Amerikalı tarafsız bilişim uzmanı Walter McDaniel tarafından hazırlanan ve ByLock hakkında ki iddaaları inceleyen rapor aşağıda sunulmuştur.

BYLOCK UYGULAMASI HAKKINDA İDDİALAR ÇERÇEVESİNDE BİR RAPOR ÇALIŞMASI

Bylock, medyaya yansıyan haberler bağlamında kriptolu bir haberleşme programı olduğu anlaşılmaktadır. Hakkında birçok iddia gündeme gelmekle birlikte programın kullanımdan uzun bir süre önce kalkmış olması sebebiyle bu iddialara dair net bir tespitte bulunmak mümkün değildir. Halen Bylock konusunda hazırlanan tek raporun MİT tarafından hazırlanan rapor olduğu anlaşılmakla, rapor hakkındaki bilgiler medyaya yansıyan kısımlarından ibarettir.

Programın kullanımdan kalkmış olması sebebiyle bazı iddiaların gerçekliği konusunda net cevaplar verilemese de büyük bir bölümü rahatlıkla netliğe kavuşturulabilecekken ilgili kişi veya kurumlar tarafından herhangi bir açıklama yapılmamakta, bu sebeple de iddialar sürekli şekil ve boyut değiştirerek farklı medya organları tarafından farklı şekillerde servis edilmekte ve kamuoyunda müthiş bir bilgi kirliliği oluşmaktadır.

Bu şartlarda maddi gerçeğe ancak tüm bu iddia, haber ve yorumların bir arada değerlendirilip hukuk, mantık ve bilim süzgecinden geçirilerek ulaşılabileceği ortadadır.

Bu noktadan hareketle, aşağıda, Bylock ile ilgili iddialara tüm yönleriyle yer verilmiş, iddialar hukuk, mantık ve teknik yönleriyle ele alınmış ve her mantığın mutabık kalabileceği ortak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Varsa itiraz sahiplerinin itirazlarını delilleriyle ve gerekçeleriyle ortaya koyması gerekmektedir.

TEKNOLOJİ UZMANI WALTER MCDANIEL TARAFINDAN DESTEKLEYİCİ BİR ÇALIŞMA

Birçoğunuz Türkiye’de ByLock uygulaması ile ilgili gelişmelerden haberdarsınızdır. 100.000’den fazla kişi bir akıllı telefon uygulamasını kullanmaları sebebiyle hapsedildi. Bu yazıda bu iddiaların arkasındaki teknolojik gerçeklere bakacağız. Hükümet yetkilileri muhalif görüşte olan kişilerin birbirleriyle irtibat kurmak için bu uygulamayı kullandıklarını iddia etmektedirler. Ayrıca bunun onları takip edilmesini kolaylaştırdığını ileri sürmektedirler.

Bunun karşısında olan kişiler de hükümetin pek çok vatandaşı haksız yere hapse attığına inanmaktadır. Her iki taraf da iddialarında tamamen eminler. Bugün her iki tarafın kanıtlarına bakacağız.

İlk olarak, ByLock uygulaması ile güvenli mesaj göndermek mümkün müdür ya da mümkün müydü? Bu sorunun kısaca cevabı “Hayır”. Yetenekli bir hacker veya telefona ulaşabilen herhangi bir kişi bilgilere zorlanmadan ulaşabilir. ByLock, teknoloji uzmanları tarafından asla kullanılacak bir uygulama değildir.  ByLock gibi basit bir uygulamayı kullanmak onların asla yapmayacakları bir hatadır. Bu teknoloji aleminde olmayacak bir şeydir.

Kişiler bu uygulamayı yanlışlıkla mı kullandı? İletişimin güvenli olduğuna mı inandı? Bu uzak bir ihtimal. Bunu ispatlamamız mümkün değil. Hükümet telefonlara el koyunca bu imkân ortadan kalktı. Bunu nasıl yapabildiler?

Bu program, Hükümet telefonlara el koyunca “kanıt üretmek” için mükemmeldir. Teknik ekipler bunla ilgili her şeyi yapabilirler.  İstedikleri her türlü delili üretebilirler. SMS bilgilerinin, tarihlerinin ve daha pek çok şeyin nasıl değiştirileceğini biliyorum. On adet telefonla herhangi bir kişi her türlü komplonun içine konabilir. Bu şartlarda toplanan deliller geçersizden de kötüdür.

Teoride, uluslararası bir yazışmayla sunucuyu alabilirlerdi. Şuana kadar bunu yapmadılar. Kaydedilmiş sunucu dosyaları olmadan hiçbir delilleri yok. Ellerinde olan her türlü delil hükümet müdahalesi sebebiyle zan altındadır. Tarafsız üçüncü kişiler tarafından indirilip incelenmediği sürece eldeki veri işe yaramaz durumdadır.

