Kategori Arşivi: İnternet Medyası

  • 0

‘ByLock verilerinin hiç bir delil değeri yok’

Avukat Levent Mazılıgüney, kişisel Twitter hesabından ByLock davalarına dair CMK 134 ve 135. Maddeleri kapsamında yeni değerlendirmelerde bulundu. Kişisel iletişim verilerinin CMK 135. Maddeye göre hakim kararından önce alınarak delil olarak kullanılamayacağını belirten Mazılıgüney, tesadüfi olarak elde edilen bir veriye dayanarak soruşturma açılsa bile verilerin hiçbir şekilde delil hükmüne geçemeyeceğini vurguladı.

CMK 134 ve 135 kapsamında ByLock başta olmak üzere her türlü iletişim içeriğinin elde edilmesi konularında bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Her konunun, siyasetten uzak, hukuk çerçevesinde ve insan hakları temelli tartışılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Değerli dostlar, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (24/04/2017 T., 2015/3 E., 2017/3 K. sayılı kararı) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı karar) ByLock bilgilerinin 2-(yazışma içerikleri, CGNAT kayıtları ve IP adresleri vb.)

Elde edilme yöntemini CMK’nın 134. maddesi kapsamında değerlendirip, 135. madde kapsamında değerlendirmemesinin üzerinde duracağım. Elbette hukuka uygunluğu üzerinde de tartışmak istiyorum. Konuyu ByLock ile sınırlı düşünmeyelim. Her türlü iletişim içeriği gündemde olabilir.

Acaba, hakkında iletişiminin dinlenmesi ya da kayda alınması kararı verilmemiş bir kişinin bilgisayarında CMK’nın 134. maddesine göre yapılan aramada, kişinin bu bilgisayar üzerinden gerçekleştirdiği ve ancakCMK’nın 135. maddesine göre elde edilebilecek iletişim bilgilerinin de elde edilmesi mümkün müdür ve bu şekilde elde edilen deliller hukuka uygun mudur?

Her iki kararda da, CMK’nın 135. maddesine göre elde edilen iletişimin dinlenilmesine veya kayda alınmasına ilişkin hususların, verilmiş hakim kararına dayanılarak “halen ve gelecekte yapılacak” haberleşmelere ilişkin olduğu ve kararda belirtilen süreden önceki ve sonraki iletişimim dinlenilmesi ve kayda alınması mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Kararlarda yer verilen hususlar, CMK’nın 135. maddesi gereğince ve haberleşme hürriyetiyle ilgili verilen tedbir kararlarıyla ilgili olup, bunları 134. madde kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Zira 134. maddede düzenlenen tedbir, bilişim sistemleri üzerinde haberleşme dışındaki sabit bilgi, veri ve programlardan delil elde edilme yöntemini düzenlemektedir.

Bu açıklamalardan sonra yukarıdaki soruya cevaplamak gerekirse; öncelikle, bu soruya olumlu cevap verebilmek mümkün değildir. Zira haberleşmeye ilişkin yazışma içerikleri kişinin kullandığı bilgisayarda kayıtlı da olsa, bu içeriklere ulaşılması CMK’nın 135. maddesine göre verilmiş bir hakim kararına bağlıdır ve yalnızca bu kararda belirtilen süre kadar görüşme içerikleri dinlenip kaydedilebilir.

Yani, belirtilen zaman diliminden önce ya da sonraki bir zamanda görüşmelerin dinlenip kayda alınması mümkün değildir. Yine, yukarıdaki kararlarda yer verildiği üzere, kişinin geçmişte gerçekleştirdiği iletişimine ilişkin bilgiler haberleşmenin dinlenmesi ve kayda alınması değil “iletişimin tespiti” olup, bu tespit kapsamında haberleşme içeriğinin öğrenilmesi mümkün değildir.

ByLock özelinde, kararlarda, Bylock sunucusunda kayıtlı yazışma içeriklerinin elde edilmesiyle ilgili CMK’nın 135. maddesine göre “geçmişe dönük olarak” verilmiş bir mahkeme kararından da bahsedilmemektedir.

Haberleşmenin gizliliği kapsamında korunan yazışma içeriklerine CMK’nın 134. maddesine dayanılarak yapılacak bir arama sonucu ulaşılabileceğini söylemek ve kararlarda yer verildiği üzere yazışma içeriklerini 134. madde kapsamında “kaydetme” olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, 135. maddeye göre elde edilmeyecek bir delile 134. maddenin uygunsuz kullanılması suretiyle ulaşılması anlamına gelir.

