Ahmed O. ve Memun O. ise suçlamaları reddederek, serbest bırakılmalarını talep etti.


  • 0

Emniyet “ByLock yok” dedi, savcı ByLock kullandığı gerekçesiyle örgüt üyeliğinden ceza istedi

Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğü’nün raporunda, “ByLock isimli uygulamanın, cihazda yüklenen uygulamalar içerisinde bulunmadığı, ayrıca silinen uygulamalar içerisinde de yer almadığı tespit edilmiştir” denildi ama…

Büyükada davasının 11 sanığından biri olan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç hakkında, “örgüt üyeliği” suçunu işlediği gerekçesiyle hapis cezası istendi. 

Savcılık mütalaasında, Kılıç’ın örgüt üyeliği suçunu işlediği iddiasına gösterilen delillerden biri de ByLock kullanımıydı. 

Ancak, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği’nin mahkemeye gönderdiği inceleme raporunda, Kılıç’ın ByLock adlı programı kullanmadığı belirtildi.

Hazırlanan raporun sonuç bölümünde şu ifadelere yer verildi:

F*TÖ/PDY üyelerince kullanıldığı bilinen ByLock isimli uygulamanın, cihazda yüklenen uygulamalar içerisinde bulunmadığı, ayrıca silinen uygulamalar içerisinde de yer almadığı tespit edilmiştir.

Bağımsız bilirkişiler de ‘ByLock yok’ dedi

Siber Suçlarla Mücadele Müdürlüğü’nün raporunun yanı sıra, 4 bağımsız bilirkişiden de Kılıç’ın ByLock kullanıcısı olmadığına yönelik rapor verilmişti.

Delil: Kız kardeşinin eşi Zaman’ın eski yöneticisi

Mütalaada ByLock’un kullanımının yanı sıra, Bank Asya’ya para yatırılması, kız kardeşinin eşi Mehmet Kamış’ın Zaman Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı olarak görev yapması ve hakkında yakalama kararı bulunması, Gezi Parkı eylemleriyle ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimiyle ilgili bilgisayarından çıkan yazılar ve telefonunda bulunan bir Fethullah Gülen videosu, Kılıç’ın örgüt üyeliğinden cezalandırılması için gerekçe olarak gösterildi. 

taner kılıç mütalaa yeni.jpg

Taner Kılıç hakkındaki savcılık mütalaası / Görsel: Independent Türkçe


Uluslararası Af Örgütü, Kılıç hakkındaki suçlamalarla ilgili hazırladığı bilgi notunda, Bank Asya’ya para yatırılmasıyla ilgili şu açıklamayı yapmıştı:

Türkiye genelinde insanlar çocuklarını, politikalarından bağımsız olarak, yüksek bir eğitim standardı sunduğu için Gülen bağlantılı okullara göndermişlerdir.

Taner Kılıç bu hesabı kızının okuluna okul ücretlerini yatırmak için açmıştır. Hesabı başka hiçbir amaçla kullanmamıştır.

Bank Asya Türkiye genelinde insanların kullandığı, bilinen bir bankaydı. Banka hesabı sahibi olmak suç teşkil eden bir faaliyete kanıt olamaz. 

Aynı bilgi notunda, kız kardeşinin eşi olan Mehmet Kamış’ın Zaman gazetesindeki üst düzey pozisyonuyla ilgili ise şu ifadeler kullanılmıştı:

Bu, yardım ve yataklık suçlamasını ima etmektedir. Taner Kılıç uzun süredir Gülen hareketini eleştirmektedir. Kız kardeşinin eşine yönelik herhangi bir suçlama konuyla ilgisizdir.

14 ay tutuklu kaldı

Taner Kılıç, 2017 yılının haziran ayında terörizmin finansmanı ve casusluk iddialarıyla gözaltına alınmış, ardından da tutuklanmıştı. 2017 yılının temmuz ayında ise Büyükada’da hak savunucularının toplantısı polis tarafından basılmış, gözaltına alınanlardan 10 kişi tutuklanmıştı. 

Mahkeme, Kılıç’ın yargılandığı davanın Büyükada davasıyla birleştirilmesine karar vermişti. Davalar birleştirildikten sonra örgüt üyeliği suçundan yargılanan Kılıç 2018 yılının ocak ayında hakim karşısına çıkmış, tahliye edilmesine rağmen hapishaneden çıkmadan yeniden tutuklanmıştı. Kılıç, 14 aylık tutukluluğun ardından, 15 Ağustos 2018’da yapılan tutukluluk incelemesiyle tahliye edilmişti.

©


  • 0

Telefonunda Bylock çıkan Polis Müdürü, ‘Menzilciyim’ deyince terfi ettirildi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Emniyet’te Menzil tarikatının kadrolaştığı iddialarına dair verdiği, “Bir tane (örnek) göstersinler, bakanlığı bırakacağım” yanıtı tartışılmaya devam ediyor.

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Metastaz kitabında yer verdiği emniyetteki Menzilcilere dair örnekler ardından bir örnek daha ortaya çıktı. Gazeteci Tolga Şardan’ın iddiasına göre, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra telefonunda ByLock bulunan ve F*TÖ soruşturması kapsamında açığa alınan bir emniyet personeli, ifadesinde üstüne basa basa Menzilci olduğunu söyledi, soruşturma kapatıldı. Açığa alınmadan önce Başbakanlık Koruma Dairesi’nde çalışan polis, şu anda Ankara’da bir ilçenin emniyet müdürü. Tolga Şardan’ın, “Emniyet’te Menzilci var mı?” başlığıyla T24’te yayımlanan yazısından bazı bölümler şöyle

Tarih, 19 Ağustos 2016. Yani, 15 Temmuz darbe girişiminden tam 45 gün sonrası.