Şimdi bir de diğer taraftan bakalım. Erdoğan’a Türkiye’de muhalefet var mı? Cevap “Evet”. Muhalifler ve ByLock arasında açık bir bağlantı olduğu gözükmüyor. Hem muhalifler hem de hükümeti destekleyenler uygulamayı kullanmışlar. İki taraftan da olmayan üçüncü grup kişiler de uygulamayı Türkiye’de kullandılar. Bir kez daha belirtmek gerekir ki bu uygulamanın muhaliflere özel olduğuna dair elimizde hiçbir kanıt yok.

Teknolojik olarak bu iddialar temelsiz hatta gülünçtür. Amerika Birleşik Devletleri’nde konuyu inceleyecek herhangi bir teknoloji yazarı da aynı şeyleri söyleyecektir. Hükümet teröristleri yanlış yerlerde aramaktadır. Bu sırada Türk insanına zarar vermek isteyen organizasyonlar gözden kaçmaktadır. Bu durum değişmelidir.

Buradaki kanıtlardan da anlaşılacağı üzere Türkiye’de bir problem var. Bu problem için açık bir çözüm de yok. Zayıf haberleşme programları sebebiyle insanları hapse atmak çözüm değil. Ya da uygulama kullananları takip etmek de cevap değil. Geri çekilmeli ve konuya net bir şekilde bakmalıyız. Bu kriz anında sadece küresel topluluklar Türkiye’ye yardım edebilir.

Biyografi: Walter McDaniel, şuan yardım kuruluşları için çalışan eski bir gazetecidir. Şifreleme üzerine on yıldan fazla tecrübesi bulunmaktadır. Walter, aralarında Technorati, the Camden Chronicle ve Digital Journal’ın da olduğu çeşitli kuruluşlar için çalışmıştır. Uzmanlığı, gazetecilik amacıyla kurduğu karmaşık şifreleme ağlarından gelmektedir. Walter, Winthrop Üniversitesinden Gazetecilik derecesi ile mezun olmuş ve Bilgisayar Bilimleri (Computer Science) alanında yoğun bir eğitim almıştır. Pek çok sitede teknoloji konularında yazılar yazmaya ve özel bilgisayar ağları yönetmeye devam etmektedir.

Bu raporun Ingilizce imzalı aslına,  Türkçe tercümesine ve internette yayınlanmış şekline aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz…

ByLock Teknik Rapor İngilizce İmzalı

ByLock Teknik Rapor Türkçe Tercümesi

İnternette yayınlanmış rapor

 

Read 1672 times

"BYLOCK un DELİL HÜKMÜ YOKTUR" - ‎EMEKLİ ASKERÎ HAKİM DR. ÜMİT KARDAŞ

 

Emekli Askerî Hakim Dr. Ümit Kardaş ile Yeni Asya Gazetesinden ÜLKER YILMAZ CABA ile yaptığı söyleşiden bylock un delil vasfına ilişkin bir kesit Soru : Hukuk devletinde hür, bağımsız ve tarafsız yargı organlarının yetki alanındaki süreçlerin MGK ve MİT gibi kurumlarca yönlendirilmesi söz konusu olabilir mi? ‎cevap : ‎YCGK’nın Bylock ile ilgili aldığı karar hukuki olmayıp, MİT’in düzenlediği sadece isim bildiren listeleri delil olarak kabul etmek tüm ceza muhakemesi hukuku birikimini yok etmek demektir. Kişilerin bu program üzerinden örgütün hangi üyeleriyle görüştüğü ve bu konuşmaların içeriğinin ne olduğunun ortaya konulması gerekir. Kaldı ki bu içerikler hakim kararına dayalı olarak dinlenilmemiş olduğundan açıklansalar da hukuka aykırı delil oluştururlar. İletişimin hakim kararıyla dinlenilmesi durumunda dahi bu deliller asli delil olamaz. Ancak kuvvetli delillerin yanında ikincil, destekleyici delil olurlar. Sadece Bylock uygulamasını ya da banka hesaplarını, çalışma yerlerini, yazıları gerekçe göstererek mahkumiyete gidilebiliyorsa bu bizi yargısal süreçle ilgili endişelere, güvensizlik duygusuna götürür.

Emekli Askerî Hakim Dr. Ümit Kardaş

İstihbarat yargıyı yönlendiremez https://t.co/5p4kqTxNd7 https://t.co/igC0Xe93wV RÖPORTAJ: ÜLKER YILMAZ CABA Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Top