Ufuk Yeşil: Hukuksuz şekilde elde edilen ByLock bilgileri ile insanlar cezalandırılamaz

  • 0

Ufuk Yeşil: Hukuksuz şekilde elde edilen ByLock bilgileri ile insanlar cezalandırılamaz

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, sunucusu Litvanya’da bulunan ByLock bilgileri elde edilirken uyulması gereken usul hükümlerinin neler olduğuna, MİT’in yaptığı çalışmayla bu bilgileri elde edip edemeyeceğine ve bu kapsamda ByLock bilgilerinin elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğu hususlarına değindi.

İŞTE UFUK YEŞİL’İN RESMİ TWEETLER HESABINDAN PAYLAŞTIĞI O ÖNEMLİ BİLGİLER

“Devamı…”

  • 0

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil: Bylock hukuka aykırı bir ‘delil’dir

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirildiğini vurgulayarak,  ‘Sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulduğunu ve bu sebeple Anayasa’da bulunan maddeler gereğince hukuka aykırı bir delil olduğunu ortaya koymuştur.’ dedi.

İşte Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil’in o tweetleri:

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) son kararında (20/12/2018 T., 2018/16-419 E., 2018/661 K.) Bylock bilgilerinin hukuka aykırı ele geçirildiğinin itirafı niteliğinde olan hususlara yer vermiş olup, bilgiselde yargılama dosyaları için çok önemli olan bu konu üzerinde duracağız.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142355689517572096?s=19

2- Bylock sunucusundan imaj alınması için verilmiş bir mahkeme kararına MİT’in hazırladığı Teknik Raporda ve hazırlanan iddianamelerde yer verilmese de, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince dijital materyallerin imajlarının alınması ve bilirkişi incelemesi yapılması için12129

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356053113364480

3- verilen 09.12.2016 gün ve 2016/6774 sayılı değişik iş kararını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu; “MİT’in yasal yetkisi çerçevesinde temin ettiği ByLock veri tabanı üzerinde CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince geçmişe dönük olarak uygulanan arama tedbiri” olarak kabul etmiştir

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356259712196609

4- (CGKnin 26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı kararı). Her ne kadar, CMK’da geçmişe dönük arama gibi bir usul hükmü bulunmasa da, hem 16. Ceza Dairesi, hem de CGK, Bylock bilgilerinin elde edilme yönteminin hukukiliğiyle ilgili

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356369774927872

5- Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin karar tarihini (09/12/2016) milat kabul etmişler ve Bylock’la ilgili çalışmaların bu karardan sonra başladığını belirterek; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 sayılı soruşturma dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356528592236544

6- Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına (EGM-KOM) gönderilen 16.12.2016 tarihli yazıya göre; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince verilen inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden ByLock verilerinin tamamını içeren

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356629138169856

7- hard disk ve abonelik listesinin bulunduğu flash belleğin imajını içerir hard diskin gönderildiği, ByLock ile ilgili yazışmaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturma dosyası üzerinden sağlanması,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356731395284992

8- talimat doğrultusunda bir komisyon aracılığıyla gerekli araştırma ve soruşturma işlemlerinin yapılmasıyla ulaşılan tespitleri içerir rapor düzenlenmesi talimatı verildiği” ifadesine yer vermişlerdir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356822583599105

9- Ancak, CGK’nın son kararında Bylock ile ilgili çalışmaların 09/12/2016 tarihinde değil, bu tarihten çok daha önce yapılıp bitirildiği ve üzerinde her türlü inceleme yapılıp orijinalliğini kaybeden veriler üzerinden imaj alındığı ortaya konulmuştur. Şöyle ki,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356921799905281

10- kararda; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgilendirme amacıyla Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığının 11.12.2018 tarihli ByLock Kronoloji Raporunda,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357061512179713

11- MİT tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kurulan bilgisayarda yer alan ByLock verilerinin 29.11.2016 tarihinde KOM görevlilerince imajı alınarak KOM Daire Başkanlığına gönderildiği, – Bu verilerin incelenerek adli soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılabilmesi için

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357142487412738

12- rapor hazırlanması amacıyla 01.12.2016 tarihinde KOM, Terörle Mücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarınca görevlendirilen personelden oluşan çalışma grubu kurulduğu ve 02.12.2016 tarihinde verilerin incelenmeye başlandığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357244853587968

13- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ByLock sunucusuna ait 9 IP adresine bağlanan abonelere ilişkin 129.862 satırlık “ByLock abone listesi” ve MİT tarafından hazırlanan 88 sayfalık “MİT teknik raporu”nun 16.12.2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığınca teslim alındığı”

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357337371480066

14- ifadelerine yer verilmiştir. Bylock kronoloji raporundan da anlaşılacağı üzere, Bylock’la ilgili dijital materyalden; imaj alma kararından önce KOM görevlilerince zaten imaj alınmış, veriler incelenmiş ve imaj alınması için 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nce verilen

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357420401930241

15-karar üzerine de bu karardan önce oluşturulan Bylock abone listesi 16/12/2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığına teslim edilmiştir. CGKnın son kararından hareketle; Bylock bilgilerinin elde edilmesi ve imajlarının alınmasından önce verilmiş bir hâkim kararının bulunmadığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357503558258688

16-Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararından aylar önce elde edilen, üzerinde her türlü çalışma yapılan ve isim listeleri oluşturulan dijital materyal üzerinden imaj alındığı ve bu haliyle bu bilgilerin orijinal olmadıkları ortadadır.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357576899801093

17- Kısaca, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirilmiş, sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulmuştur ve bu haliyle Anayasa’nın 38/4.,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357882920415233

18- CMK’nın 148/4., 217/2. ve 230/1-b maddeleri gereğince hukuka aykırı delildir. Bu delilin yargılamada kullanılması nedeniyle de, ilgililerin Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakları ihlal edilmiştir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357974431784961

19- Bylock bilgi ve verilerinin delil değeriyle ilgili bu ve daha ayrıntılı hususlara “Hukuk ve İnsan Hakları Bağlamında Bylock Bilgilerinin Delil Değeri” isimli kitabımızdan ulaşabilirsiniz. https://yetkin.com.tr/bylock-bilgilerinin-delil-degeri-ytk126

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142358085044002817


  • 0

‘HUKUK PORNOSU’na dönen bir rezilliğin adıdır BYLOCK!

Cemaatçisinden sosyalistine, HDP’lisinden ateistine, alevilerden kürtlere kadar geniş yelpazedeki MUHALİF gruplar “FETÖ” ya da “Vatan Haini” isimli cadı kazanlarına atılmaya ve ‘vatanseverler’ce peşinen ve toptan cezalandırılmaya  devam ediliyor.

Bu toplu cezalandırılmalarda kullanılan en büyük delili(?) ise şüphesiz BYLOCK iddiası oluşturuyor.

ByLock yargılamalarında, bütün davaların temel  dayanağı kabul edilen ve Hakim – Savcılar tarafından adeta “Doğruluğu tartışılmaz bir delilmiş gibi” kabul edilen 88 sayfalık MİT raporunda ByLock kullanıcı sayısı 215 bin 92 kişi olarak açıklanmıştı
(https://www.adaletbiz.com/images/upload/bylock_1.pdf)

1,5 yılı aşkın bir süre boyunca sadece bu rapor gerekçe gösterilerek 10 binlerce kişi tutuklandı, peşinen cezalandırıldı, yuvalar dağıtıldı, her an listelere girme korkusuyla muhaliflere cehennem yaşatıldı!

Savcılıklara, ‘görevsiz ve yetkisiz’ MİT tarafından gönderilen ve CMK’yı yok sayarcasına hazırlanan bu excel listelerinde Mart 2017 tarihinde bir GÜNCELLEME(!) yapılarak liste 215.092’den 129.862’e indirildi (http://bylockgercegi.com/2019/03/25/bylockun-hic-bir-delil-ozelligi-yok-ve-hic-olmadi/)

Müyesser Yıldız’ın haberi ile öğrendiğimize göre (https://odatv.com/yargitayin-bylock-karari-niye-gecikti-26101805.html) MİT’e göre, “Listeler, 15 Temmuz şaibeli darbe girişiminin sonrasında ACİLİYETİNE BİNAEN “abonelik verileri” üzerinden hazırlanmıştı. 

Oysa abone ile kullanıcı farklı olabilirdi. Kullanıcı şahsın belirlenmesi için yeterince çalışma yapılmadan, gönderilen listeler üzerinde doğrudan adli işlem tesis ediliyordu. 

Yani kaçının hakkında işlem yapıldığını bilemediğimiz yaklaşık 100 bin kişi YANLIŞLIKLA araya kaynamıştı!

