Kategori Arşivi: Medyada ByLock

  • 0

DEAŞ bombacısı Telegram kullanıyormuş, AKP teşkilatları da Telegram kullanıyor, hadi hepsini tutuklayın!

Avukat Yılmaz Mazılıgüney, 9 Aralık 2019’a attığı bir tweetle, ByLock davalarının ne kadar tutarsız ve hukuksuz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 

Mazılıgüney, ‘DEAŞ bombacısı Telegram kullanıyor’ başlıklı haberi hatırlatarak ‘Yıllardır verdiğim örnek. İŞİD/DEAŞ silahlı terör örgütü üyelerinin Telegram (özellikle “secret chat” özelliği) kullandığı yıllardır biliniyor. Aynı uygulamayı kullanan parti teşkilatları var. Her Telegram kullanan DEAŞ üyesidir demek saçmalıktır.

Burada kastettiğim şudur. Google Play Store ve Aplle AppStore’da yer alan bir uygulamayı kullanmak kimseyi örgüt üyesi yapmaz. Hukuka uygun elde edilmiş içerikte suç unsuru ve suça yönelik fiil olmalıdır. ByLock ve diğer uygulamalar için de durum aynıdır.’ dedi.

AKP’lilerin yoğun olarak kullandığı Telegram uygulaması ile ilgili olarak Avukat Yılmaz Mazılıgüney’in dikkat çektiği haber şöyle: 

DEAŞ bombacısı Telegram kullanıyor

Kilis’te terör örgütü DEAŞ üyesi oldukları gerekçesiyle soruşturma yürütülen Suriye uyruklu biri tutuklu 3 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, tutuklu sanığın anlık mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden örgüt üyelerine patlayıcı eğitimleri verdiği belirtildi

Kilis’te terör örgütü DEAŞ’a yönelik soruşturma kapsamında Suriye uyruklu biri tutuklu 3 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, anlık mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden örgüt üyelerine patlayıcı eğitimi verilmesine ilişkin detaylar yer aldı.

Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca, DEAŞ şüphelileri tutuklu Muhammed O. (21) ile tutuksuz Memun O. (47) ve Ahmed O. (19) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Sanıklardan Muhammed O’nun “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçu kapsamında ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıkların da “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği iddianame, Kilis 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, tutuklu sanık Muhammed O’nun DEAŞ bağlantılı Al-Saqri ağının elebaşılarından olduğu ve Türkiye ile Orta Doğu’da örgüte bağlı dış operasyonları düzenlemek ve kolaylaştırmaktan sorumlu bulunduğu belirtildi.

Bu deneme sonrası yolda yürüdüğü sırada bir arabaya konularak gözleri kapatılıp bilmediği bir yere götürüldüğünü ifade eden sanık, şu beyanlarda bulundu:

2016’DAN BERİ O UYGULAMADAN YAZIŞIYORUZ

“Beni bir eve götürdüler. Burada bana bomba yapımıyla ilgili sorular sordular, ben de cevap verdim. Bombanın hangi malzemelerle ne şekilde yapıldığı hakkında bilgi verdim. Bana Türkiye’ye döndüğümde sürekli irtibatta kalmak adına Telegram üzerinden bir şifre verdiler. Ben bu şifreyle Telegram üzerinden 2016 yılından bu yana görüşüyorum.”

Muhammed O, Telegram üzerinden iletişim kurduğu kişilerle yüz yüze görüşmesinin olmadığını öne sürerek, “Bu hesap üzerinden görüşmelerde genellikle zaten şahıslar kendi isimlerini kullanmaz. Fotoğrafları olmazdı, gruptan yazışmaları yapardık.” dedi.

Grupta yapılan paylaşımlardan sonra alınan bilgileri hiç kimsenin ne için kullandığını anlatmadığını ifade eden sanık, şunları dile getirdi:

BOMBA YAPILMASI BİLGİSİ VERDİM

“Telegram hesabı üzerinden kimse bana bir keşif veya eylem teklifinde bulunmadı. Ben sadece kimyaya ilgimden dolayı bomba yapılmasına yönelik bilgiler verirdim ancak bu bilgiler sonunda bomba yapıp yapmadıklarını, yaptılarsa nerede kullandıklarını bilmiyorum. Zaten Telegram üzerinden eylem planı ya da eyleme yönelik keşif gibi konular konuşulmazdı.”

Muhammed O, grubun yöneticisi olan kişilerin Telegram hesabındaki görüntülerin paylaşılması yönünde talimat verdiğini anlatarak, hesabında ele geçirilen görüntüleri bu nedenle paylaştığını bildirdi.

Ahmed O. ve Memun O. ise suçlamaları reddederek, serbest bırakılmalarını talep etti.


  • 0

Ufuk Yeşil: Hukuksuz şekilde elde edilen ByLock bilgileri ile insanlar cezalandırılamaz

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, sunucusu Litvanya’da bulunan ByLock bilgileri elde edilirken uyulması gereken usul hükümlerinin neler olduğuna, MİT’in yaptığı çalışmayla bu bilgileri elde edip edemeyeceğine ve bu kapsamda ByLock bilgilerinin elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğu hususlarına değindi.

İŞTE UFUK YEŞİL’İN RESMİ TWEETLER HESABINDAN PAYLAŞTIĞI O ÖNEMLİ BİLGİLER

“Devamı…”

  • 0

BM düşünce ve ifade özgürlüğü raportörü Kaye: ByLock baskı için sadece bir bahane

Birleşmiş Milletler düşünce ve ifade özgürlüğünü geliştirme özel raportörü David Kaye, Türkiye’deki Bylock konusunun baskı için sadece bir bahane olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler düşünce ve ifade özgürlüğünü geliştirme özel raportörü Prof. Dr. David Kaye, Twitter’da Avrupa Parlamentosu eski milletvekili Marietje Schaake’nin sosyal medya özgürlükleri ile yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Bir takipçisinin Türkiye’deki Bylock konusunu hatırlatması üzerine David Kaye, “Bylock sadece baskı bir bir bahane. Öyle değil mi? Onun (Schaake) Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’deki insan hakları ve diğer konularda yoğunlaşan en önde gelen isimlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda Bylock daha anlamlı oluyor.” dedi.

David Kaye, California Üniversitesi’nde hukuk profesörü olarak görev yapıyor.

Kaye’nin uzmanlık alanı kamu uluslararası hukuku, uluslararası insani haklar, insan hakları ve uluslararası ceza hukuku.

Prof. Dr. David Kaye, 2014 yılı Ağustos ayından beri Birleşmiş Milletler düşünce ve ifade özgürlüğünü geliştirme özel raportörü olarak görev yapıyor.


  • 0

Yüksek yargıçları ‘örgüt üyeliği’nden mahkum eden hakim Burhan Karaloğlu’nun oğlu da Bylock mağduru

Yargıtay eski üyesi Hüsamettin Uğur’a (54), Bylock kullandığına dair tespit yapılmadığı halde 10 yıl 6 ay hapis cezası veren mahkeme heyetinin başkanı hakim Burhan Karaloğlu’nun oğlu hakkında Bylock davası açıldı.

Eski yargıtay üyesi, 25 yıllık hakim Hüsamettin Uğur’a ceza veren Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Başkanı Burhan Karaloğlu’nun oğlu da Bylock mağduru oldu. Furkan Karaloğlu Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan davada 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Olayı Hüsamettin Uğur’un kızı Nalan Dilara Uğur Twitter hesabından “Bylock’u bile olmayan babama 10.5 yıl verilen, karar duruşmamızda heyet başkanı olan Burhan beyin oğlunda Bylock çıkmış :)” diyerek duyurdu.

Hüsamettin Uğur (solda), Burhan Karaloğlu.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi yüksek yargı organlarında görev yapan hakimlerin davalarına bakan Karaloğlu da 2011’de seçilen Yargıtay üyeleri aralarında bulunuyor. O yıl seçilen tüm üyeler, Cemaat soruşturması kapsamında fişlenmiş ve ‘örgüt üyesi’ yaftalamasına maruz kalmıştı.

