Kategori Arşivi: Hukuki Görüşler

  • 0

Bylock nedir? Ne değildir?

Türkiye’de on binlerce insan “ByLock Mesajlaşma Uygulaması”nı indirdiği için tutuklu durumda. Erdoğan hükümeti, bu uygulamayı kullanmayı “silahlı terör örgütü üyesi olmak” için yeterli delil olarak görüyor. Öğretmenler, gazeteciler, sanatçılar, hukukçular, akademisyenler ve hatta futbolcular dahil on binlerce insanın işlerini kaybetmelerine ve tutuklamalarına gerekçe gösterilen “ByLock” Türkiye’deki kitlesel tutuklamalar için bulunan kullanışlı bir aparat mı, yoksa gerçekten bir suç makinesi mi?

Bu konuda Human Rights Defenders tarafından hazırlanan son raporla, dünya genelinde Google Play ve iTUNES gibi sanal marketlerden 500 binden fazla kişi tarafından indirilen bir mesajlaşma uygulamasının nasıl kriminalize edildiği tüm yönleriyle inceleniyor.

Gerek MİT ve Emniyet, gerekse adli merciler ve yandaş basın tarafından ortaya atılan iddialardaki yalan ve çelişkiler uluslararası saygın teknoloji kurum ve uzmanlarınca hazırlanan raporlar ile gözler önüne seriliyor.

Bu bağlamda rapor, Uluslararası bir Bilgi teknolojileri (IT) firması olan FOX-IT tarafından düzenlenen kapsamlı rapordan yaptığı alıntılarla, MİT incelemesinin, “adli ilkelere bağlı olmadığını ve bu nedenle adli inceleme olarak görülmemesi gerektiği”, “Çelişkili ve asılsız tespitler, nesnellik ve şeffaflıktan uzak olunması nedeniyle MİT soruşturması temelde kusurlu olduğu” gibi önemli tespitlere de yer veriyor.

Ayrıca ByLock verilerinin yasa dışı yollarla elde edildiği, uluslararası hukuk mercileri ve Türk devlet organlarının itiraf niteliğindeki resmi açıklamaları ve kararları ile ortaya konuluyor. 16. Ceza Dairesi’nin ByLock’un delil kabul edilebileceğine dair kararı da teknik ve hukuki açıdan incelerek, tamamen İstihbarat faaliyeti çerçevesinde elde edilen ByLock kayıtlarının Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince hukuka uygun delil olmadığı tespiti yapılıyor.

Aynı zamanda Anayasa ile koruma altına alınan hakların da aleni şekilde yok sayıldığı hukuki analizler ve örnek dosya incelemeleri ile tespit ediliyor.

Freedom House’nin 2017 Türkiye İnternet Raporunda binlerce akıllı telefon kullanıcısının sadece bir kriptolu mesajlaşma uygulaması olan ByLock’u indirdikleri için tutuklanmalarının eleştirildiğine de çekilerek, uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) yer alan birçok maddesinin ihlal edildiği detayları ile anlatılıyor.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğince hazırlanan rapor ve temsilcilerce yapılan açıklamalar ile ByLock hukuksuzluğunun uluslararası kamuoyunca da tepki topladığı ve Türk yargısının siyasi baskı aracı olarak kullanıldığının altı çiziliyor.

Yine bu doğrultuda raporda yer verilen, BM’nin Düşünce ve İfade Özgürlüğünün Korunması ve Geliştirilmesine Yönelik Özel Raportörü David Kaye’in “Sadece kriptolu bir uygulama kullanmanın bir suç olarak görülmeyeceğini” gibi açıklamaları dikkat çekiyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün de “sadece ByLock yüklemenin, uygulama yüklendiği için bir suç olmaması gerektiği”ne dikkat çektiği aktarılıyor.

Tüm bu yönleri ile Rapor, ByLock’a dair bugüne değin hazırlanan en bütünlüklü inceleme özelliğini taşıyor.


  • 0

What is Bylock?

Tens of thousands of people in Turkey are arrested on account of having downloaded the “Bylock Secure Communication App”. The Erdogan regime regards the mere fact that one downloaded or used this app as sufficient evidence to incriminate him/her in terrorism charges.