Bu tarihten sonra adli bilişim uzmanlarının gayretiyle “Morbeyin” denilen bir uygulamanın varlığı tespit edildi. Buna göre; haklarında soruşturma olan 11 bin 480 kişi iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmişti.

Aynı haberden öğrendiğimize göre BTK’nın üst düzey bir yöneticisi, konuyla ilgilenen milletvekillerini teker teker arayıp, listelerde hata bulunmadığını, yönlendirmenin bir algı olduğunu anlatmış, telafi edilemeyecek bu hatayı kabul etmemek için uzun süre mücadele vermişti.

Habere göre, söz konusu listenin  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslimi sonrasında da, bu durumun açıklanması için yaklaşık 2 hafta Saray’dan yani Erdoğan’dan haber beklenmiş ve ancak haber geldikten sonra açıklama yapılabilmişti!

‘Hata’ sonucu soruşturma geçiren, mesleklerinden ihraç edilen, tutuklanan, haklarında dava açılan bu kişilerin  2 yıl boyunca “yanlışlıkla” dünyalarının karartıldığı kabul edildi ki bu 

süre zarfında listede bulunduğu için 4 kişi intihar etmişti! http://magduriyetler.com/2017/12/30/hatali-bylock-listesinde-adi-olan-4-kisi-daha-once-intihar-etti 

Nisan 2018’de ise, “49.680 kişilik kullanıcı ID” olanların bulunduğu iddia edilen yeni bir liste oluşturularak yeniden adli makamlara gönderildi (http://bylockgercegi.com/2019/03/25/bylockun-hic-bir-delil-ozelligi-yok-ve-hic-olmadi/ ). Böylelikle her güncellemede 100 bin kişi eksilerek yeni listeler oluşturuldu.

Emniyet sorgusunda, kullandığı BELOC isimli kalp ilacını sorduklarını zannederek hakkındaki suçlamayı(?) kabul eden Pütürge’li 80 yaşındaki Rahmi dayı (https://twitter.com/KorayPeksayar/status/1110538586284351488?s=19) gibi binlerce kişi, aylarca MASUMİYETLERİNİ İSPATLAYAMADIKLARI için tutuklu kaldılar!

Müyesser Yıldız, adli bilişim uzmanlarına dayanarak yazdığı Eylül 2018’deki haberinde ise (https://odatv.com/40-bin-kisilik-yeni-bylock-skandali-mi-25091830.html), ilk güncellemeden sonraki listede ‘sütun kayması’ sebebi ile 40 bin kişinin yanlışlıkla araya kaynadığını dile getirdi ama bir işlem yapılmadı!

Yargıtay 16.Ceza Dairesi, 2017 yılında  jet hızıyla aldığı kararında ByLock’un tek başına “KESİN” olarak terör örgütü üyeliği suçu için delil olacağını kabul etmiş (https://www.sabah.com.tr/gundem/2017/06/17/bylockta-son-nokta-kesin-delil-olabilir) ve onbinlerce kişi bu yanlış içtihat(?) dayanak gösterilerek peşinen cezalandırılmıştı

Fakat daire 2018 Haziran’ında, ‘User-ID eşleşmesi’ yapılmadan operatör kayıtlarının tek başına delil olamayacağı yönünde karar alıp (https://www.memurlar.net/haber/757580/yargitay-dan-cg-nat-verilerine-dayali-bylock-dosyalari-icin-cok-onemli-karar.html), “yazışma içeriklerine” bakılması gibi yeni kriterler belirledi. Onbinlerce beraat etmesi gerekirken böyle olmadı. 

Müyesser Yıldız’ın ilk makalesine göre, Yargıtay CGK bu durumu görüşürken, asıl mağduriyete sebep veren MESAJ İÇERİKLERİ gündeme gelmişti. Ve “içeriği maddi olgularla desteklenmeyen User Id tespitlerinin delil niteliği bulunmamaktadır” şeklinde bir madde kabul görmüştü.

Bu şerh hayati önem taşımaktaydı zira, ByLock’ta ID eşleşmesi görünmesine rağmen tek mesaj atmamış onbinlerce kişi bulunduğu gibi, eşini aldatmak amacıyla (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/03/29/bylocku-esimi-aldatmak-icin-kullandim/ ) veya Mason Locası üyeliği için (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2016/11/11/bylockla-masonik-yazismalar-yaptim) bu ByLock itiraf edenler de çıkmıştı!