18 Temmuz 2016’da gözaltına alınan 9 Ekim 2016’dan bu yana hücrede bulunan Hüsamettin Uğur, Cemaat soruşturmaları kapsamında yargılanmış ve 28 Şubat 2019’da 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

O BAKANIN SÖZLERİNİ MAHKEMEDE HATIRLATTI

Yazdığı Vergi Hukuku kitabı dosyasında delil olarak bulunan Hüsamettin Uğur, mahkemede kendini şöyle savunmuştu:

“Üyesi olarak suçlandığım örgütün kuruluş tarihi nedir? İddianameye bakılırsa örgütün geçmişi 50 yıldan fazladır. Bu nasıl bir örgüttür ki 50 yıl boyunca hakkında 2017 yılına kadar kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur? Hatta 2008 yılında Yargıtayın en üst karar mercii olan CGK örgüt yöneticisi hakkında verilen beraat kararını tasdik ediyor. Bu nasıl bir silahlı terör örgütü ki 2013 yılı sonuna kadar devletin hemen hemen bütün kurum kuruluşları her türlü kamu imkanını tahsis ediyor…

MÜSAADENİZLE YAV HE HE DEYİP GEÇİYORUM

Terör örgütünün yayın organı diye Zaman Gazetesinde telif karşılığı yazı yazan, geçmişte Marksist halihazırda liberal ve demokrat bir insan olan Şahin Alpay ‘darbeci’ diye suçlanırken, o gazete son güne kadar Yargıtay’da ücretsiz dağıtılıyordu.

Türk yargısı açısından çözülmesi namus borcu olan ne kadar olay varsa -Hrant Dink cinayeti, Roboski olayı, Rus uçağının düşürülmesi, Rus büyük elçinin öldürülmesi, hatta 15 Temmuz darbe girişimi- FETÖye yüklenmiştir, müsaadenizle ‘yav he he’ diyerek geçiyorum.

Bir darbe girişimi düşünün ki daha darbeciler F-16’larla Ankara üzerinde uçarken, girişim bastırılmamışken, iki yüze yakın yüksek yargı üyesi ve üç bine yakın hakim savcı hakkında soruşturma başlatılıyor birkaç günde hepsi gözaltına alınıp tutuklanıyor.

Darbeciler hem bilfiil hem de TRT’de okutturdukları bildiriyle Anayasayı çiğnerken Anayasal kurumlar olan HSYK ve Türk yargı mensupları darbecilerle yarışırcasına Anayasayı ihlal ediyor. Bu bağlamda HSYK Başkanvekili M. Yılmaz’ın ‘darbe öyle değil böyle yapılır’ mesajı manidardır.

BU BİZE ALLAH’IN LÜTFUDUR SÖZÜ GİZEMİNİ KORUYOR

Cumhurbaşkanının darbe hakkında söylediği ‘Bu bize Allah’ın bir lütfudur’ sözü manidar olmanın ötesinde gizemini koruyor.

“Erdoğan darbeyi ne zaman öğrendi?”

“Hukuk devleti miyiz, guguk devleti mi?”

HAKİMLERE TEK SEÇENEK BIRAKILDI: BİAT

Enis Berberoğlu davasında kaç defa heyet değişti takip edemedim. Bizi de hiçbir delil olmadan tutuklayan hakim Yunus Süer hoşa gitmeyen bir karar verince (Birol Erdem’in eşini tahliye edince) kendisini Çorum’da buldu. Gözünü Çorum’da açmak istemeyen hakimlere tek seçenek bırakıldı: Biat.

AİHM’de görev süresi geçen yıl nisanda dolan Türk Yargıç Işıl Karakaş’ın yerine Türkiye’nin önerdiği üç kişilik aday listesi üç kere ‘yetersiz’ bulunup geri çevrilmiş! Bu ayıp bize yeter.

Bana isnad edilen suç ile ilgili somut bir fiil gösterilmezse ve bu suçu hangi tarihte işlediğim belirtilmezse ben kendimi nasıl savunacağım? Modern çağdaş ceza hukuku FİİLLERİ yargılar, maddi ceza hukukumuz Ortaçağın gerisine FAİL ceza hukukuna mı döndü?

DOĞUŞTAN MI SUÇLUYUM!

Bana isnad edilen suçun tarihini, başlangıcını/bitimini iddianameye yazmamışsınız. İddianameye göre, örgüt 1966’da kurulmuş. 1965 yılında doğduğuma göre Hristiyanlıktaki ‘doğuştan günahkar’ anlayışı gibi doğuştan mı suçluyum?

Suç fiili gösterilmeden soyut suçlama karşısında ‘ben suçsuzum’ demekle kişi suçsuzluğunu ispat etmiş olur. Bundan sonrası, aksinin ispatı, iddia makamına aittir, ama bana çalıştığın kurumun, Yargıtayın yemeğine katılmışsın demesin.

Örgüte üye olduğuma dair bir tarih verilemiyor, delil gösterilemiyor. Peşinen suçlu ilan edilmişim, suçlu olmadığımın ispatı benden isteniyor!

ÖNÜNÜZDEKİ DOSYA İLE YARGILAMA YAPTIĞINIZA İNANMIYORUM

Bu yargılamanın önünüzdeki dosya ile yapıldığına inanmıyorum. İnanıyorum ki bu dosyadan başka bir dosya vardır. Gölge/gizli dosya mı denir yoksa asıl dosya mı, bilmiyorum ama bir başka dosya olmalı ki önünüzdeki dosyaya rağmen bu dava açılmış ve 19 aydır tutuklu yargılanıyorum.

Bekliyorum ve inanıyorum ki ‘yaklaşıyor yaklaşmakta olan’. Acılar kederler makam mevkiler gelir geçer, karaktere zeval gelmesin. Alnım açık, vicdanım rahat. Cismen tutuklu olsam da ruhum serazat… Ruhen, vicdanen tutuklu olanlar düşünsün…”

35 SAAT AÇ SUSUZ BIRAKILDILAR

Hüsamettin Uğur’un mahkeme sırasında ve cezaevinde yaşadığı hak ihlallerini kızı Nalan Dilara Uğur Twitter hesabından paylaşmıştı:

“Babamın da içlerinde bulunduğu 16 temmuz sabahı itibariyle hiçbir resmi evrak kendilerine ibraz edilmeden gözaltına alınmaya başlayan yüksek yargı üyeleri 4 günlük gözaltı sürelerinde 35 saat aç susuz bırakıldılar adliye binasında elleri kelepçeli olarak dolaştırıldılar.

Gece yüzden fazla kişiyle adliye mescidinde kelepçeli olarak geçirdiler. Babamın anlatımına göre sırt sırta uyudular. 1. sınıf hakimlerin kanun gereği Yargıtayda yargılanmaları gerekirken yeni başlamış, kıdemsiz tek hakim tarafından yargılanıp gerekçesiz bir kararla tutuklandılar.

Sincan T Tipi Cezaevinde 8 kişilik koğuşlara 30 kişi yerleştirildiler. Yer yataklarına rağmen yatacak yer yeterli değildi, dönüşümlü uyudular. 3 ayı bu şekilde geçirdiler. 9 Ekim 2016’da aniden ‘bizle geliyorsun’ denilerek koğuşlardan alınıp farklı araçlara bindirildiler.

Hiçbir açıklama yapılmadan cezaevlerine nakledildiler. Cezaevine gidene kadar nereye götürüldükleri hakkında bilgi vermediler. Aynı şekilde bize ‘nakledildi ama nereye olduğu hakkında bilgi veremiyoruz, arayıp sorun cezaevlerine’ denilerek tek tek cezaevlerini sorgulamamızı istediler.

HÜCRE DEĞİL TEK KİŞİLİK ODA!

Cezaevlerinde 10-14 hücre bulunurken yeni yapılan Kırıkkale Keskin Cezaevine 102 hücre inşa ettiler. İnsanlık suçu deyince burası hücre değil tek kişi “oda” dediler. Odaları inşaat kalıntılarıyla doluydu, toz toprak içindeki odada yere bile basılmıyordu.