Whether the Bylock App which constitutes the ground for detention of tens of thousands of people including teachers, journalists, artists, lawyers, academics, and even football players a handy pretext for mass arrests or a serious criminal finding is a question worthy of investigatory attention.

The latest report produced by the Human Rights Defenders, examines with a holistic approach how a communication app which could be downloaded from prevalent digital markets such as Googleplay or ITUNES, is exploited in such a way as to incriminate thousands of people. Lies manufactured and spread jointly by the Turkish Intelligence Agency (MİT), Police Forces, judicial authorities and pro-Erdogan news outlets have been revealed by international reputable forensic analysis firms and experts.

That being said, an international information technology firm (FOX-IT) concludes that the MIT report cannot be seen as a forensic analysis due to its utter disregard for forensic analysis principles. In its report, the FOX-IT follows that the MİT investigation is flawed in nature since it was conducted in a non-transparent and non-objective manner and it bases its conclusions upon conflicting and unfounded findings.

Besides, the latest report evinces that the Bylock data are gathered illegally and illegitimately, thanks to several international judicial reports as well as Turkish authorities’ confessionary statements and decisions.

Examining the ruling of the 16th Criminal Chamber of the Court of Cassation concluding that the Bylock findings are lawful evidence from a legal and technical perspective, the latest report identifies that the Bylock records which were retrieved within the scope of an intelligence work cannot be used in a court of law according the Turkish Criminal Procedural Law (CMK). The report also harbors legal opinions and case studies attesting to the fact that basic constitutional human rights were severely infringed due to the Bylock investigations.

The report brings attentions to the 2017 Freedom on the Net of the Freedom House which criticizes Turkey for arresting thousands of smart phone users for downloading a messaging app and which opines that basic human rights secured by the ECHR are violated.

The report also highlights that the Bylock has turned into a judicial mean of political oppression and this has created an outcry among international community and this tragedy has reflected to the reports written by the United Nations and European Union.

In the same vein, the statement by the UN Special Rapporteur on freedom on opinion David Kaye noting that the mere use of a cryptographic app cannot be deemed a crime is given space in the report. Lastly, the report refers to the basic conclusion of the International Amnesty that the mere downloading of an app cannot be criminalized.

All this aspects renders the report the most all-encompassing and comprehensive report which has ever been produced on the subject.


  • 0

Ufuk Yeşil: Hukuksuz şekilde elde edilen ByLock bilgileri ile insanlar cezalandırılamaz

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, sunucusu Litvanya’da bulunan ByLock bilgileri elde edilirken uyulması gereken usul hükümlerinin neler olduğuna, MİT’in yaptığı çalışmayla bu bilgileri elde edip edemeyeceğine ve bu kapsamda ByLock bilgilerinin elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğu hususlarına değindi.

İŞTE UFUK YEŞİL’İN RESMİ TWEETLER HESABINDAN PAYLAŞTIĞI O ÖNEMLİ BİLGİLER

“Devamı…”

  • 0

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil: Bylock hukuka aykırı bir ‘delil’dir

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirildiğini vurgulayarak,  ‘Sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulduğunu ve bu sebeple Anayasa’da bulunan maddeler gereğince hukuka aykırı bir delil olduğunu ortaya koymuştur.’ dedi.

İşte Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil’in o tweetleri:

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) son kararında (20/12/2018 T., 2018/16-419 E., 2018/661 K.) Bylock bilgilerinin hukuka aykırı ele geçirildiğinin itirafı niteliğinde olan hususlara yer vermiş olup, bilgiselde yargılama dosyaları için çok önemli olan bu konu üzerinde duracağız.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142355689517572096?s=19

2- Bylock sunucusundan imaj alınması için verilmiş bir mahkeme kararına MİT’in hazırladığı Teknik Raporda ve hazırlanan iddianamelerde yer verilmese de, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince dijital materyallerin imajlarının alınması ve bilirkişi incelemesi yapılması için12129

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356053113364480

3- verilen 09.12.2016 gün ve 2016/6774 sayılı değişik iş kararını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu; “MİT’in yasal yetkisi çerçevesinde temin ettiği ByLock veri tabanı üzerinde CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince geçmişe dönük olarak uygulanan arama tedbiri” olarak kabul etmiştir

