Kategori Arşivi: Raporlar

  • 0

Bylock nedir? Ne değildir?

Türkiye’de on binlerce insan “ByLock Mesajlaşma Uygulaması”nı indirdiği için tutuklu durumda. Erdoğan hükümeti, bu uygulamayı kullanmayı “silahlı terör örgütü üyesi olmak” için yeterli delil olarak görüyor. Öğretmenler, gazeteciler, sanatçılar, hukukçular, akademisyenler ve hatta futbolcular dahil on binlerce insanın işlerini kaybetmelerine ve tutuklamalarına gerekçe gösterilen “ByLock” Türkiye’deki kitlesel tutuklamalar için bulunan kullanışlı bir aparat mı, yoksa gerçekten bir suç makinesi mi?

Bu konuda Human Rights Defenders tarafından hazırlanan son raporla, dünya genelinde Google Play ve iTUNES gibi sanal marketlerden 500 binden fazla kişi tarafından indirilen bir mesajlaşma uygulamasının nasıl kriminalize edildiği tüm yönleriyle inceleniyor.

Gerek MİT ve Emniyet, gerekse adli merciler ve yandaş basın tarafından ortaya atılan iddialardaki yalan ve çelişkiler uluslararası saygın teknoloji kurum ve uzmanlarınca hazırlanan raporlar ile gözler önüne seriliyor.

Bu bağlamda rapor, Uluslararası bir Bilgi teknolojileri (IT) firması olan FOX-IT tarafından düzenlenen kapsamlı rapordan yaptığı alıntılarla, MİT incelemesinin, “adli ilkelere bağlı olmadığını ve bu nedenle adli inceleme olarak görülmemesi gerektiği”, “Çelişkili ve asılsız tespitler, nesnellik ve şeffaflıktan uzak olunması nedeniyle MİT soruşturması temelde kusurlu olduğu” gibi önemli tespitlere de yer veriyor.

Ayrıca ByLock verilerinin yasa dışı yollarla elde edildiği, uluslararası hukuk mercileri ve Türk devlet organlarının itiraf niteliğindeki resmi açıklamaları ve kararları ile ortaya konuluyor. 16. Ceza Dairesi’nin ByLock’un delil kabul edilebileceğine dair kararı da teknik ve hukuki açıdan incelerek, tamamen İstihbarat faaliyeti çerçevesinde elde edilen ByLock kayıtlarının Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince hukuka uygun delil olmadığı tespiti yapılıyor.

Aynı zamanda Anayasa ile koruma altına alınan hakların da aleni şekilde yok sayıldığı hukuki analizler ve örnek dosya incelemeleri ile tespit ediliyor.

Freedom House’nin 2017 Türkiye İnternet Raporunda binlerce akıllı telefon kullanıcısının sadece bir kriptolu mesajlaşma uygulaması olan ByLock’u indirdikleri için tutuklanmalarının eleştirildiğine de çekilerek, uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) yer alan birçok maddesinin ihlal edildiği detayları ile anlatılıyor.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğince hazırlanan rapor ve temsilcilerce yapılan açıklamalar ile ByLock hukuksuzluğunun uluslararası kamuoyunca da tepki topladığı ve Türk yargısının siyasi baskı aracı olarak kullanıldığının altı çiziliyor.

Yine bu doğrultuda raporda yer verilen, BM’nin Düşünce ve İfade Özgürlüğünün Korunması ve Geliştirilmesine Yönelik Özel Raportörü David Kaye’in “Sadece kriptolu bir uygulama kullanmanın bir suç olarak görülmeyeceğini” gibi açıklamaları dikkat çekiyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün de “sadece ByLock yüklemenin, uygulama yüklendiği için bir suç olmaması gerektiği”ne dikkat çektiği aktarılıyor.

Tüm bu yönleri ile Rapor, ByLock’a dair bugüne değin hazırlanan en bütünlüklü inceleme özelliğini taşıyor.


  • 0

What is Bylock?

Tens of thousands of people in Turkey are arrested on account of having downloaded the “Bylock Secure Communication App”. The Erdogan regime regards the mere fact that one downloaded or used this app as sufficient evidence to incriminate him/her in terrorism charges.

Whether the Bylock App which constitutes the ground for detention of tens of thousands of people including teachers, journalists, artists, lawyers, academics, and even football players a handy pretext for mass arrests or a serious criminal finding is a question worthy of investigatory attention.