Morbeyin listelerinin gecikmesine sebep olan “Saray’dan yargıya uzanan uzun kol” yeniden devreye girip bu önemli şerhin yazılmasını ENGELLEMEK İSTEDİĞİ, Müyesser Yıldız’ın aynı makalesinde iddia edilmişti.

Aralık 2018’de açıklanan ve kendi içinde birçok çelişkiyle dolu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında SARAYDAN UZANAN UZUN KOL’un devreye girdiği, ÇÖP olduğunun ortaya çıkmasından korkulan sözde ByLock delilinin(?) için söz konusu şerhin yazılmadığı görülecekti! 

MİTin servis ettiği ilk listeyi güncelleyerek 100.000 kişiyi eklenme gerekçesi olarak öne sürdüğü ‘işin aciliyetine binaen’ saçmalığı renk değiştirerek AYM (ör:Tahir Gökatalay) AİHM (ör: Vidal/Belçika) ve uluslararası kabulleri yerle bir ederek YCGK’da tekrar ortaya çıktı

16.Ceza Dairesi, bir kişinin BYLOCK ağına dahil olduğu ile ilgili olarak aradığı asgari şart olan “Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ,Yargıtay CGK’nun kararına konu olan dosyada YOKTU. Ama bu eksik belge hükümden sonra, temyiz aşamasında dosyaya eklenmişti.

Bu durum CMK 217/1 başta olmak üzere ulusal ve uluslar arası tüm mevzuatlara göre “SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ” prensibi gereğince ADİL YARGILANMA İLKESİ’nin açıkça ihlalini oluşturmaktadır. Sanığın, aleyhine olan belge ile ilgili  SAVUNMA HAKKINA açıkça tecavüz edilmiştir!

YCGK, bu tasarrufu için bulduğu sözde gerekçe, sadece hukuk öğrencilerini değil, kargaları bile güldürücek cinstendir; “sanığa bu belge ile ilgili yeniden savunma hakkı verilmesi, usul ekonomisi gereği sanığın makul sürede yargılanma hakkını ihlal eder”https://twitter.com/tarik_avukat/status/1104085467178455040?s=19

Ele geçirilmesinden excel listelerine, AKP’li Hakim Savcılarca KUTSAL kabul edilmesinden sürekli GÜNCELLENMESİNE, 16. CD’nin yerel mahkemelerce UMURSANMAMASINDAN, “Sarayın” müdahale ettiği YCGK kararına kadar baştan sonra “HUKUK PORNOSU”na dönen bir rezilliğin adıdır BYLOCK!


  • 0

ByLock’un hiç bir delil özelliği yok ve hiç olmadı!.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu son ByLock kararının kısa bir analizini yaptığımızda en başta 215092 kişi ile başlayan ByLock listesinin bugün 49.680 kişiye düştüğü gözlemlenmiştir. Son YCGK kararına göre ID si olmayan kullanıcılar için ByLock’un delil özelliği kalmamıştır. Bu karar olumlu bir adım olsada hukuksuzluğu devam ettiren bir karardır.

Şöyle ki;

ByLock yargılamalarında bütün davaların dayandığı 88 sayfalık MİT raporunda ByLock kullanıcı sayısı 215092’dır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; CMK 134 gereğince mahkeme kararı alınmadan 29.11.16 da imaj alınmıştır. 

01.03.2017 tarihinde liste 215.092’den 129.862’e indirilmiştir.15.08.2017 tarihinde güncellenerek 123.111 kişilik liste oluşturulmasına rağmen 129.860 kişilik eski liste KOM il birimlerine sorguya açılmış ve bunlara adli işlem yapılmıştır.

Nisan 2018’de, 49.680 kişilik kullanıcı ID olanların olan yeni bir liste oluşturulmuştur. Her güncellemede 100 bin kişi eksilerek yeni listeler oluşturulmuştur.

15 Ağustos 2018’de abone bilgilerinden oluşan bir liste BTK’den yollanmıştır ama bunun da ne şekilde oluşturulduğu nasıl güncelleme yapıldığı tam bir muammadır. Maalesef bütün bu süreçler adli bir makamın iradesinden ayrı olarak istihbari olarak yürütülmüştür.

Bu işlemlerin hiçbir kanuni / hukuki / mantıki dayanağı bulunmamakla birlikte bilimsel / denetlenebilir bir teknik bilgi de barındırmamaktadır.