Babamın anlatımıyla temizlik malzemeleri bile doğru düzgün verilmedi. Tırnaklarıyla kazıyarak temizlediler. Keskinde geçen süre zarfında da hücrede olmaları zaten başlı başına işkenceyken ilk hafta avluya çıkmalarına izin vermediler. İlk iki gün içecek su vermediler.

Zaman zaman ‘Keskinin suyu kuyudan çekiliyor, yetmiyor’ diyerek aylarca musluklarından su vermediler. Sıcak suyu haftada bir gün, bir saat verdiler. Soğuk değil diyerek demir yataklı, demir dolaplı beton odaların kaloriferlerini yakmadılar, nevresimleri değiştirmediler, yıkamadılar.

Cezaevlerindeki hükümlülerin haftada bir sahada maç yapmalarına izin verilirken, top alıp avluda oynamalarına izin verilirken, tiyatrolar, sinemalar düzenlenirken henüz hüküm giymemiş olan yüksek yargı üyelerine bu imkanlar tanınmadı.

BOMBOŞ BİR İDDİANAME

Bir odada bir başınızasınız, elinizdeki tek imkan kağıt kalem. Yazdıklarınız bile kontrol ediliyor. Günde bir saat avlu izniniz var, avluyu filmlerdeki gibi düşünmeyin, sadece 3 kişi çıkıyorsunuz, 10 adımlık mesafeniz var. Onun dışında hep odanızda tek başınızasınız.

Diğer kısıtlamaların yanı sıra kitap vermiyorlar, fetö sanıklarına eğitim faaliyeti yasak diyorlar. 6 ay sonrasında kitap okumaları eğitim faaliyetine girmiyormuş yanlış anlamışız diyerek ayda 3 kitap vermeye başlıyorlar. YANLIŞ ANLAMIŞIZ? OKUYABİLİRSİNİZ? AYDA 3? (ÜÇ)?

Hayatınız boyunca bir şeyler okumuşsunuz, 25 yıllık hakimsiniz. Kitap okumuşsunuz, dosya okumuşsunuz, makale okumuşsunuz ama hep okumuşsunuz ve size ayda sadece 3 kitap verip (maksimum 5 günde bitiyor). Dışarıya karşı cezaevlerimiz mükemmel, biz onlara kitap veriyoruz diyorlar.

Aklıma gelen her şeyi yazmaya çalıştım, işte böyle bir serüven içinde, bu şartlar altında 482 gündür tutuklu babam. 402 günü hücrede geçti, geçmeye de devam ediyor. 16 ayın ardından bir iddianame hazırladılar bomboş. Oh be dedik duruşması olur yakında, çıkartırlar zaten, dosya boş.

Hoop yeni bir açıklama yaptılar, soruşturmanın tekrarlanmasını istemişler savcılıktan. 16 aydır anca yaptıkları soruşturmayı sil baştan yapın demişler. Hiçbir şey bulamayınca mı başvurdular yoksa bir 16 ay daha soruşturuyoruz deyip içeride tutmak için mi yaptılar pek anlamadım.

ARKADAŞIMIN BABASI HÜCREDE ÖLMESİN DİYE VEFATINDAN ÜÇ GÜN ÖNCE TAHLİYE EDİLDİ

Hukuk fakültesinde öğretilen her şeyin aslında koca bir paravandan ibaret olduğunu gördüm, görmeye de devam ediyorum. Lojman hayatında beraber büyüdüğüm, hukukçuların içine doğmuş, adliyede büyümüş nice arkadaşım var, aynı şeyleri ya da daha fazlasını yaşayan.

Bir çocukluk arkadaşım var. Babası hareket dahi edemezken, felçken, kaçma tehlikesi var denilerek ağır bir ameliyattan çıkmışken hasta haliyle hücrede tutuldu. Babasını görmesine izin verilmedi. Vefatından 3 gün önce tahliye edildi, hücrede öldü denilmesin diye.

Bir arkadaşım var, annesi de babası da aynı anda tutuklanan. Tek çocuk bir başına her şeye yetişmeye çalışan. Bir arkadaşım var (ilkokuldan, sıra arkadaşım). 3 küçük kardeşiyle bir başına kalan, çocuklar kimsede durmadığı için sürekli onlarla ilgilenmek zorunda olan.


  • 0

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil: Bylock hukuka aykırı bir ‘delil’dir

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirildiğini vurgulayarak,  ‘Sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulduğunu ve bu sebeple Anayasa’da bulunan maddeler gereğince hukuka aykırı bir delil olduğunu ortaya koymuştur.’ dedi.

İşte Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil’in o tweetleri:

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) son kararında (20/12/2018 T., 2018/16-419 E., 2018/661 K.) Bylock bilgilerinin hukuka aykırı ele geçirildiğinin itirafı niteliğinde olan hususlara yer vermiş olup, bilgiselde yargılama dosyaları için çok önemli olan bu konu üzerinde duracağız.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142355689517572096?s=19

2- Bylock sunucusundan imaj alınması için verilmiş bir mahkeme kararına MİT’in hazırladığı Teknik Raporda ve hazırlanan iddianamelerde yer verilmese de, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince dijital materyallerin imajlarının alınması ve bilirkişi incelemesi yapılması için12129

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356053113364480

3- verilen 09.12.2016 gün ve 2016/6774 sayılı değişik iş kararını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu; “MİT’in yasal yetkisi çerçevesinde temin ettiği ByLock veri tabanı üzerinde CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince geçmişe dönük olarak uygulanan arama tedbiri” olarak kabul etmiştir

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356259712196609

4- (CGKnin 26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı kararı). Her ne kadar, CMK’da geçmişe dönük arama gibi bir usul hükmü bulunmasa da, hem 16. Ceza Dairesi, hem de CGK, Bylock bilgilerinin elde edilme yönteminin hukukiliğiyle ilgili

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356369774927872

5- Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin karar tarihini (09/12/2016) milat kabul etmişler ve Bylock’la ilgili çalışmaların bu karardan sonra başladığını belirterek; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 sayılı soruşturma dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356528592236544

6- Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına (EGM-KOM) gönderilen 16.12.2016 tarihli yazıya göre; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince verilen inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden ByLock verilerinin tamamını içeren

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356629138169856

7- hard disk ve abonelik listesinin bulunduğu flash belleğin imajını içerir hard diskin gönderildiği, ByLock ile ilgili yazışmaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturma dosyası üzerinden sağlanması,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356731395284992

8- talimat doğrultusunda bir komisyon aracılığıyla gerekli araştırma ve soruşturma işlemlerinin yapılmasıyla ulaşılan tespitleri içerir rapor düzenlenmesi talimatı verildiği” ifadesine yer vermişlerdir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356822583599105

9- Ancak, CGK’nın son kararında Bylock ile ilgili çalışmaların 09/12/2016 tarihinde değil, bu tarihten çok daha önce yapılıp bitirildiği ve üzerinde her türlü inceleme yapılıp orijinalliğini kaybeden veriler üzerinden imaj alındığı ortaya konulmuştur. Şöyle ki,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356921799905281

10- kararda; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgilendirme amacıyla Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığının 11.12.2018 tarihli ByLock Kronoloji Raporunda,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357061512179713

11- MİT tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kurulan bilgisayarda yer alan ByLock verilerinin 29.11.2016 tarihinde KOM görevlilerince imajı alınarak KOM Daire Başkanlığına gönderildiği, – Bu verilerin incelenerek adli soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılabilmesi için

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357142487412738

12- rapor hazırlanması amacıyla 01.12.2016 tarihinde KOM, Terörle Mücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarınca görevlendirilen personelden oluşan çalışma grubu kurulduğu ve 02.12.2016 tarihinde verilerin incelenmeye başlandığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357244853587968

13- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ByLock sunucusuna ait 9 IP adresine bağlanan abonelere ilişkin 129.862 satırlık “ByLock abone listesi” ve MİT tarafından hazırlanan 88 sayfalık “MİT teknik raporu”nun 16.12.2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığınca teslim alındığı”