The latest report produced by the Human Rights Defenders, examines with a holistic approach how a communication app which could be downloaded from prevalent digital markets such as Googleplay or ITUNES, is exploited in such a way as to incriminate thousands of people. Lies manufactured and spread jointly by the Turkish Intelligence Agency (MİT), Police Forces, judicial authorities and pro-Erdogan news outlets have been revealed by international reputable forensic analysis firms and experts.

That being said, an international information technology firm (FOX-IT) concludes that the MIT report cannot be seen as a forensic analysis due to its utter disregard for forensic analysis principles. In its report, the FOX-IT follows that the MİT investigation is flawed in nature since it was conducted in a non-transparent and non-objective manner and it bases its conclusions upon conflicting and unfounded findings.

Besides, the latest report evinces that the Bylock data are gathered illegally and illegitimately, thanks to several international judicial reports as well as Turkish authorities’ confessionary statements and decisions.

Examining the ruling of the 16th Criminal Chamber of the Court of Cassation concluding that the Bylock findings are lawful evidence from a legal and technical perspective, the latest report identifies that the Bylock records which were retrieved within the scope of an intelligence work cannot be used in a court of law according the Turkish Criminal Procedural Law (CMK). The report also harbors legal opinions and case studies attesting to the fact that basic constitutional human rights were severely infringed due to the Bylock investigations.

The report brings attentions to the 2017 Freedom on the Net of the Freedom House which criticizes Turkey for arresting thousands of smart phone users for downloading a messaging app and which opines that basic human rights secured by the ECHR are violated.

The report also highlights that the Bylock has turned into a judicial mean of political oppression and this has created an outcry among international community and this tragedy has reflected to the reports written by the United Nations and European Union.

In the same vein, the statement by the UN Special Rapporteur on freedom on opinion David Kaye noting that the mere use of a cryptographic app cannot be deemed a crime is given space in the report. Lastly, the report refers to the basic conclusion of the International Amnesty that the mere downloading of an app cannot be criminalized.

All this aspects renders the report the most all-encompassing and comprehensive report which has ever been produced on the subject.


  • 0

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin adli ve idari yargılamalarda elektronik delillere dair kılavuz ilkeleri

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 30 Ocak 2019’da ‘Adli ve idari yargılamalarda elektronik delillere dair kılavuz ilkeleri’ yayınladı.

ByLock yargılamalarına dair önemli ilkeler içeren eden Kılavuz ilkelerini, Erdoğan rejimi tarafından tutuklanan binlerce hukukçunun haklarını savunmak ve seslerini duyurmak için kurulan Arrested Lawyers Initiative (Tutuklu Hukukçular Girişimi) Türkçe’ye tercüme etti.

Tercüme edilen kılavuzda yer alan ve size yardımcı olacağını düşündüğümüz ilkelerin başlıkları şöyle:

  • Uzaktan ifade alma;
  • Elektronik delillerin kullanımı;
  • Delil toplanması, elde edilmesi ve iletimi;
  • İlgililik;
  • Güvenilirlik
  • Depolama ve muhafaza;
  • Arşivleme;
  • Farkındalık oluşturma, gözden geçirme, öğretim ve eğitim.


İŞTE KILAVUZ’UN TÜRKÇE TERCÜMESİ – 30 OCAK 2019

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi,

Avrupa Konseyi’nin amacının, bilhassa yasal hususlara ilişkin ortak kuralların kabulünü destekleyerek, üye devletler arasında daha sağlam bir birlik oluşturmak olduğunu göz önünde bulundurarak;

Medeni ve idari dava ve işlerde mahkemelere ve yargılama yetkisini haiz diğer yetkili makamlara, hukuku meslek edinmiş kimselere ve bu dava ve işlerin taraflarına elektronik delillerin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin olarak işlevsel bir kılavuz ortaya koymanın gerekliliğini dikkate alarak;

Bu kılavuz ilkelerin üye devletlerin ulusal mevzuatını bağdaştırmaktan ziyade ortak bir çerçeve çizmek amacını taşıdığının bilincinde olarak;

Üye devletlerin yasal sistemlerinde görülen çeşitliliğe saygının bir gereklilik olduğunu telakki ederek;

Üye devletlerin yargı sistemlerini dijitalize etme hususunda gösterdikleri gelişmenin farkında olarak;

Yine de, yargı sistemlerinde elektronik delillerin etkili bir şekilde yönetilebilmeleri önünde yer alan ortak standartların yokluğu, delil toplama süreçlerinin çeşitliliği ve karmaşıklığı gibi engellerin farkında olduklarını bildirerek;

Yargı sistemleri içerisinde ve mahkeme sürecinde elektronik delillerin kullanımının kolaylaştırılmasına duyulan ihtiyacın altını çizerek;