İstihbari verilerin delil olmaması yasalarımızca sabit olmakla birlikte, bu istihbari verilerin en başından günümüze kadar devamlı değişime uğraması ve bu sürecin adli birimler haricinde yapılması hiç bir hukuk sisteminde görülmemiş bir hukuki faciadır.

Bu hukuksuzlukları gerçek hukukçuların gündeme getirmesini talep ediyor ve tüm ByLock mağdurlarının mutlaka hukuki yolları adım adım takip edip sonunda haklılıklarını tescil edeceklerine inancımızı yeniliyoruz.


Yargıtay Kararının ilgili bölümü
Yargıtay Kararının ilgili bölümü

  • 0

‘ByLock verilerinin hiç bir delil değeri yok’

Avukat Levent Mazılıgüney, kişisel Twitter hesabından ByLock davalarına dair CMK 134 ve 135. Maddeleri kapsamında yeni değerlendirmelerde bulundu. Kişisel iletişim verilerinin CMK 135. Maddeye göre hakim kararından önce alınarak delil olarak kullanılamayacağını belirten Mazılıgüney, tesadüfi olarak elde edilen bir veriye dayanarak soruşturma açılsa bile verilerin hiçbir şekilde delil hükmüne geçemeyeceğini vurguladı.

CMK 134 ve 135 kapsamında ByLock başta olmak üzere her türlü iletişim içeriğinin elde edilmesi konularında bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Her konunun, siyasetten uzak, hukuk çerçevesinde ve insan hakları temelli tartışılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Değerli dostlar, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (24/04/2017 T., 2015/3 E., 2017/3 K. sayılı kararı) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı karar) ByLock bilgilerinin 2-(yazışma içerikleri, CGNAT kayıtları ve IP adresleri vb.)

Elde edilme yöntemini CMK’nın 134. maddesi kapsamında değerlendirip, 135. madde kapsamında değerlendirmemesinin üzerinde duracağım. Elbette hukuka uygunluğu üzerinde de tartışmak istiyorum. Konuyu ByLock ile sınırlı düşünmeyelim. Her türlü iletişim içeriği gündemde olabilir.

Acaba, hakkında iletişiminin dinlenmesi ya da kayda alınması kararı verilmemiş bir kişinin bilgisayarında CMK’nın 134. maddesine göre yapılan aramada, kişinin bu bilgisayar üzerinden gerçekleştirdiği ve ancakCMK’nın 135. maddesine göre elde edilebilecek iletişim bilgilerinin de elde edilmesi mümkün müdür ve bu şekilde elde edilen deliller hukuka uygun mudur?

Her iki kararda da, CMK’nın 135. maddesine göre elde edilen iletişimin dinlenilmesine veya kayda alınmasına ilişkin hususların, verilmiş hakim kararına dayanılarak “halen ve gelecekte yapılacak” haberleşmelere ilişkin olduğu ve kararda belirtilen süreden önceki ve sonraki iletişimim dinlenilmesi ve kayda alınması mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Kararlarda yer verilen hususlar, CMK’nın 135. maddesi gereğince ve haberleşme hürriyetiyle ilgili verilen tedbir kararlarıyla ilgili olup, bunları 134. madde kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Zira 134. maddede düzenlenen tedbir, bilişim sistemleri üzerinde haberleşme dışındaki sabit bilgi, veri ve programlardan delil elde edilme yöntemini düzenlemektedir.

Bu açıklamalardan sonra yukarıdaki soruya cevaplamak gerekirse; öncelikle, bu soruya olumlu cevap verebilmek mümkün değildir. Zira haberleşmeye ilişkin yazışma içerikleri kişinin kullandığı bilgisayarda kayıtlı da olsa, bu içeriklere ulaşılması CMK’nın 135. maddesine göre verilmiş bir hakim kararına bağlıdır ve yalnızca bu kararda belirtilen süre kadar görüşme içerikleri dinlenip kaydedilebilir.

Yani, belirtilen zaman diliminden önce ya da sonraki bir zamanda görüşmelerin dinlenip kayda alınması mümkün değildir. Yine, yukarıdaki kararlarda yer verildiği üzere, kişinin geçmişte gerçekleştirdiği iletişimine ilişkin bilgiler haberleşmenin dinlenmesi ve kayda alınması değil “iletişimin tespiti” olup, bu tespit kapsamında haberleşme içeriğinin öğrenilmesi mümkün değildir.