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357337371480066

14- ifadelerine yer verilmiştir. Bylock kronoloji raporundan da anlaşılacağı üzere, Bylock’la ilgili dijital materyalden; imaj alma kararından önce KOM görevlilerince zaten imaj alınmış, veriler incelenmiş ve imaj alınması için 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nce verilen

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357420401930241

15-karar üzerine de bu karardan önce oluşturulan Bylock abone listesi 16/12/2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığına teslim edilmiştir. CGKnın son kararından hareketle; Bylock bilgilerinin elde edilmesi ve imajlarının alınmasından önce verilmiş bir hâkim kararının bulunmadığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357503558258688

16-Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararından aylar önce elde edilen, üzerinde her türlü çalışma yapılan ve isim listeleri oluşturulan dijital materyal üzerinden imaj alındığı ve bu haliyle bu bilgilerin orijinal olmadıkları ortadadır.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357576899801093

17- Kısaca, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirilmiş, sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulmuştur ve bu haliyle Anayasa’nın 38/4.,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357882920415233

18- CMK’nın 148/4., 217/2. ve 230/1-b maddeleri gereğince hukuka aykırı delildir. Bu delilin yargılamada kullanılması nedeniyle de, ilgililerin Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakları ihlal edilmiştir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357974431784961

19- Bylock bilgi ve verilerinin delil değeriyle ilgili bu ve daha ayrıntılı hususlara “Hukuk ve İnsan Hakları Bağlamında Bylock Bilgilerinin Delil Değeri” isimli kitabımızdan ulaşabilirsiniz. https://yetkin.com.tr/bylock-bilgilerinin-delil-degeri-ytk126

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142358085044002817


  • 0

ByLock’un hiç bir delil özelliği yok ve hiç olmadı!.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu son ByLock kararının kısa bir analizini yaptığımızda en başta 215092 kişi ile başlayan ByLock listesinin bugün 49.680 kişiye düştüğü gözlemlenmiştir. Son YCGK kararına göre ID si olmayan kullanıcılar için ByLock’un delil özelliği kalmamıştır. Bu karar olumlu bir adım olsada hukuksuzluğu devam ettiren bir karardır.

Şöyle ki;

ByLock yargılamalarında bütün davaların dayandığı 88 sayfalık MİT raporunda ByLock kullanıcı sayısı 215092’dır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; CMK 134 gereğince mahkeme kararı alınmadan 29.11.16 da imaj alınmıştır. 

01.03.2017 tarihinde liste 215.092’den 129.862’e indirilmiştir.15.08.2017 tarihinde güncellenerek 123.111 kişilik liste oluşturulmasına rağmen 129.860 kişilik eski liste KOM il birimlerine sorguya açılmış ve bunlara adli işlem yapılmıştır.

Nisan 2018’de, 49.680 kişilik kullanıcı ID olanların olan yeni bir liste oluşturulmuştur. Her güncellemede 100 bin kişi eksilerek yeni listeler oluşturulmuştur.

15 Ağustos 2018’de abone bilgilerinden oluşan bir liste BTK’den yollanmıştır ama bunun da ne şekilde oluşturulduğu nasıl güncelleme yapıldığı tam bir muammadır. Maalesef bütün bu süreçler adli bir makamın iradesinden ayrı olarak istihbari olarak yürütülmüştür.

Bu işlemlerin hiçbir kanuni / hukuki / mantıki dayanağı bulunmamakla birlikte bilimsel / denetlenebilir bir teknik bilgi de barındırmamaktadır.

İstihbari verilerin delil olmaması yasalarımızca sabit olmakla birlikte, bu istihbari verilerin en başından günümüze kadar devamlı değişime uğraması ve bu sürecin adli birimler haricinde yapılması hiç bir hukuk sisteminde görülmemiş bir hukuki faciadır.

Bu hukuksuzlukları gerçek hukukçuların gündeme getirmesini talep ediyor ve tüm ByLock mağdurlarının mutlaka hukuki yolları adım adım takip edip sonunda haklılıklarını tescil edeceklerine inancımızı yeniliyoruz.


Yargıtay Kararının ilgili bölümü
Yargıtay Kararının ilgili bölümü

  • 0

‘ByLock verilerinin hiç bir delil değeri yok’

Avukat Levent Mazılıgüney, kişisel Twitter hesabından ByLock davalarına dair CMK 134 ve 135. Maddeleri kapsamında yeni değerlendirmelerde bulundu. Kişisel iletişim verilerinin CMK 135. Maddeye göre hakim kararından önce alınarak delil olarak kullanılamayacağını belirten Mazılıgüney, tesadüfi olarak elde edilen bir veriye dayanarak soruşturma açılsa bile verilerin hiçbir şekilde delil hükmüne geçemeyeceğini vurguladı.

CMK 134 ve 135 kapsamında ByLock başta olmak üzere her türlü iletişim içeriğinin elde edilmesi konularında bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Her konunun, siyasetten uzak, hukuk çerçevesinde ve insan hakları temelli tartışılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Değerli dostlar, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (24/04/2017 T., 2015/3 E., 2017/3 K. sayılı kararı) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı karar) ByLock bilgilerinin 2-(yazışma içerikleri, CGNAT kayıtları ve IP adresleri vb.)

Elde edilme yöntemini CMK’nın 134. maddesi kapsamında değerlendirip, 135. madde kapsamında değerlendirmemesinin üzerinde duracağım. Elbette hukuka uygunluğu üzerinde de tartışmak istiyorum. Konuyu ByLock ile sınırlı düşünmeyelim. Her türlü iletişim içeriği gündemde olabilir.

Acaba, hakkında iletişiminin dinlenmesi ya da kayda alınması kararı verilmemiş bir kişinin bilgisayarında CMK’nın 134. maddesine göre yapılan aramada, kişinin bu bilgisayar üzerinden gerçekleştirdiği ve ancakCMK’nın 135. maddesine göre elde edilebilecek iletişim bilgilerinin de elde edilmesi mümkün müdür ve bu şekilde elde edilen deliller hukuka uygun mudur?

Her iki kararda da, CMK’nın 135. maddesine göre elde edilen iletişimin dinlenilmesine veya kayda alınmasına ilişkin hususların, verilmiş hakim kararına dayanılarak “halen ve gelecekte yapılacak” haberleşmelere ilişkin olduğu ve kararda belirtilen süreden önceki ve sonraki iletişimim dinlenilmesi ve kayda alınması mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Kararlarda yer verilen hususlar, CMK’nın 135. maddesi gereğince ve haberleşme hürriyetiyle ilgili verilen tedbir kararlarıyla ilgili olup, bunları 134. madde kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Zira 134. maddede düzenlenen tedbir, bilişim sistemleri üzerinde haberleşme dışındaki sabit bilgi, veri ve programlardan delil elde edilme yöntemini düzenlemektedir.

Bu açıklamalardan sonra yukarıdaki soruya cevaplamak gerekirse; öncelikle, bu soruya olumlu cevap verebilmek mümkün değildir. Zira haberleşmeye ilişkin yazışma içerikleri kişinin kullandığı bilgisayarda kayıtlı da olsa, bu içeriklere ulaşılması CMK’nın 135. maddesine göre verilmiş bir hakim kararına bağlıdır ve yalnızca bu kararda belirtilen süre kadar görüşme içerikleri dinlenip kaydedilebilir.

Yani, belirtilen zaman diliminden önce ya da sonraki bir zamanda görüşmelerin dinlenip kayda alınması mümkün değildir. Yine, yukarıdaki kararlarda yer verildiği üzere, kişinin geçmişte gerçekleştirdiği iletişimine ilişkin bilgiler haberleşmenin dinlenmesi ve kayda alınması değil “iletişimin tespiti” olup, bu tespit kapsamında haberleşme içeriğinin öğrenilmesi mümkün değildir.