Üye devletlerin günümüzde elektronik delil kullanımında ortaya çıkan aksaklıkları incelemelerine ve yeni elektronik delil prensiplerinin ve pratiklerinin ortaya konabileceği veya var olan prensip ve pratiklerin iyileştirilebileceği alanların tespitini yapmalarına ilişkin bir gerekliliğin varlığının bilincinde olarak;

Bu kılavuz ilkelerin amacının mevzuatta ve uygulamada görülen aksaklıklara yönelik elverişli çözümler sağlamak olduğunu belirterek;

Üye devletlere, medeni ve idari dava ve işlerde elektronik delillerin kullanımına ilişkin olarak ortaya çıkan problemlere cevaben üye devletlerin yargı ve diğer uyuşmazlık çözüm mekanizmaları nezdinde yürüttükleri uyum çalışmalarında onlara yardımcı olmak amacıyla ve bu çalışmalarda etkili bir araç olur düşüncesiyle aşağıda yer alan kılavuz ilkeleri kabul eder; ve üye devletleri söz konusu kılavuz ilkelerin uygulanması amacına yönelik olarak bu ilkelerin elektronik delillerden sorumlu olan, veya bu delillerin ele alınmasında görevli bulunan, şahısların aracılığıyla olabildiğince geniş bir kitleye yaymaya davet eder.

Amaç ve kapsam

Kılavuz ilkelerin konusunu;

  • uzaktan ifade alma;
  • elektronik delillerin kullanımı;
  • delil toplanması, elde edilmesi ve iletimi;
  • ilgililik;
  • güvenilirlik
  • depolama ve muhafaza;
  • arşivleme;
  • farkındalık oluşturma, gözden geçirme, öğretim ve eğitim;

hususları oluşturmaktadır.

Kılavuz ilkeler, hiçbir şekilde bu ilkeler belli tür elektronik delillerin kanıt gücünü haiz olduklarına dair bir kabul getiriyor şeklinde yorumlanmamalı ve yalnızca ulusal mevzuatla çakışmadıkları sürece uygulanmalıdırlar.

Kılavuz ilkeler yargı sistemlerinde ve mahkeme uygulamalarında elektronik delillerin kullanımını ve yönetimini kolaylaştırmayı hedeflemektedir.

Tanımlar

Bu kılavuz ilkelerin amacı doğrultusunda:

  • Elektronik delil:“Elektronik delil” işleyişi bir yazılım programına ya da bir bilgisayar sisteminde veya ağında tutulan veya bu sistem veya ağ üzerinden aktarılan veriye bağlı olan herhangi bir cihaz tarafından oluşturulan veya bu cihaz içerisinde yer alan veriden elde edilmiş her türlü delil anlamına gelmektedir.
  • Metadata:“Metadata” diğer elektronik verilere ilişkin olup delilin kimliğini, kaynağını veya tarihini belirleyebilmesinin yanında ilgili tarihlerin ve zamanların tespitini sağlayabilme potansiyeline sahip elektronik bilgi anlamına gelmektedir.
  • Güven hizmeti: Aşağıda yer alan unsurları içeren elektronik hizmet:
  1. Elektronik imzaların, elektronik mühürlerin ya da elektronik zaman damgalarının oluşturulması, doğrulanması ve geçerli kılınmaları; kayıtlı elektronik dağıtım hizmetleri ve bu hizmetlere ilişkin sertifikalar; ya da
  2. İnternet sitesi doğrulama hizmetleri için sertifika oluşturulması, bu sertifikaların doğrulanması ve geçerli kılınmaları; ya da
  3. Elektronik imzaların, mühürlerin muhafazası veya bu hizmetlere ilişkin sertifikalar
  •  Mahkeme: Yargılama yapma yetkisiyle donatılmış ve bu yetkinin icrasında elektronik delillerden faydalanan her türlü yetkili makam.

Temel prensipler

Elektronik delillerin sahip oldukları potansiyel ispat gücü ulusal mevzuat doğrultusunda mahkemeler tarafından karara bağlanır.

Elektronik deliller; bilhassa delillerin kabul edilebilirliğine, gerçekliğine, kesinliğine ve bütünlüğüne ilişkin hususlar açısından diğer delillerle aynı şekilde değerlendirilmelidir.

Elektronik deliller tarafları dezavantajlı bir konuma sokacak ya da taraflardan herhangi birine hâksiz bir avantaj sağlayacak şekilde ele alınmamalıdır.