ByLock özelinde, kararlarda, Bylock sunucusunda kayıtlı yazışma içeriklerinin elde edilmesiyle ilgili CMK’nın 135. maddesine göre “geçmişe dönük olarak” verilmiş bir mahkeme kararından da bahsedilmemektedir.

Haberleşmenin gizliliği kapsamında korunan yazışma içeriklerine CMK’nın 134. maddesine dayanılarak yapılacak bir arama sonucu ulaşılabileceğini söylemek ve kararlarda yer verildiği üzere yazışma içeriklerini 134. madde kapsamında “kaydetme” olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, 135. maddeye göre elde edilmeyecek bir delile 134. maddenin uygunsuz kullanılması suretiyle ulaşılması anlamına gelir.

Eğer bu şekilde elde edilecek bir delil hukuka uygun kabul edilecekse o zaman CMK 135. maddesine ne gerek vardır?

Konuyla ilgili yazdığı makalede e-postaların takibiyle ilgili hususları değerlendiren Ersan ŞEN şunları söylemiştir: “…e-posta, insanların görüş alışverişinde bulunup bilgi paylaşması vasıtası olması sebebiyle de haberleşme hürriyetinin kapsamında kabul ve koruma görür.

Bireyin e-posta üzerinden yaptığı görüşmeler, CMK m.134’de düzenlenen bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yoluyla takip edilemez. Çünkü e-posta, bilgisayarda duran sabit bilgi, veri ve program olmayıp, tümü ile Anayasa m.22 kapsamında değerlendirilmesi gereken haberleşme hürriyetinin bir kullanım şeklidir.” (Ersan ŞEN: “E-Posta Takibi”)

ByLock (ya da başka bir uygulama) bilgilerinin elde edilmesinin e-posta içeriklerinin elde edilmesinden bir farkı bulunmayıp, haberleşme hürriyeti kapsamında korunan bu bilgilere de ancak CMK’nın 135. maddesine uygun olarak verilen hakim kararı ve bu kararda belirtilen süre zarfıyla sınırlı olarak ulaşılabilir ve daha sonraki bir tarihte 134. maddeye göre yapılan arama kapsamında ulaşılan bilgilerin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını değerlendiriyorum.

Elde edilen bilgilerin CMK’nın 138/2. maddesi gereğince tesadüfen elde edilen delil olduğu ve C.savcısına haber verilerek bu konuda yeni bir soruşturma başlatılabileceği ve 135. madde kapsamında yeni bir tedbir kararının alınabileceği iddia edilebilir.

Ancak daha önce de belirtildiği üzere, tesadüfen elden edilen delilin delil olarak değerlendirilebilmesi, usulüne uygun şekilde elde edilmiş olmasına bağlıdır. Aramayla ilgili hâkim veya savcı kararı yoksa ya da arama usulüne uygun yapılmamışsa başka bir suçla ilgili tesadüfi delil elde edilse bile bu delilin hukuki değeri olmayacak ve yargılamada kullanılamayacaktır. Haberleşme hürriyetine ilişkin olan ByLock bilgilerinin ancak CMK’nın 135. maddesine göre elde edilebileceği ve bu konuda verilmiş bir hakim kararının bulunmadığı dikkate alındığında, Yargıtay’ın imaj alma işlemi için yapılan başvuruyu CMK’da olmamasına rağmen geçmişe dönük arama olarak ve 134. maddesi kapsamında değerlendirip, konuyla ilgili 135. madde kapsamında böyle bir değerlendirme yapmaması karşısında, 134. maddeye uygun olarak elde edildiği kabul edilse bile, 135. maddeye uygun olarak elde edilmeyen bu bilgilerin tesadüfen elde edilmiş delil olarak kabulü de mümkün değildir.

Ayrıca, elde edilen bilgilerin saklanma süresi 5809 sayılı Haberleşme Kanununa dayanılarak çıkarılan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği ve Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtildiği üzere en fazla bir yıldır ve bu bilgilerin ele geçirildiği tarih itibariyle saklanmaları gereken bir yıllık süre dolmuş ve bu bilgiler yasak delil haline gelmiştir.