ByLock özelinde, kararlarda, Bylock sunucusunda kayıtlı yazışma içeriklerinin elde edilmesiyle ilgili CMK’nın 135. maddesine göre “geçmişe dönük olarak” verilmiş bir mahkeme kararından da bahsedilmemektedir.

Haberleşmenin gizliliği kapsamında korunan yazışma içeriklerine CMK’nın 134. maddesine dayanılarak yapılacak bir arama sonucu ulaşılabileceğini söylemek ve kararlarda yer verildiği üzere yazışma içeriklerini 134. madde kapsamında “kaydetme” olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, 135. maddeye göre elde edilmeyecek bir delile 134. maddenin uygunsuz kullanılması suretiyle ulaşılması anlamına gelir.

Eğer bu şekilde elde edilecek bir delil hukuka uygun kabul edilecekse o zaman CMK 135. maddesine ne gerek vardır?

Konuyla ilgili yazdığı makalede e-postaların takibiyle ilgili hususları değerlendiren Ersan ŞEN şunları söylemiştir: “…e-posta, insanların görüş alışverişinde bulunup bilgi paylaşması vasıtası olması sebebiyle de haberleşme hürriyetinin kapsamında kabul ve koruma görür.

Bireyin e-posta üzerinden yaptığı görüşmeler, CMK m.134’de düzenlenen bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yoluyla takip edilemez. Çünkü e-posta, bilgisayarda duran sabit bilgi, veri ve program olmayıp, tümü ile Anayasa m.22 kapsamında değerlendirilmesi gereken haberleşme hürriyetinin bir kullanım şeklidir.” (Ersan ŞEN: “E-Posta Takibi”)

ByLock (ya da başka bir uygulama) bilgilerinin elde edilmesinin e-posta içeriklerinin elde edilmesinden bir farkı bulunmayıp, haberleşme hürriyeti kapsamında korunan bu bilgilere de ancak CMK’nın 135. maddesine uygun olarak verilen hakim kararı ve bu kararda belirtilen süre zarfıyla sınırlı olarak ulaşılabilir ve daha sonraki bir tarihte 134. maddeye göre yapılan arama kapsamında ulaşılan bilgilerin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını değerlendiriyorum.

Elde edilen bilgilerin CMK’nın 138/2. maddesi gereğince tesadüfen elde edilen delil olduğu ve C.savcısına haber verilerek bu konuda yeni bir soruşturma başlatılabileceği ve 135. madde kapsamında yeni bir tedbir kararının alınabileceği iddia edilebilir.

Ancak daha önce de belirtildiği üzere, tesadüfen elden edilen delilin delil olarak değerlendirilebilmesi, usulüne uygun şekilde elde edilmiş olmasına bağlıdır. Aramayla ilgili hâkim veya savcı kararı yoksa ya da arama usulüne uygun yapılmamışsa başka bir suçla ilgili tesadüfi delil elde edilse bile bu delilin hukuki değeri olmayacak ve yargılamada kullanılamayacaktır. Haberleşme hürriyetine ilişkin olan ByLock bilgilerinin ancak CMK’nın 135. maddesine göre elde edilebileceği ve bu konuda verilmiş bir hakim kararının bulunmadığı dikkate alındığında, Yargıtay’ın imaj alma işlemi için yapılan başvuruyu CMK’da olmamasına rağmen geçmişe dönük arama olarak ve 134. maddesi kapsamında değerlendirip, konuyla ilgili 135. madde kapsamında böyle bir değerlendirme yapmaması karşısında, 134. maddeye uygun olarak elde edildiği kabul edilse bile, 135. maddeye uygun olarak elde edilmeyen bu bilgilerin tesadüfen elde edilmiş delil olarak kabulü de mümkün değildir.

Ayrıca, elde edilen bilgilerin saklanma süresi 5809 sayılı Haberleşme Kanununa dayanılarak çıkarılan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği ve Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtildiği üzere en fazla bir yıldır ve bu bilgilerin ele geçirildiği tarih itibariyle saklanmaları gereken bir yıllık süre dolmuş ve bu bilgiler yasak delil haline gelmiştir.

Hiçbir surette yargılamada kullanılabilmeleri mümkün değildir. Kısaca, ByLock (veya başka bir iletişim uygulaması) bilgilerinin CMK’nın 135. maddesine göre elde edilmesi gerekirken 134. maddeye göre elde edildiğinin belirtilmesi ve Yargıtayca incelemenin 134. maddeye göre yapılmış olmasının CMK’ya aykırı olduğu gibi 5809 sayılı Kanuna da aykırı olduğunu değerlendiriyorum.
Konunun bu açıdan da tartışılması ve hukuk içinde her türlü tartışmanın olağan olması faydalı olacaktır.

İncelediğim içeriklerin çoğunluğunda hiçbir suç unsuruna rastlamadım ve yalnızca bir uygulamanın kullanılmasını Silahlı Terör Örgütü üyeliğiyle bağdaştıramıyorum. İçeriğinde suç unsuru yoksa beraat olmalı argümanını bir türlü anlatamadık. Belki böyle fayda sağlarız.

Her zaman söylediğim gibi, yanılıyor olabilirim. Tek doğru benim söylediklerim, yazdıklarım değildir. Her konu hukuk, bilim ve tabii ki vicdan çerçevesinde tartışılabilirse insanlarımız çok daha huzurlu olacaktır.
Faydalı olmasını dileyerek saygılarımı sunuyorum.


  • 0

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin adli ve idari yargılamalarda elektronik delillere dair kılavuz ilkeleri

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 30 Ocak 2019’da ‘Adli ve idari yargılamalarda elektronik delillere dair kılavuz ilkeleri’ yayınladı.

ByLock yargılamalarına dair önemli ilkeler içeren eden Kılavuz ilkelerini, Erdoğan rejimi tarafından tutuklanan binlerce hukukçunun haklarını savunmak ve seslerini duyurmak için kurulan Arrested Lawyers Initiative (Tutuklu Hukukçular Girişimi) Türkçe’ye tercüme etti.

Tercüme edilen kılavuzda yer alan ve size yardımcı olacağını düşündüğümüz ilkelerin başlıkları şöyle:

  • Uzaktan ifade alma;
  • Elektronik delillerin kullanımı;
  • Delil toplanması, elde edilmesi ve iletimi;
  • İlgililik;
  • Güvenilirlik
  • Depolama ve muhafaza;
  • Arşivleme;
  • Farkındalık oluşturma, gözden geçirme, öğretim ve eğitim.


İŞTE KILAVUZ’UN TÜRKÇE TERCÜMESİ – 30 OCAK 2019

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi,

Avrupa Konseyi’nin amacının, bilhassa yasal hususlara ilişkin ortak kuralların kabulünü destekleyerek, üye devletler arasında daha sağlam bir birlik oluşturmak olduğunu göz önünde bulundurarak;

Medeni ve idari dava ve işlerde mahkemelere ve yargılama yetkisini haiz diğer yetkili makamlara, hukuku meslek edinmiş kimselere ve bu dava ve işlerin taraflarına elektronik delillerin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin olarak işlevsel bir kılavuz ortaya koymanın gerekliliğini dikkate alarak;

Bu kılavuz ilkelerin üye devletlerin ulusal mevzuatını bağdaştırmaktan ziyade ortak bir çerçeve çizmek amacını taşıdığının bilincinde olarak;

Üye devletlerin yasal sistemlerinde görülen çeşitliliğe saygının bir gereklilik olduğunu telakki ederek;

Üye devletlerin yargı sistemlerini dijitalize etme hususunda gösterdikleri gelişmenin farkında olarak;

Yine de, yargı sistemlerinde elektronik delillerin etkili bir şekilde yönetilebilmeleri önünde yer alan ortak standartların yokluğu, delil toplama süreçlerinin çeşitliliği ve karmaşıklığı gibi engellerin farkında olduklarını bildirerek;

Yargı sistemleri içerisinde ve mahkeme sürecinde elektronik delillerin kullanımının kolaylaştırılmasına duyulan ihtiyacın altını çizerek;