Kılavuz ilkeler

Uzaktan ifade alma

  1. İfade alma, delilin doğasına aykırı olmamak koşuluyla, teknik araçlar kullanılarak uzaktan yapılabilir.
  2. Mahkemeler, ifade almanın uzaktan yapılıp yapılmayacağına karar verirken bilhassa aşağıda yer alan faktörleri göz önünde bulundurmalıdırlar:
  • Delilin önemi
  • İfadesi alınacak kişinin statüsü
  • Delilin aktarılacağı video bağlantısının güvenliği ve bütünlüğü
  • İfadesi alınacak kişinin mahkeme huzuruna getirilmesinin yol açacağı masraflar ve zorluklar.
  1. Uzaktan ifade almanın: a) duruşmada hazır bulunan kişilerin, duruşmanın halka açık yapıldığı durumlarda halkın, göreceği ve duyacağı şekilde ve, b) ifadesi alınacak kişide, ifadesinin etkili ve adil bir şekilde alındığına ilişkin bir şüphe oluşmasının önüne geçmek için gerekli olduğu ölçüde bu kişinin duruşmayı izleyebileceği ve duyabileceği şekilde, yapılması gerekmektedir.
  2. Uzaktan ifade alma süreci ve bu süreçte kullanılan teknolojiler bu delilin kabul edilebilirliğine ve ilgili kişilerin mahkeme tarafından kimlik tespitlerinin yapılmasına engel oluşturmamalıdırlar.
  3. İfade almanın hususi veya halka açık bir bağlantı kullanılarak yapılmasından bağımsız olarak video konferansının kalitesi sağlanmalı ve ifadenin üçüncü şahıslar tarafından dinlenmesinin önüne geçmek adına video sinyali şifrelenmelidir.

Elektronik delillerin kullanımı

  1. Mahkemeler elektronik delilleri reddetmemeli ve yalnızca elektronik bir formatta toplandıkları ve/veya sunuldukları için yasal olarak haiz olmaları gereken etkiden bu delilleri yoksun bırakmamalıdırlar.
  2. Kural olarak mahkemeler, yalnızca gelişmiş, kaliteli ve benzeri şekilde güvence altına alınmış bir elektronik imzanın yokluğunu gerekçe göstererek elektronik delilleri yasal olarak haiz olmaları gereken etkiden yoksun bırakmamalıdırlar.
  3. Mahkemeler metadatanın sahip olduğu ispat değerinin ve bu verileri kullanmamanın yol açacağı potansiyel sonuçların farkında olmalıdırlar.
  4. Taraflar elektronik delilleri, delilin çıktısı alınmış halini de tedarik etmek zorunda olmadan, orijinal elektronik formatında ibraz edebilmeliler.

Delillerin toplanması, elde edilmesi ve iletimi

  1. Elektronik delil makul ve güvenilir bir metot izlenerek toplanmalı ve bu delillerin mahkemelere ibrazı güven hizmetleri gibi güvenilir hizmetler kullanılarak sağlanmalıdır.
  2. Elektronik delillerin elektronik olmayan delillere nazaran sahip olduğu daha yüksek tahrip olma veya kaybolma riski göz önüne alındığında, üye devletler elektronik delillerin güvenilir bir şekilde elde edilmesi ve toplanmasına ilişkin olarak özel prosedürler geliştirmelidirler.
  3. Mahkemeler, elektronik delillerin yabancı ülke sınırları içerisinde elde edilmesi ve toplanmasına bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel sorunların, sınır aşan dosyalardakiler de dahil olmak üzere, farkında olmalıdırlar.
  4. Mahkemeler sınır aşan delil toplama durumlarında birbirleriyle işbirliği içerisinde olmalıdırlar. Delil toplanmasına dair kendisine talepte bulunulan mahkeme, talepte bulunan mahkemeyi delilin hangi koşullara bağlı olarak toplanabileceği, bu bağlamda hangi kısıtlamaların da söz konusu olduğu hususunda bilgilendirmelidir.
  5. Elektronik deliller, delillerin başka mahkemelere iletilmesini kolaylaştıracak şekilde toplanmalı, düzenlenmeli ve ele alınmalıdır.
  6. Dava sürecinin daha etkin bir şekilde işleyebilmesine yardımcı olmak adına elektronik delillerin iletiminin elektronik araçlar vasıtasıyla yapılması teşvik edilmelidir.
  7. Elektronik delillerin iletiminde kullanılan sistemler ve cihazlar bu delillerin bütünlüğünü muhafaza edebilecek nitelikte olmalıdırlar.