Hiçbir surette yargılamada kullanılabilmeleri mümkün değildir. Kısaca, ByLock (veya başka bir iletişim uygulaması) bilgilerinin CMK’nın 135. maddesine göre elde edilmesi gerekirken 134. maddeye göre elde edildiğinin belirtilmesi ve Yargıtayca incelemenin 134. maddeye göre yapılmış olmasının CMK’ya aykırı olduğu gibi 5809 sayılı Kanuna da aykırı olduğunu değerlendiriyorum.
Konunun bu açıdan da tartışılması ve hukuk içinde her türlü tartışmanın olağan olması faydalı olacaktır.

İncelediğim içeriklerin çoğunluğunda hiçbir suç unsuruna rastlamadım ve yalnızca bir uygulamanın kullanılmasını Silahlı Terör Örgütü üyeliğiyle bağdaştıramıyorum. İçeriğinde suç unsuru yoksa beraat olmalı argümanını bir türlü anlatamadık. Belki böyle fayda sağlarız.

Her zaman söylediğim gibi, yanılıyor olabilirim. Tek doğru benim söylediklerim, yazdıklarım değildir. Her konu hukuk, bilim ve tabii ki vicdan çerçevesinde tartışılabilirse insanlarımız çok daha huzurlu olacaktır.
Faydalı olmasını dileyerek saygılarımı sunuyorum.


  • 0

Kenneth Roth: Türk Hükümeti ByLock konusunda paranoyakça davranıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü Koordinatörü Kenneth Roth; 20 ve 21 Ocak 2019’da paylaştığı iki ayrı twitte, Erdoğan Rejimi’nin ByLock konusundaki yaklaşımını ‘Paranoyakça‘ olarak nitelendirdi.

Kenneth Roth, 100 binden fazla kisinin ByLock adlı anlık mesajlaşma uygulamasını indirdiğini, Paranoyak Türkiye hükümeti icin ‘Bylock indirenlerin darbe planlayıcısı olduguna dair kesin delil(!)’ kabul edildiğini, hakim Murat Arslanın ByLock kullandığı için 10 yıl mahkumiyet aldığını, ByLock kullanmanın hiçkimseyi darbeci yapmayacağını belirtti.

İŞTE KENNETH ROTH’UN O TWEET’LERİ


PARANOİD (PARANOYAKLIK) NEDİR


  • 0

ByLock yalanlarıyla kandırılan Türk yargısı

“Yargının Bylock İmtihanı” başlıklı bir makale ile, Türk adli tarihinde örneği görülmeyen bir hukuksuzluk, tüm yönleri ile deşifre edildi.

Aziz Kamil Can imzası ile justicesquare.com‘da yayınlanan makale; Türk adli tarihinde örneği görülmeyen bir hukuksuzluğu tüm yönleri ile deşifre etmekte, ‘Bylock’ adı verilen sözde delilin neden hukuksal değerinin bulunmadığını her yönüyle ortaya koymakta ve mahkemelerdeki savunmalarda kullanılabilecek çok önemli bilgilere yer vermektedir. 

“Devamı…”

  • 0

ByLock Verilerinin Tamamen Yasa Dışı Şekilde Elde Edildiğine Dair Hukuki Mütalaa (30 Haziran 2018)

ByLock konusundaki ilk karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (CD) 24 Nisan 2017 tarihli kararı olup bu karar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26 Eylül 2017 tarihli kararları onanmış ve kesin hüküm niteliğini kazanmıştır.

Türkiye’deki tüm mahkemeler 24 Nisan 2017 tarihinden sonra verdikleri kararlarda, yukarıda belirtilen iki karara atıf yaparak ByLock verilerinin yasal delil olduğunu değerlendirip mahkûmiyet kararlarında kullanmışlardır.

Yargıtay 16. CD, 24 Nisan 2017 tarihli kararında, ByLock’a ilişkin verilerin nasıl ele geçirildiğini ve ceza soruşturmalarına dayanak yapıldığını şu şekilde açıklamıştır:

“Devamı…”

  • 0

ByLock yüklemek de kullanmak da suç değildir!..

Av.Murat Akkoç, ‘Her hangi akıllı bir telefon uygulamasını bu bylock olabilir, WhatsApp olabilir, başka bir uygulama olabilir indirmek ve kullanmak suç değildir.’ dedi.

Erkam Tufan’la 30 dakika programına katılan Akkoç, *AİHM bu kararları bozacaktır .çünkü bu şucların ömrü AKP iktidarının ömrü kadardır.’ şeklinde konuştu. @avmuratakkoc


İŞTE PROGRAMIN TAMAMI