İsmini vermek istemiyorum, ancak görev yerini söyleyebilirim; Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı’nda bir şube müdürü. Bu birim, o dönemde son Başbakan Binali Yıldırım’ın ve ailesi ile Bakanlar Kurulu üyelerinin güvenliğini sağlıyordu.

Bu şube müdürü, ByLock programının kendisine ait cep telefonunda bulunması üzerine savcılık talimatıyla gözaltına alındı.

Hakkında adli soruşturma yürütülen şube müdürü, aynı zamanda idari soruşturma kapsamında açığa alınarak ifadesine başvuruldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün görevlendirdiği müfettişler, disiplin soruşturması yapılan şube müdürüne ByLock kullanması konusunda toplam 11 soru yöneltti.

Sorulardan birisi, mesleki özgeçmişle birlikte görev süresi boyunca aldığı taltiflerden cemaate himmet verip vermediğiydi.

Şube müdürü, mesleki öz geçmişini anlattıktan sonra şu cümleyi kuruyor:

“…Toplam yaklaşık 40 taltifim var. Aldığım taltiflerde F*TÖ/PDY örgütüne yardımda bulunmadım. Herhangi bir yerde üyeliğim yok aile fertlerimle birlikte. Yalnız 2001 yılından bu yana Menzil’e gider gelirim. Büyük oğlum A.T., AK Partinin lise gençliğine ait Aklıselim koluna gidip gelmektedir.”

Müfettişlerin resmi ifadeye aldığı bu anlatımın dışında şube müdürü yine müfettişlerin “F*TÖ/PDY tarafından organize edilen yurt içi veya yurt dışındaki ev toplantılarına, gezilerine katıldınız mı? Katıldıysanız ne zaman ve nerede katıldınız? F*TÖ/PDY örgütüne ‘himmet’ adı altında ya da başka herhangi bir yardımda bulundunuz mu?” sorunu ise şöyle yanıtladı:

“Katılmadım. Menzil toplantılarına katıldım. Adana’da, Mardin’de, Konya’da ve Ankara’da kesintisiz Menzil toplantılarına katılımım olmuştur. Belirttiğim yerlerde araştırma yapılabilir. Himmet adı altında herhangi bir yere herhangi bir aktarımım olmamıştır.”

Müfettişler, şube müdürüne bu kez “Darbe girişiminden önce size bununla ilgili herhangi bir bilgi verildi mi? Size herhangi bir görev verildi mi? Darbe girişiminden ne zaman haberiniz oldu?” sorusunu yöneltti.

F*TÖ’cü olduğu iddiasıyla soruşturma geçiren şube müdürü şu yanıtı verdi: “Herhangi bir mesaj gelmedi. Öncesinde de herhangi bir bilgi verilmedi, görev verilmedi, verilemez de. Darbe girişimi olduğu gece, beş kişi Menzil’e gitmek için yola çıkmıştık. Elmadağ civarında eşimden gelen telefonla durumu öğrenip hemen geri dönüp senelik izinde olmama rağmen ve herhangi bir çağrı olmamasına rağmen görev yerim olan Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı resmi konut yerleşkesinde görev aldım. Kamera kayıtlarından ve görevli personelden durumun teyidi alınabilir.”

Daha önce Özel Harekât’ta, asayiş ekiplerinde, karakollarda, Çevik Kuvvet’te çalışan bu şube müdürü 2013’ten bu yana da Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı’nda görevliydi.

İfadesinde -o dönem itibarıyla- 15 yıldır Menzil cemaatinin faaliyetlerine katıldığını üzerine basa basa anlatan şube müdürü, kolayca tahmin edileceği üzere halen emniyet teşkilatında çalışıyor.

Hem de o kadar çok uzakta değil. Ankara Emniyet Müdürlüğü kadrosunda ilçe emniyet müdürü.

Üstelik ifadesinde bir cemaatin üyesi olduğunu açıkça itiraf eden şube müdürü, bu süreçte terfi alarak 4. sınıf emniyet müdürlüğünden 3. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirildi. Bu arada, sorulması gereken başka bir soru daha var: “Bu polis müdürü Bylock’u yüklediyse nasıl Menzilci oluyor? Menzilciyse Bylock şahsi telefonunda neden yüklü?”

İşte bu noktada daha önceki yazılarımda belirttiğim üzere “renklendirmeye” dikkat çekmek istiyorum. Halen, emniyet teşkilatında “renklenmiş”ler mevcut. Hem de bazıları üst düzey görevlerde.

Soylu’nun “Bir tane göstersinler, bakanlığı bırakacağım” sözlerine yanıt olarak bir belgeyi paylaştım.

TBMM’deki iddialı cümlesine karşılık olan bu belge, halen Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın arşivinde mevcut.

Açıkçası Soylu’nun bu değerlendirmeyi “siyaset” çerçevesinde yaptığını düşünüyorum.

Bakan Soylu, bu iddialı cümleyi kurmadan önce keşke yakın çalışma ekibinde yer alan istihbarat, terörle mücadele, personel hatta teftiş kurulunun başkanlarına sorup bilgi alsaydı.

Eğer sorduysa ve “yoktur” yanıtını aldıysa, naçizane önerim Bakan Soylu çalışma ekibini yeniden gözden geçirmelidir.Kaldı ki, meslektaşlarım Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, Metastaz adlı kitaplarında Polis Akademisi’ndeki Menzil yapılanmasının örneklerini verdi.

İçişleri Bakanlığı ve Polis Akademisi’nden sorumlu Emniyet Genel Müdürlüğü bu konuda herhangi bir tepki göstermedi. Sessiz kalarak bir nevi ikrar yoluna gitti. Kendi içlerinde de bir soruşturma ya da inceleme başlatıldığını duymadık.