İlgililik

  1. Mahkemeler, bilhassa elektronik delillerin gereğinden fazla ve şüpheli temininin ve bu delillere gereğinden fazla ve şüphe uyandıracak şekilde talebin oluşmasının önüne geçmek amacıyla elektronik delillerin yönetiminde aktif rol almalıdırlar.
  2. Mahkemeler, özellikle delillerin ispat gücüne ilişkin olarak ortaya atılan veya elektronik delillerle oynandığına dair bir iddianın varlığı halinde elektronik delillerin uzmanlar tarafından incelenmesini isteyebilir. Bu uzmanların ilgili konu dahilinde yeterli tecrübeye sahip olup olmadıkları mahkemeler tarafından karara bağlanmalıdır.

Güvenilirlik

  1. Delillerin güvenilirliğine ilişkin olarak mahkemeler, elektronik verilerin kaynağına ve gerçekliğine dair ilgili her türlü hususu göz önünde bulundurmalıdır.
  2. Mahkemeler güven hizmetlerinin elektronik delillere güvenin kurulması noktasında sahip oldukları değerin farkında olmalıdırlar.
  3. Ulusal yargı sisteminin izin verdiği ölçüde ve mahkemenin bu konudaki takdir yetkisini bertaraf etmeden; elektronik veriler, bu verilerin doğruluğuna ilişkin olarak taraflardan biri itiraz etmediği taktirde, delil olarak kabul edilmelidirler.
  4. Ulusal yargı sisteminin izin verdiği ölçüde ve mahkemenin bu konudaki takdir yetkisini bertaraf etmeden; imzalayan şahsın kimliğinin doğrulandığı ve verinin bütünlüğünün güvence altına alındığı durumlarda, aksine ilişkin olarak makul şüphelerin ortaya çıkmaması halinde veya bu tarz şüphelerin ortaya çıkmasına kadar elektronik verilerin güvenilir olduğu varsayılmalıdır.
  5. Uygulanacak hukukun savunmasız kişi kategorisine giren bireyler için özel koruma getirdiği durumlarda söz konusu hukuk bu kılavuz ilkeler nazarında önceliğe sahiptir.
  6. Ulusal yargı sisteminin izin verdiği ölçüde, bir kamu otoritesinin taraflardan bağımsız olarak bir elektronik delili bir yerden bir yere aktarması durumunda, söz konusu delilin içeriği aksi ispat edilene kadar kesinleşmiş kabul edilir.

Depolama ve muhafaza

  1. Elektronik deliller bunların okunabilirliğinin, ulaşılabilirliğinin, bütünlüğünün, gerçekliğinin, güvenilirliğinin ve gerekli olduğu yerde gizliliğinin ve delillerin ilgili bulundukları şahısların özel hayatlarının gizliliğinin muhafaza edilmesini sağlayacak şekilde saklanmalıdır.
  2. Elektronik deliller bunların hangi bağlamda oluşturulduğunun açık bir şekilde ortaya konmasını sağlamak adına standart hale getirilmiş metadatalarla birlikte muhafaza edilmelidir.
  3. Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeleri de göz önüne alarak, muhafaza altında bulunan elektronik delillerin zaman içerisinde okunabilirliklerini ve ulaşılabilirliklerini kaybetmelerinin önüne geçilmelidir.

Arşivleme

  1. Mahkemeler elektronik delilleri ulusal hukukun öngördüğü şekilde arşivlemelidirler. Elektronik arşivler bütün güvenlik gerekliliklerini sağlar nitelikte olmalı ve verilerin bütünlüğünü, gerçekliğini, gizliliğini, kalitesini garanti altına almalarının yanı sıra özel hayatın gizliliğine saygı prensibini de garanti etmelidirler.
  2. Elektronik delillerin arşivlenmesi işlemi nitelikli uzmanlar tarafından yürütülmelidir.
  3. Veriler elektronik delillere erişimi muhafaza etmek için gerekli olduğu taktirde yeni bir depo medyasına taşınmalıdır. 

Farkındalık oluşturma, gözden geçirme, öğretim ve eğitim

  1. Üye devletler elektronik delillerin medeni ve idari iş ve davalardaki faydalarına ve değerine ilişkin farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalarda bulunmalıdırlar.
  2. Üye devletler elektronik delillere ilişkin olarak var olan teknik standartları denetim altında tutmalıdırlar.
  3. Mesleklerinin gereği olarak elektronik delillerle uğraşan her şahsa, bu delillerin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin gerekli disiplinler arası öğretime erişim imkânı sağlanmalıdır.
  4. Hakimler ve hukuku meslek edinmiş kişiler elektronik delillerin ulaşılabilirliğine ve değerine etki edebilecek bilgi teknolojilerine dair gelişmelerin farkında olmalıdırlar.
  5. Hukuk eğitiminin kapsamına elektronik cihazlara ilişkin modüller eklenmelidir.