Eğer bu şekilde elde edilecek bir delil hukuka uygun kabul edilecekse o zaman CMK 135. maddesine ne gerek vardır?

Konuyla ilgili yazdığı makalede e-postaların takibiyle ilgili hususları değerlendiren Ersan ŞEN şunları söylemiştir: “…e-posta, insanların görüş alışverişinde bulunup bilgi paylaşması vasıtası olması sebebiyle de haberleşme hürriyetinin kapsamında kabul ve koruma görür.

Bireyin e-posta üzerinden yaptığı görüşmeler, CMK m.134’de düzenlenen bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yoluyla takip edilemez. Çünkü e-posta, bilgisayarda duran sabit bilgi, veri ve program olmayıp, tümü ile Anayasa m.22 kapsamında değerlendirilmesi gereken haberleşme hürriyetinin bir kullanım şeklidir.” (Ersan ŞEN: “E-Posta Takibi”)

ByLock (ya da başka bir uygulama) bilgilerinin elde edilmesinin e-posta içeriklerinin elde edilmesinden bir farkı bulunmayıp, haberleşme hürriyeti kapsamında korunan bu bilgilere de ancak CMK’nın 135. maddesine uygun olarak verilen hakim kararı ve bu kararda belirtilen süre zarfıyla sınırlı olarak ulaşılabilir ve daha sonraki bir tarihte 134. maddeye göre yapılan arama kapsamında ulaşılan bilgilerin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını değerlendiriyorum.

Elde edilen bilgilerin CMK’nın 138/2. maddesi gereğince tesadüfen elde edilen delil olduğu ve C.savcısına haber verilerek bu konuda yeni bir soruşturma başlatılabileceği ve 135. madde kapsamında yeni bir tedbir kararının alınabileceği iddia edilebilir.

Ancak daha önce de belirtildiği üzere, tesadüfen elden edilen delilin delil olarak değerlendirilebilmesi, usulüne uygun şekilde elde edilmiş olmasına bağlıdır. Aramayla ilgili hâkim veya savcı kararı yoksa ya da arama usulüne uygun yapılmamışsa başka bir suçla ilgili tesadüfi delil elde edilse bile bu delilin hukuki değeri olmayacak ve yargılamada kullanılamayacaktır. Haberleşme hürriyetine ilişkin olan ByLock bilgilerinin ancak CMK’nın 135. maddesine göre elde edilebileceği ve bu konuda verilmiş bir hakim kararının bulunmadığı dikkate alındığında, Yargıtay’ın imaj alma işlemi için yapılan başvuruyu CMK’da olmamasına rağmen geçmişe dönük arama olarak ve 134. maddesi kapsamında değerlendirip, konuyla ilgili 135. madde kapsamında böyle bir değerlendirme yapmaması karşısında, 134. maddeye uygun olarak elde edildiği kabul edilse bile, 135. maddeye uygun olarak elde edilmeyen bu bilgilerin tesadüfen elde edilmiş delil olarak kabulü de mümkün değildir.

Ayrıca, elde edilen bilgilerin saklanma süresi 5809 sayılı Haberleşme Kanununa dayanılarak çıkarılan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği ve Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtildiği üzere en fazla bir yıldır ve bu bilgilerin ele geçirildiği tarih itibariyle saklanmaları gereken bir yıllık süre dolmuş ve bu bilgiler yasak delil haline gelmiştir.

Hiçbir surette yargılamada kullanılabilmeleri mümkün değildir. Kısaca, ByLock (veya başka bir iletişim uygulaması) bilgilerinin CMK’nın 135. maddesine göre elde edilmesi gerekirken 134. maddeye göre elde edildiğinin belirtilmesi ve Yargıtayca incelemenin 134. maddeye göre yapılmış olmasının CMK’ya aykırı olduğu gibi 5809 sayılı Kanuna da aykırı olduğunu değerlendiriyorum.
Konunun bu açıdan da tartışılması ve hukuk içinde her türlü tartışmanın olağan olması faydalı olacaktır.

İncelediğim içeriklerin çoğunluğunda hiçbir suç unsuruna rastlamadım ve yalnızca bir uygulamanın kullanılmasını Silahlı Terör Örgütü üyeliğiyle bağdaştıramıyorum. İçeriğinde suç unsuru yoksa beraat olmalı argümanını bir türlü anlatamadık. Belki böyle fayda sağlarız.