Üye devletlerin günümüzde elektronik delil kullanımında ortaya çıkan aksaklıkları incelemelerine ve yeni elektronik delil prensiplerinin ve pratiklerinin ortaya konabileceği veya var olan prensip ve pratiklerin iyileştirilebileceği alanların tespitini yapmalarına ilişkin bir gerekliliğin varlığının bilincinde olarak;

Bu kılavuz ilkelerin amacının mevzuatta ve uygulamada görülen aksaklıklara yönelik elverişli çözümler sağlamak olduğunu belirterek;

Üye devletlere, medeni ve idari dava ve işlerde elektronik delillerin kullanımına ilişkin olarak ortaya çıkan problemlere cevaben üye devletlerin yargı ve diğer uyuşmazlık çözüm mekanizmaları nezdinde yürüttükleri uyum çalışmalarında onlara yardımcı olmak amacıyla ve bu çalışmalarda etkili bir araç olur düşüncesiyle aşağıda yer alan kılavuz ilkeleri kabul eder; ve üye devletleri söz konusu kılavuz ilkelerin uygulanması amacına yönelik olarak bu ilkelerin elektronik delillerden sorumlu olan, veya bu delillerin ele alınmasında görevli bulunan, şahısların aracılığıyla olabildiğince geniş bir kitleye yaymaya davet eder.

Amaç ve kapsam

Kılavuz ilkelerin konusunu;

  • uzaktan ifade alma;
  • elektronik delillerin kullanımı;
  • delil toplanması, elde edilmesi ve iletimi;
  • ilgililik;
  • güvenilirlik
  • depolama ve muhafaza;
  • arşivleme;
  • farkındalık oluşturma, gözden geçirme, öğretim ve eğitim;

hususları oluşturmaktadır.

Kılavuz ilkeler, hiçbir şekilde bu ilkeler belli tür elektronik delillerin kanıt gücünü haiz olduklarına dair bir kabul getiriyor şeklinde yorumlanmamalı ve yalnızca ulusal mevzuatla çakışmadıkları sürece uygulanmalıdırlar.

Kılavuz ilkeler yargı sistemlerinde ve mahkeme uygulamalarında elektronik delillerin kullanımını ve yönetimini kolaylaştırmayı hedeflemektedir.

Tanımlar

Bu kılavuz ilkelerin amacı doğrultusunda:

  • Elektronik delil:“Elektronik delil” işleyişi bir yazılım programına ya da bir bilgisayar sisteminde veya ağında tutulan veya bu sistem veya ağ üzerinden aktarılan veriye bağlı olan herhangi bir cihaz tarafından oluşturulan veya bu cihaz içerisinde yer alan veriden elde edilmiş her türlü delil anlamına gelmektedir.
  • Metadata:“Metadata” diğer elektronik verilere ilişkin olup delilin kimliğini, kaynağını veya tarihini belirleyebilmesinin yanında ilgili tarihlerin ve zamanların tespitini sağlayabilme potansiyeline sahip elektronik bilgi anlamına gelmektedir.
  • Güven hizmeti: Aşağıda yer alan unsurları içeren elektronik hizmet:
  1. Elektronik imzaların, elektronik mühürlerin ya da elektronik zaman damgalarının oluşturulması, doğrulanması ve geçerli kılınmaları; kayıtlı elektronik dağıtım hizmetleri ve bu hizmetlere ilişkin sertifikalar; ya da
  2. İnternet sitesi doğrulama hizmetleri için sertifika oluşturulması, bu sertifikaların doğrulanması ve geçerli kılınmaları; ya da
  3. Elektronik imzaların, mühürlerin muhafazası veya bu hizmetlere ilişkin sertifikalar
  •  Mahkeme: Yargılama yapma yetkisiyle donatılmış ve bu yetkinin icrasında elektronik delillerden faydalanan her türlü yetkili makam.

Temel prensipler

Elektronik delillerin sahip oldukları potansiyel ispat gücü ulusal mevzuat doğrultusunda mahkemeler tarafından karara bağlanır.

Elektronik deliller; bilhassa delillerin kabul edilebilirliğine, gerçekliğine, kesinliğine ve bütünlüğüne ilişkin hususlar açısından diğer delillerle aynı şekilde değerlendirilmelidir.

Elektronik deliller tarafları dezavantajlı bir konuma sokacak ya da taraflardan herhangi birine hâksiz bir avantaj sağlayacak şekilde ele alınmamalıdır.

Kılavuz ilkeler

Uzaktan ifade alma

  1. İfade alma, delilin doğasına aykırı olmamak koşuluyla, teknik araçlar kullanılarak uzaktan yapılabilir.
  2. Mahkemeler, ifade almanın uzaktan yapılıp yapılmayacağına karar verirken bilhassa aşağıda yer alan faktörleri göz önünde bulundurmalıdırlar:
  • Delilin önemi
  • İfadesi alınacak kişinin statüsü
  • Delilin aktarılacağı video bağlantısının güvenliği ve bütünlüğü
  • İfadesi alınacak kişinin mahkeme huzuruna getirilmesinin yol açacağı masraflar ve zorluklar.
  1. Uzaktan ifade almanın: a) duruşmada hazır bulunan kişilerin, duruşmanın halka açık yapıldığı durumlarda halkın, göreceği ve duyacağı şekilde ve, b) ifadesi alınacak kişide, ifadesinin etkili ve adil bir şekilde alındığına ilişkin bir şüphe oluşmasının önüne geçmek için gerekli olduğu ölçüde bu kişinin duruşmayı izleyebileceği ve duyabileceği şekilde, yapılması gerekmektedir.
  2. Uzaktan ifade alma süreci ve bu süreçte kullanılan teknolojiler bu delilin kabul edilebilirliğine ve ilgili kişilerin mahkeme tarafından kimlik tespitlerinin yapılmasına engel oluşturmamalıdırlar.
  3. İfade almanın hususi veya halka açık bir bağlantı kullanılarak yapılmasından bağımsız olarak video konferansının kalitesi sağlanmalı ve ifadenin üçüncü şahıslar tarafından dinlenmesinin önüne geçmek adına video sinyali şifrelenmelidir.

Elektronik delillerin kullanımı

  1. Mahkemeler elektronik delilleri reddetmemeli ve yalnızca elektronik bir formatta toplandıkları ve/veya sunuldukları için yasal olarak haiz olmaları gereken etkiden bu delilleri yoksun bırakmamalıdırlar.
  2. Kural olarak mahkemeler, yalnızca gelişmiş, kaliteli ve benzeri şekilde güvence altına alınmış bir elektronik imzanın yokluğunu gerekçe göstererek elektronik delilleri yasal olarak haiz olmaları gereken etkiden yoksun bırakmamalıdırlar.
  3. Mahkemeler metadatanın sahip olduğu ispat değerinin ve bu verileri kullanmamanın yol açacağı potansiyel sonuçların farkında olmalıdırlar.
  4. Taraflar elektronik delilleri, delilin çıktısı alınmış halini de tedarik etmek zorunda olmadan, orijinal elektronik formatında ibraz edebilmeliler.

Delillerin toplanması, elde edilmesi ve iletimi

  1. Elektronik delil makul ve güvenilir bir metot izlenerek toplanmalı ve bu delillerin mahkemelere ibrazı güven hizmetleri gibi güvenilir hizmetler kullanılarak sağlanmalıdır.
  2. Elektronik delillerin elektronik olmayan delillere nazaran sahip olduğu daha yüksek tahrip olma veya kaybolma riski göz önüne alındığında, üye devletler elektronik delillerin güvenilir bir şekilde elde edilmesi ve toplanmasına ilişkin olarak özel prosedürler geliştirmelidirler.
  3. Mahkemeler, elektronik delillerin yabancı ülke sınırları içerisinde elde edilmesi ve toplanmasına bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel sorunların, sınır aşan dosyalardakiler de dahil olmak üzere, farkında olmalıdırlar.
  4. Mahkemeler sınır aşan delil toplama durumlarında birbirleriyle işbirliği içerisinde olmalıdırlar. Delil toplanmasına dair kendisine talepte bulunulan mahkeme, talepte bulunan mahkemeyi delilin hangi koşullara bağlı olarak toplanabileceği, bu bağlamda hangi kısıtlamaların da söz konusu olduğu hususunda bilgilendirmelidir.
  5. Elektronik deliller, delillerin başka mahkemelere iletilmesini kolaylaştıracak şekilde toplanmalı, düzenlenmeli ve ele alınmalıdır.
  6. Dava sürecinin daha etkin bir şekilde işleyebilmesine yardımcı olmak adına elektronik delillerin iletiminin elektronik araçlar vasıtasıyla yapılması teşvik edilmelidir.
  7. Elektronik delillerin iletiminde kullanılan sistemler ve cihazlar bu delillerin bütünlüğünü muhafaza edebilecek nitelikte olmalıdırlar.