Kaynaklar:
– https://www.coe.int/en/web/portal/-/committee-of-ministers-adopts-guidelines-on-electronic-evidence-in-civil-and-administrative-proceedin-1

– https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectId=0900001680902e0c


  • 0

Uluslararası Yargıçlar Birliği: Bylock, WhatsApp gibi bir uygulama

Uluslararası dört büyük yargı kurumunun başkanlarının ortak imzasını taşıyan mektupta, Bylock’un WhatsApp ve benzeri iletişim uygulamalarından biri olduğu belirtildi.

Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ), Türkiye’de tutuklanan yargı mensupları, insan hakları ihlalleri ve yargı bağımsızlığının yok edilmesiyle ilgili bir mektup yayınladı.

İHLALLER TEK TEK SIRALANDI

Avrupa İdari Yargıçlar Birliği (AEAJ) Başkanı Edith Zeller, Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) Başkanı José Igreja Matos, Yargıçlar için Yargıçlar Başkanı Tamara Trotman, Demokratik ve Özgür Avrupa İçin Yargıçlar Birliği (MEDEL) Başkanı Filipe César Marques’in imzaladığı açık mektupta, yapılan ihlaller tek tek sıralandı.

YARSAV BAŞKANI MURAT ASLAN’A ÖZEL VURGU

YARSAV Başkanı Murat Aslan’ın tutuklu olarak yargılanmasına geniş yer ayrılan mektupta, Aslan’ın 2017 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından Václav Havel İnsan Hakları ödülü ile onurlandırılan saygın bir yargı mensubu olduğuna değinildi.

Aslan’ın cezaevinden eşine yazdığı mektuba dahi Cumhurbaşkanı’na hakaret davası açıldığı belirtilen mektupta, Aslan’a yapılan suçlamaların anlamsızlığına dikkat çekildi.

BYLOCK, WHATSAPP GİBİ BİR UYGULAMA

Murat Aslan’ın Bylock kullanmayla suçlandığı belirtilen mektupta, Bylock’un Whatsapp ya da diğer iletişim programlarına benzer bir uygulama olduğu vurgulanarak, şu ifadeler kullanıldı:

“Dosyada Murat Arslan’ın ByLock isimli programı kullanması örgüt üyeliğine delil olarak gösterilmiştir. Ancak bu programa (“whatsapp” ya da diğer iletişim programlarına benzer bir uygulama olarak) ilişkin kanıtsal değeri hakkında şu ana kadar bir değerlendirme yapılmadığı gibi, içeriğine yönelikte tam bir araştırma yapılmamıştır.”

Mektupta, iktidarın ekonomik refah ya da stratejik faydalar uğruna ağır insan hakları ihlallerinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

İŞTE O MEKTUBUN TAM HALİ

Saygıdeğer bayanlar ve baylar,

2018 İnsan Hakları Günü vesilesiyle Türkiye’de Bağımsız bir yargıyı amaç edinen platform olarak, Türkiye’de temel insan haklarının ihlal edildiğini açık bir şekilde vurgulamaktayız. Binlerce hakimin Türkiye’de keyfi bir şekilde tutuklanması bağımsız yargının yok edildiğinin en somut halidir. Daha önce birçok kez vurgulanan bu hususu aşağıdaki örnek açık bir şekilde ortaya koymaktadır:

Murat Arslan Türkiye’de hakim olarak görev yapıyordu ve aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Birliği (YARSAV) başkanı idi. Murat Arslan 2016 yılı Ekim ayında tutuklandı ve halen tutukluluk hali devam etmektedir. Kendisi 2017 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından Václav Havel İnsan Hakları ödülü ile onurlandırıldı.

Murat Arslan’a FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olmak ve bu örgüte yardım etmek suçlamasının yöneltildiği mahkeme süreci 2017 yılının Kasım ayında başladı.

Cumhuriyet Savcısı hazırladığı iddianamede, FETÖ/PDY terör örgütünün Devletin temel kurumlarına sızmayı amaçladığını, özellikle yargının hedef alındığını, bu amaç doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Birliğine de (YARSAV) sızma girişiminde bulunulduğunu, bu hedefi gerçekleştirmede Murat Arslan’ın aktif rol aldığına yönelik iddialara yer vermiştir.