Her zaman söylediğim gibi, yanılıyor olabilirim. Tek doğru benim söylediklerim, yazdıklarım değildir. Her konu hukuk, bilim ve tabii ki vicdan çerçevesinde tartışılabilirse insanlarımız çok daha huzurlu olacaktır.
Faydalı olmasını dileyerek saygılarımı sunuyorum.


  • 0

Kenneth Roth: Türk Hükümeti ByLock konusunda paranoyakça davranıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü Koordinatörü Kenneth Roth; 20 ve 21 Ocak 2019’da paylaştığı iki ayrı twitte, Erdoğan Rejimi’nin ByLock konusundaki yaklaşımını ‘Paranoyakça‘ olarak nitelendirdi.

Kenneth Roth, 100 binden fazla kisinin ByLock adlı anlık mesajlaşma uygulamasını indirdiğini, Paranoyak Türkiye hükümeti icin ‘Bylock indirenlerin darbe planlayıcısı olduguna dair kesin delil(!)’ kabul edildiğini, hakim Murat Arslanın ByLock kullandığı için 10 yıl mahkumiyet aldığını, ByLock kullanmanın hiçkimseyi darbeci yapmayacağını belirtti.

İŞTE KENNETH ROTH’UN O TWEET’LERİ


PARANOİD (PARANOYAKLIK) NEDİR


  • 0

Av. Tarık Önel’den çarpıcı ByLock paylaşımı

Ankara Barosu avukatlarından Tarık Önel, ByLock hakkında verilen beraat  karaları ile ilgili çarpıcı bir tweet paylaştı.

Tweet’inde Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bylock Beraat kararı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Önel, şunları kaydetti:

Kahramanmaraş 3. ACM Bylock Beraat Kararı: Dikkatimi çeken husus; mahkeme beraat kararı verirken Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. CD’nin bylock ile ilgili vermiş olduğu beraat kararını gerekçede belirtmiştir. Yani mahkemelere BAM kararlarından da bahsetmek gerekmektedir.

https://twitter.com/av_tarik

👋


  • 0

Bir ByLock Cinayeti: Albay İsmail Gül’ün akıllara durgunluk veren hikayesi

Türkiye’de yaşanan on binlerce ByLock hikayesinden birini dinleyeceksiniz

Emekli albay İsmail Gül, Kıbrıs gazisi. Yıllarca Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda ülkesi için hizmet etti.

Kıbrıs Barış Harekatı dahil birçok başarılı harekat ve operasyon da görev aldı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan 1996 yılında, yani bundan tam 22 yıl önce emekli oldu.

Türkiye’deki yüz binlerce insan gibi onun hayatı da, bir gecede altı üstü oldu.

2017’nin Temmuz ayında, diş hekimi olan oğlu Ahmet Gül’ün telefonundan ByLock yazılımı olduğu iddia edilerek bir KHK ile sorgusuz sualsiz tüm hakları elinden alındı.

Yıllarca onuruyla taşıdığı rütbeleri söküldü ve er yapıldı.

Bu iftiraya kalbi dayanamayan Albay Gül, 11 Aralık 2017 de hayatını kaybetti.

Cenazesinde askeri tören dahi yapılmadı.

Halbuki aynı dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz şaibeli darbe girişiminin önde gelen isimlerinden olan Tümgeneral Mehmet Dişli’nin kardeşi AKP’li eski vekil Şaban Dişli’yi ‘Cumhurbaşkanlığı Danışmanı’ olarak atadı.

Peki daha sonra ne mi oldu?

Albay İsmail Gül’ün ölümüne sebep olan ByLock listesi değişti.

‘Pardon’ denilerek, önce diş hekimi Ahmet Gül’ü listeden çıkardılar, ardından da Kıbrıs Gazisi Baba İsmail Gül’e mezarında iade-i itibar yapılarak rütbesi geri iade eildi.

Eşi Sevinç Gül yaşadıklarını şöyle anlattı: O Yaz çok güzel geçiyordu. Bir gece yarısı, yakın bir akrabamız arayıp KHK listesinin haber verdi. Eşimin yüzünü ne hale geldiğini anlatamam Kıbrıs Savaşı’ndan geldiğinde bile yüzünü böyle görmemiştim. Cenazesinde askeri tören dahi yapılmadı daha sonra ByLock listesi güncellendi. Oğlum yeni listede yoktu bunun üzerine eşime rütbesi tekrar iade edildi er olarak girdiği mezarda tekrar Albay yapıldı.


A ByLock Murder: The mind-blowing story of Colonel İsmail Gül

Now, you are going to listen one of tens of thousands of sorrowful stories of Bylock.