İlgililik

  1. Mahkemeler, bilhassa elektronik delillerin gereğinden fazla ve şüpheli temininin ve bu delillere gereğinden fazla ve şüphe uyandıracak şekilde talebin oluşmasının önüne geçmek amacıyla elektronik delillerin yönetiminde aktif rol almalıdırlar.
  2. Mahkemeler, özellikle delillerin ispat gücüne ilişkin olarak ortaya atılan veya elektronik delillerle oynandığına dair bir iddianın varlığı halinde elektronik delillerin uzmanlar tarafından incelenmesini isteyebilir. Bu uzmanların ilgili konu dahilinde yeterli tecrübeye sahip olup olmadıkları mahkemeler tarafından karara bağlanmalıdır.

Güvenilirlik

  1. Delillerin güvenilirliğine ilişkin olarak mahkemeler, elektronik verilerin kaynağına ve gerçekliğine dair ilgili her türlü hususu göz önünde bulundurmalıdır.
  2. Mahkemeler güven hizmetlerinin elektronik delillere güvenin kurulması noktasında sahip oldukları değerin farkında olmalıdırlar.
  3. Ulusal yargı sisteminin izin verdiği ölçüde ve mahkemenin bu konudaki takdir yetkisini bertaraf etmeden; elektronik veriler, bu verilerin doğruluğuna ilişkin olarak taraflardan biri itiraz etmediği taktirde, delil olarak kabul edilmelidirler.
  4. Ulusal yargı sisteminin izin verdiği ölçüde ve mahkemenin bu konudaki takdir yetkisini bertaraf etmeden; imzalayan şahsın kimliğinin doğrulandığı ve verinin bütünlüğünün güvence altına alındığı durumlarda, aksine ilişkin olarak makul şüphelerin ortaya çıkmaması halinde veya bu tarz şüphelerin ortaya çıkmasına kadar elektronik verilerin güvenilir olduğu varsayılmalıdır.
  5. Uygulanacak hukukun savunmasız kişi kategorisine giren bireyler için özel koruma getirdiği durumlarda söz konusu hukuk bu kılavuz ilkeler nazarında önceliğe sahiptir.
  6. Ulusal yargı sisteminin izin verdiği ölçüde, bir kamu otoritesinin taraflardan bağımsız olarak bir elektronik delili bir yerden bir yere aktarması durumunda, söz konusu delilin içeriği aksi ispat edilene kadar kesinleşmiş kabul edilir.

Depolama ve muhafaza

  1. Elektronik deliller bunların okunabilirliğinin, ulaşılabilirliğinin, bütünlüğünün, gerçekliğinin, güvenilirliğinin ve gerekli olduğu yerde gizliliğinin ve delillerin ilgili bulundukları şahısların özel hayatlarının gizliliğinin muhafaza edilmesini sağlayacak şekilde saklanmalıdır.
  2. Elektronik deliller bunların hangi bağlamda oluşturulduğunun açık bir şekilde ortaya konmasını sağlamak adına standart hale getirilmiş metadatalarla birlikte muhafaza edilmelidir.
  3. Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeleri de göz önüne alarak, muhafaza altında bulunan elektronik delillerin zaman içerisinde okunabilirliklerini ve ulaşılabilirliklerini kaybetmelerinin önüne geçilmelidir.

Arşivleme

  1. Mahkemeler elektronik delilleri ulusal hukukun öngördüğü şekilde arşivlemelidirler. Elektronik arşivler bütün güvenlik gerekliliklerini sağlar nitelikte olmalı ve verilerin bütünlüğünü, gerçekliğini, gizliliğini, kalitesini garanti altına almalarının yanı sıra özel hayatın gizliliğine saygı prensibini de garanti etmelidirler.
  2. Elektronik delillerin arşivlenmesi işlemi nitelikli uzmanlar tarafından yürütülmelidir.
  3. Veriler elektronik delillere erişimi muhafaza etmek için gerekli olduğu taktirde yeni bir depo medyasına taşınmalıdır. 

Farkındalık oluşturma, gözden geçirme, öğretim ve eğitim

  1. Üye devletler elektronik delillerin medeni ve idari iş ve davalardaki faydalarına ve değerine ilişkin farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalarda bulunmalıdırlar.
  2. Üye devletler elektronik delillere ilişkin olarak var olan teknik standartları denetim altında tutmalıdırlar.
  3. Mesleklerinin gereği olarak elektronik delillerle uğraşan her şahsa, bu delillerin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin gerekli disiplinler arası öğretime erişim imkânı sağlanmalıdır.
  4. Hakimler ve hukuku meslek edinmiş kişiler elektronik delillerin ulaşılabilirliğine ve değerine etki edebilecek bilgi teknolojilerine dair gelişmelerin farkında olmalıdırlar.
  5. Hukuk eğitiminin kapsamına elektronik cihazlara ilişkin modüller eklenmelidir.


Kaynaklar:
– https://www.coe.int/en/web/portal/-/committee-of-ministers-adopts-guidelines-on-electronic-evidence-in-civil-and-administrative-proceedin-1

– https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectId=0900001680902e0c


  • 0

Kenneth Roth: Türk Hükümeti ByLock konusunda paranoyakça davranıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü Koordinatörü Kenneth Roth; 20 ve 21 Ocak 2019’da paylaştığı iki ayrı twitte, Erdoğan Rejimi’nin ByLock konusundaki yaklaşımını ‘Paranoyakça‘ olarak nitelendirdi.

Kenneth Roth, 100 binden fazla kisinin ByLock adlı anlık mesajlaşma uygulamasını indirdiğini, Paranoyak Türkiye hükümeti icin ‘Bylock indirenlerin darbe planlayıcısı olduguna dair kesin delil(!)’ kabul edildiğini, hakim Murat Arslanın ByLock kullandığı için 10 yıl mahkumiyet aldığını, ByLock kullanmanın hiçkimseyi darbeci yapmayacağını belirtti.

İŞTE KENNETH ROTH’UN O TWEET’LERİ


PARANOİD (PARANOYAKLIK) NEDİR


  • 0

Uluslararası Yargıçlar Birliği: Bylock, WhatsApp gibi bir uygulama

Uluslararası dört büyük yargı kurumunun başkanlarının ortak imzasını taşıyan mektupta, Bylock’un WhatsApp ve benzeri iletişim uygulamalarından biri olduğu belirtildi.

Uluslararası Yargıçlar Birliği (IAJ), Türkiye’de tutuklanan yargı mensupları, insan hakları ihlalleri ve yargı bağımsızlığının yok edilmesiyle ilgili bir mektup yayınladı.

İHLALLER TEK TEK SIRALANDI

Avrupa İdari Yargıçlar Birliği (AEAJ) Başkanı Edith Zeller, Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) Başkanı José Igreja Matos, Yargıçlar için Yargıçlar Başkanı Tamara Trotman, Demokratik ve Özgür Avrupa İçin Yargıçlar Birliği (MEDEL) Başkanı Filipe César Marques’in imzaladığı açık mektupta, yapılan ihlaller tek tek sıralandı.

YARSAV BAŞKANI MURAT ASLAN’A ÖZEL VURGU

YARSAV Başkanı Murat Aslan’ın tutuklu olarak yargılanmasına geniş yer ayrılan mektupta, Aslan’ın 2017 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından Václav Havel İnsan Hakları ödülü ile onurlandırılan saygın bir yargı mensubu olduğuna değinildi.