Murat Arslan aleyhindeki suçlamada, Fetullah Gülen’in takipçilerinden biri olmasına karşın bunu gizlediği, hatta Fethullah Gülen’i hedef alan ifadelerinin dahi olduğunu, bu anlamda kolayca satın alınabilecek bir kişi olduğu ileri sürülmüştür.

Dosyada Murat Arslan’ın ByLock isimli programı kullanması örgüt üyeliğine delil olarak gösterilmiştir. Ancak bu programa (“whatsapp” ya da diğer iletişim programlarına benzer bir uygulama olarak) ilişkin kanıtsal değeri hakkında şu ana kadar bir değerlendirme yapılmadığı gibi, içeriğine yönelikte tam bir araştırma yapılmamıştır.

Dosyada kamu tanığı olarak gösterilen kişilerden biri Murat Arslan aleyhine olan ifadesini değiştirmiş, talimat yolu ile beyanlarına başvurulan iki tanığa ilişkin olarak savunma tarafına kimlikleri hakkında bilgi verilmediği gibi, savunmanın tanıklara ilişkin soru sorma ya da araştırma yapılmasına yönelik talepleri de dikkate alınmamıştır. Arslan hakkındaki yargılama halen devam etmekte olup, bir sonraki celse 2019 yılı Ocak ayına ertelenmiştir.

Murat Arslan hakkında bir başka soruşturmada Cumhurbaşkanına hakaret iddiası ile başlatılmıştır. Soruşturma Murat Arslan’ın tutuklu olduğu dönemde cezaevi aracılığı ile eşine gönderdiği kişisel mektubun (!) incelenmesi sonucu elde edilmiş delil üzerine inşa edilmiştir.

YARSAV bağımsız bir mesleki bir birlik olarak Avrupa çapında ve Uluslar arası boyutta yargısal kurumlar tarafından tanınan Türkiye’deki tek yargısal örgüttür.

Murat Arslan bu derneğin başkanı olarak yaşamını yargının bağımsızlığını korumaya adamış ve Türkiye’de yargının 2014 yılında tamamen yürütmenin kontrolü altına girdiğini vurgulamıştır.

Başkan olarak bu açıklaması Murat Arslan’ı darbe girişiminden çok önce Türkiye’de mevcut idari rejimin muhalifi durumuna getirmiştir.

Şu çok açıktır ki, eğer bir ülkede yargı tam bağımsız değil yahut gerçek bir baskı altında ise, bu durumda hukuk devleti ilkesinin işletilmesini sağlama yükümlülüğü tamamen bireylerin kendi çabalarına bırakılmış demektir.

Benzer durum demokrasisi politik çalkantı altında bulunan yönetimler bakımından da aynıdır. Belirtilen bu hususlar uluslar arası birer standart olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bağımsız yargısal bir örgütlenmenin (YARSAV) başkanı olarak sadece Murat Arslan değil, bir çok Türk hakim de görevleri bağlamında temel hakların –yargısal bağışıklık- sağlanmasını savundu ve uzun yıllardan beri Türk politikacılarının Türk yargısı üzerinde sürekli artarak devam eden baskılarına karşı direnç gösterdiler.

Bağımsız yargısal bir örgütlenmenin (YARSAV) başkanı olarak sadece Murat Arslan değil, diğer bir çok Türk hakim de mesleklerinden ihraç edildi ve uluslar arası hiçbir standart gözetilmeksizin tutuklu olarak yargılamaları sürdürülmektedir.

2018 yılı İnsan Hakları Gününde, Türkiye’de bağımsız yargıyı esas alan bir platform olarak bir kez daha Evrensel İnsan Haklarına ilişkin temel yükümlülüklerin Türk Devletince tanınmadığını ve dahası ihlal edildiğini belirtmek zorundayız.

Keyfi tutuklama ve gözaltılar kadar, bağımsız ve tarafsız olması gereken mahkemelerce adil yargılama ilkelerinin gereklerinin yerine getirilmemesi süreklilik arzeden bir başka gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Platform olarak biz Türkiye’yi bir çok kez sözü verilen vazgeçilmez evrensel değerlerin ve evrensel insan haklarına ilişkin temel standartların yeniden hayata geçirilmesi için çağrıda bulunmaktayız.
Önceden taahhüt edilen ekonomik refah ya da stratejik faydalar uğruna ağır insan hakları ihlallerine platform olarak itiraz ediyoruz.
Platform olarak, tüm hükümet liderlerini ve parlamentoları, Türkiye’yi, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme ve temel insan haklarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirme konusunda destek vermeye çağırıyoruz.