Now, you are going to listen one of tens of thousands of sorrowful stories of Bylock.

The retired Colonel İsmail Gül is a veteran from the operation of Cyprus. He served to the Navy for years. He participated in many different operations and campaigns including Cyprus Peace Operation. He was retired from Turkish Coast Guard Command in 1996, precisely 22 years before now.

Just like hundreds of thousands of people, his life is completely changed in just one night. All his rights were taken away from him without question in July 2017 by a decree-law because his dentist son, Ahmet Gül, had allegedly Bylock installed to his phone.

His rank, which he carried with honor for years were degraded and he was made a simple private soldier. Colonel Gül, whose heart could not withstand this slander, passed  away in 11 December 2017. There was no even military ceremony during his funeral.

However, at the same time, President Erdogan assigned former MP of AKP Şaban Dişli, who is the brother of Major General Mehmet Dişli who is one of the significant people in 15th July as advisor.

What happened then? The Bylock list which caused the death of Colonel İsmail Gül was changed. First, Dentist Ahmet Gül was removed from the list by saying “Sorry” and then, his father, the Cyprus Veteran İsmail Gül’s ranks were returned and his honor was restored when he was in grave.

His wife, Sevinç Gül told the things they went through as following: “ That summer was very good in fact until then. One night, one of our close relatives called and told us about the Decree-Law lists. I can’t tell you how my husband’s face changed. I didn’t even see him like this when he came back from Cyprus. During his funeral, there was no military ceremony. Then the Bylock list is updated and my son was not in the new list. After this, my husband’s rank was returned to him. He was made a Colonel in the grave where he entered as a Private.”


  • 0

ByLock yüklemek de kullanmak da suç değildir!..

Av.Murat Akkoç, ‘Her hangi akıllı bir telefon uygulamasını bu bylock olabilir, WhatsApp olabilir, başka bir uygulama olabilir indirmek ve kullanmak suç değildir.’ dedi.

Erkam Tufan’la 30 dakika programına katılan Akkoç, *AİHM bu kararları bozacaktır .çünkü bu şucların ömrü AKP iktidarının ömrü kadardır.’ şeklinde konuştu. @avmuratakkoc


İŞTE PROGRAMIN TAMAMI


  • 0

Taner Kılıç hakkındaki ByLock iddiaları gerçeği yansıtıyor mu?

Hak savunucusu Taner Kılıç 9 Haziran 2017’de tutuklandı ve o günden bu yana özgürlüğünden mahrum. Taner, dünyanın en büyük insan hakları hareketi olan Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Şubesi kurucularından ve 2014’ten beri şubenin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor.

“Devamı…”

  • 0

Alparslan Kuytul: Bunlar sıradan vatandaş. Bunlardan darbeci olmaz

Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul, “Yargıtay’ın verdiği ByLock kararı hatalı.” dedi.

Kuytul, ” Yargıtay verdiği kararla hükümetin iyice önünü açtı. ByLock’u 100 binlerce insan kullanmış. Bunlar sıradan vatandaş. Bunlardan darbeci olmaz.” şeklinde konuştu.

“Devamı…”

  • 0

Prof. Abdurrahim Karslı: Okula çocuğunu göndermek, Bank Asya’ya para yatırmak, hatta ByLock indirmek suç sayılmaz

Prof.Dr. Abdurrahim Karslı,”Okula çocuğunu göndermek, Bank Asya’ya para yatırmak, hatta ByLock indirmek suç sayılmaz. Hâkimler korkudan ceza yazmak zorunda kalıyor.”

“Devamı…”

  • 0

BTK 102 bin kişiye SAHTE ByLock belgesi üretiyor!

HABER-DOSYA | ERMAN YALAZ

15 Temmuz kurgu darbesi sonrasında on binlerce kişinin haksız tutuklanmasına ve bugünlerde hapis cezalarına gerekçe gösterilen ByLock, BTK’nın sahte delil üretmesiyle ancak delil olabiliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK), ByLock davalarına delil diye on binlerce sahte evrak ürettiği tescillendi.

“Devamı…”


  • 0

Avukat Murat Akkoç, BTK’nın mahkemelere nasıl sahte Bylock belgesi ürettiğini ortaya çıkardı

Avukat Murat Akkoç, Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) ByLock ile ilgili sahte raporlar hazırlayarak binlerce insanın hayatını kararttığını söyledi.

Akkoç, Twitter adresinden yayınladığı videoda şu bilgileri verdi:

“Devamı…”