Aslan’ın cezaevinden eşine yazdığı mektuba dahi Cumhurbaşkanı’na hakaret davası açıldığı belirtilen mektupta, Aslan’a yapılan suçlamaların anlamsızlığına dikkat çekildi.

BYLOCK, WHATSAPP GİBİ BİR UYGULAMA

Murat Aslan’ın Bylock kullanmayla suçlandığı belirtilen mektupta, Bylock’un Whatsapp ya da diğer iletişim programlarına benzer bir uygulama olduğu vurgulanarak, şu ifadeler kullanıldı:

“Dosyada Murat Arslan’ın ByLock isimli programı kullanması örgüt üyeliğine delil olarak gösterilmiştir. Ancak bu programa (“whatsapp” ya da diğer iletişim programlarına benzer bir uygulama olarak) ilişkin kanıtsal değeri hakkında şu ana kadar bir değerlendirme yapılmadığı gibi, içeriğine yönelikte tam bir araştırma yapılmamıştır.”

Mektupta, iktidarın ekonomik refah ya da stratejik faydalar uğruna ağır insan hakları ihlallerinin kabul edilemez olduğu vurgulandı.

İŞTE O MEKTUBUN TAM HALİ

Saygıdeğer bayanlar ve baylar,

2018 İnsan Hakları Günü vesilesiyle Türkiye’de Bağımsız bir yargıyı amaç edinen platform olarak, Türkiye’de temel insan haklarının ihlal edildiğini açık bir şekilde vurgulamaktayız. Binlerce hakimin Türkiye’de keyfi bir şekilde tutuklanması bağımsız yargının yok edildiğinin en somut halidir. Daha önce birçok kez vurgulanan bu hususu aşağıdaki örnek açık bir şekilde ortaya koymaktadır:

Murat Arslan Türkiye’de hakim olarak görev yapıyordu ve aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Birliği (YARSAV) başkanı idi. Murat Arslan 2016 yılı Ekim ayında tutuklandı ve halen tutukluluk hali devam etmektedir. Kendisi 2017 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından Václav Havel İnsan Hakları ödülü ile onurlandırıldı.

Murat Arslan’a FETÖ/PDY terör örgütünün üyesi olmak ve bu örgüte yardım etmek suçlamasının yöneltildiği mahkeme süreci 2017 yılının Kasım ayında başladı.

Cumhuriyet Savcısı hazırladığı iddianamede, FETÖ/PDY terör örgütünün Devletin temel kurumlarına sızmayı amaçladığını, özellikle yargının hedef alındığını, bu amaç doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Birliğine de (YARSAV) sızma girişiminde bulunulduğunu, bu hedefi gerçekleştirmede Murat Arslan’ın aktif rol aldığına yönelik iddialara yer vermiştir.

Murat Arslan aleyhindeki suçlamada, Fetullah Gülen’in takipçilerinden biri olmasına karşın bunu gizlediği, hatta Fethullah Gülen’i hedef alan ifadelerinin dahi olduğunu, bu anlamda kolayca satın alınabilecek bir kişi olduğu ileri sürülmüştür.

Dosyada Murat Arslan’ın ByLock isimli programı kullanması örgüt üyeliğine delil olarak gösterilmiştir. Ancak bu programa (“whatsapp” ya da diğer iletişim programlarına benzer bir uygulama olarak) ilişkin kanıtsal değeri hakkında şu ana kadar bir değerlendirme yapılmadığı gibi, içeriğine yönelikte tam bir araştırma yapılmamıştır.

Dosyada kamu tanığı olarak gösterilen kişilerden biri Murat Arslan aleyhine olan ifadesini değiştirmiş, talimat yolu ile beyanlarına başvurulan iki tanığa ilişkin olarak savunma tarafına kimlikleri hakkında bilgi verilmediği gibi, savunmanın tanıklara ilişkin soru sorma ya da araştırma yapılmasına yönelik talepleri de dikkate alınmamıştır. Arslan hakkındaki yargılama halen devam etmekte olup, bir sonraki celse 2019 yılı Ocak ayına ertelenmiştir.

Murat Arslan hakkında bir başka soruşturmada Cumhurbaşkanına hakaret iddiası ile başlatılmıştır. Soruşturma Murat Arslan’ın tutuklu olduğu dönemde cezaevi aracılığı ile eşine gönderdiği kişisel mektubun (!) incelenmesi sonucu elde edilmiş delil üzerine inşa edilmiştir.

YARSAV bağımsız bir mesleki bir birlik olarak Avrupa çapında ve Uluslar arası boyutta yargısal kurumlar tarafından tanınan Türkiye’deki tek yargısal örgüttür.

Murat Arslan bu derneğin başkanı olarak yaşamını yargının bağımsızlığını korumaya adamış ve Türkiye’de yargının 2014 yılında tamamen yürütmenin kontrolü altına girdiğini vurgulamıştır.

Başkan olarak bu açıklaması Murat Arslan’ı darbe girişiminden çok önce Türkiye’de mevcut idari rejimin muhalifi durumuna getirmiştir.

Şu çok açıktır ki, eğer bir ülkede yargı tam bağımsız değil yahut gerçek bir baskı altında ise, bu durumda hukuk devleti ilkesinin işletilmesini sağlama yükümlülüğü tamamen bireylerin kendi çabalarına bırakılmış demektir.

Benzer durum demokrasisi politik çalkantı altında bulunan yönetimler bakımından da aynıdır. Belirtilen bu hususlar uluslar arası birer standart olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bağımsız yargısal bir örgütlenmenin (YARSAV) başkanı olarak sadece Murat Arslan değil, bir çok Türk hakim de görevleri bağlamında temel hakların –yargısal bağışıklık- sağlanmasını savundu ve uzun yıllardan beri Türk politikacılarının Türk yargısı üzerinde sürekli artarak devam eden baskılarına karşı direnç gösterdiler.

Bağımsız yargısal bir örgütlenmenin (YARSAV) başkanı olarak sadece Murat Arslan değil, diğer bir çok Türk hakim de mesleklerinden ihraç edildi ve uluslar arası hiçbir standart gözetilmeksizin tutuklu olarak yargılamaları sürdürülmektedir.

2018 yılı İnsan Hakları Gününde, Türkiye’de bağımsız yargıyı esas alan bir platform olarak bir kez daha Evrensel İnsan Haklarına ilişkin temel yükümlülüklerin Türk Devletince tanınmadığını ve dahası ihlal edildiğini belirtmek zorundayız.

Keyfi tutuklama ve gözaltılar kadar, bağımsız ve tarafsız olması gereken mahkemelerce adil yargılama ilkelerinin gereklerinin yerine getirilmemesi süreklilik arzeden bir başka gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Platform olarak biz Türkiye’yi bir çok kez sözü verilen vazgeçilmez evrensel değerlerin ve evrensel insan haklarına ilişkin temel standartların yeniden hayata geçirilmesi için çağrıda bulunmaktayız.
Önceden taahhüt edilen ekonomik refah ya da stratejik faydalar uğruna ağır insan hakları ihlallerine platform olarak itiraz ediyoruz.
Platform olarak, tüm hükümet liderlerini ve parlamentoları, Türkiye’yi, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme ve temel insan haklarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirme konusunda destek vermeye çağırıyoruz.

Edith Zeller
Avrupa İdari Yargıçlar Birliği (AEAJ) Başkanı.
José Igreja Matos
Avrupa Yargıçlar Birliği (EAJ) Başkanı.
Tamara Trotman
Yargıçlar için Yargıçlar Başkanı.
Filipe César Marques
Demokratik ve Özgür Avrupa İçin Yargıçlar Birliği (MEDEL) Başkanı.

Mektubun İngilizce orijinali bu linkte:  https://www.iaj-uim.org/news/human-rights-day-2018-letter-of-the-platform-for-an-independent-judiciary-in-turkey/