Edith Zeller
Avrupa İdari Yargıçlar Birliği (AEAJ) Başkanı.
José Igreja Matos
Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) Başkanı.
Tamara Trotman
Yargıçlar için Yargıçlar Başkanı.
Filipe César Marques
Demokratik ve Özgür Avrupa İçin Yargıçlar Birliği (MEDEL) Başkanı.

Mektubun İngilizce orijinali bu linkte:  https://www.iaj-uim.org/news/human-rights-day-2018-letter-of-the-platform-for-an-independent-judiciary-in-turkey/


  • 0

ByLock Verilerinin Tamamen Yasa Dışı Şekilde Elde Edildiğine Dair Hukuki Mütalaa (30 Haziran 2018)

ByLock konusundaki ilk karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (CD) 24 Nisan 2017 tarihli kararı olup bu karar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26 Eylül 2017 tarihli kararları onanmış ve kesin hüküm niteliğini kazanmıştır.

Türkiye’deki tüm mahkemeler 24 Nisan 2017 tarihinden sonra verdikleri kararlarda, yukarıda belirtilen iki karara atıf yaparak ByLock verilerinin yasal delil olduğunu değerlendirip mahkûmiyet kararlarında kullanmışlardır.

Yargıtay 16. CD, 24 Nisan 2017 tarihli kararında, ByLock’a ilişkin verilerin nasıl ele geçirildiğini ve ceza soruşturmalarına dayanak yapıldığını şu şekilde açıklamıştır:

“Devamı…”

  • 0

Foxit – Walter-Bedrow raporlarının Türkçe tercümeleri

Avrupanın ISO-9001 Patentli ünlü IT şirketi FOXIT, ByLock ile ilgili MIT teknik Analiz raporunun güvenilir olmadığına dair rapor yayınladı.

“Devamı…”

  • 0

ByLock gerekçesiyle hakkında mahkumiyet kararı verilenler Temyiz (YARGITAY) yolu için örnek dilekçe

Bylock kullandığı gerekçesiyle hakkında mahkumiyet kararı verilenler Temyiz (YARGITAY) yolu için örnek dilekçeyi istifadenize sunuyoruz.

“Devamı…”

  • 0

MİT, BTK ve GSM şirketlerinden gelen ByLock kayıtların tarih-saat ve baz istasyonu bilgileri birbirleriyle uyumlu değil

KONUK YAZAR | Av. MURAT AKKOÇ

Mahkemeler kişilerin ByLock kullanıp kullanmadığının ispatı yönünden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan (MİT tarafından hazırlanan) ByLock Server’ı Log Kayıtları ve ByLock içerikleri, BTK veya GSM şirketlerinden İnternet Bağlantı İletişim Sorgu Sonuçları, GSM şirketlerinden HTS Raporu’nu istemektedirler.

BTK gelen kayıtlardaki tarih-saat ve baz istasyonu bilgileriyle GSM şirketlerinden gelen kayıtlar arasında tarih-saat ve baz istasyonu bilgilerinin bazıları birbirleriyle uyumlu değildir ve eşleşmemektedir.

“Devamı…”


  • 0

[Görüş] ByLock uygulamasının yersiz suçlama aracı olarak keyfi kullanımı

Tüm uluslararası insan hakları kuruluşlarının yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ve Venedik Komisyonu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (PACE) ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri tarafından derin bir endişe ile gözlemlendiği üzere, 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişiminden sonra Türkiye’de demokrasi ve insan hakları açısından şok edici bir gerileme yaşanmıştır.

“Devamı…”


  • 0

Bu sitede yer alan savunma ve teknik raporların kullanılmasında izlencek usul ve metod

Bylock kullandıkları  iddiasıyle  haklarında soruşturma açılan veya halen yargılaması devam edenlerin savunmada kullanabilecekleri dilekçe örnekleri ve soruşturma/kovuşturmaya esas alınan MİT raporlarının gerçeklerle çeliştiğine dair Teknik raporlar sitemizde Savunma – Dilekçe ve Teknik Raporlar başlığı altında yer almaktadır.

Bununla birlikte sitemize gelen maillerde savunma dilekçeleri ve teknik raporlarının hangilerinin ne şekilde kullanılması gerektiğinin sıkça sorulması üzerine sitemiz tarafından yapılan değerlendirme neticesinde savcılık ve mahkemelere açık internet ortamı kaynaklardan temin edildiği belirtilerek sunulacak savunma dilekce ve teknik raporlara ait linkler açıklamalarıyla birlikte aşağıda sıralanmıştır.

“Devamı…”