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356259712196609

4- (CGKnin 26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı kararı). Her ne kadar, CMK’da geçmişe dönük arama gibi bir usul hükmü bulunmasa da, hem 16. Ceza Dairesi, hem de CGK, Bylock bilgilerinin elde edilme yönteminin hukukiliğiyle ilgili

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356369774927872

5- Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin karar tarihini (09/12/2016) milat kabul etmişler ve Bylock’la ilgili çalışmaların bu karardan sonra başladığını belirterek; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 sayılı soruşturma dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356528592236544

6- Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına (EGM-KOM) gönderilen 16.12.2016 tarihli yazıya göre; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince verilen inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden ByLock verilerinin tamamını içeren

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356629138169856

7- hard disk ve abonelik listesinin bulunduğu flash belleğin imajını içerir hard diskin gönderildiği, ByLock ile ilgili yazışmaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturma dosyası üzerinden sağlanması,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356731395284992

8- talimat doğrultusunda bir komisyon aracılığıyla gerekli araştırma ve soruşturma işlemlerinin yapılmasıyla ulaşılan tespitleri içerir rapor düzenlenmesi talimatı verildiği” ifadesine yer vermişlerdir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356822583599105

9- Ancak, CGK’nın son kararında Bylock ile ilgili çalışmaların 09/12/2016 tarihinde değil, bu tarihten çok daha önce yapılıp bitirildiği ve üzerinde her türlü inceleme yapılıp orijinalliğini kaybeden veriler üzerinden imaj alındığı ortaya konulmuştur. Şöyle ki,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356921799905281

10- kararda; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgilendirme amacıyla Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığının 11.12.2018 tarihli ByLock Kronoloji Raporunda,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357061512179713

11- MİT tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kurulan bilgisayarda yer alan ByLock verilerinin 29.11.2016 tarihinde KOM görevlilerince imajı alınarak KOM Daire Başkanlığına gönderildiği, – Bu verilerin incelenerek adli soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılabilmesi için

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357142487412738

12- rapor hazırlanması amacıyla 01.12.2016 tarihinde KOM, Terörle Mücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarınca görevlendirilen personelden oluşan çalışma grubu kurulduğu ve 02.12.2016 tarihinde verilerin incelenmeye başlandığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357244853587968

13- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ByLock sunucusuna ait 9 IP adresine bağlanan abonelere ilişkin 129.862 satırlık “ByLock abone listesi” ve MİT tarafından hazırlanan 88 sayfalık “MİT teknik raporu”nun 16.12.2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığınca teslim alındığı”

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357337371480066

14- ifadelerine yer verilmiştir. Bylock kronoloji raporundan da anlaşılacağı üzere, Bylock’la ilgili dijital materyalden; imaj alma kararından önce KOM görevlilerince zaten imaj alınmış, veriler incelenmiş ve imaj alınması için 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nce verilen

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357420401930241

15-karar üzerine de bu karardan önce oluşturulan Bylock abone listesi 16/12/2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığına teslim edilmiştir. CGKnın son kararından hareketle; Bylock bilgilerinin elde edilmesi ve imajlarının alınmasından önce verilmiş bir hâkim kararının bulunmadığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357503558258688

16-Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararından aylar önce elde edilen, üzerinde her türlü çalışma yapılan ve isim listeleri oluşturulan dijital materyal üzerinden imaj alındığı ve bu haliyle bu bilgilerin orijinal olmadıkları ortadadır.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357576899801093

17- Kısaca, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirilmiş, sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulmuştur ve bu haliyle Anayasa’nın 38/4.,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357882920415233

18- CMK’nın 148/4., 217/2. ve 230/1-b maddeleri gereğince hukuka aykırı delildir. Bu delilin yargılamada kullanılması nedeniyle de, ilgililerin Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakları ihlal edilmiştir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357974431784961

19- Bylock bilgi ve verilerinin delil değeriyle ilgili bu ve daha ayrıntılı hususlara “Hukuk ve İnsan Hakları Bağlamında Bylock Bilgilerinin Delil Değeri” isimli kitabımızdan ulaşabilirsiniz. https://yetkin.com.tr/bylock-bilgilerinin-delil-degeri-ytk126

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142358085044002817


  • 0

ByLock’un hiç bir delil özelliği yok ve hiç olmadı!.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu son ByLock kararının kısa bir analizini yaptığımızda en başta 215092 kişi ile başlayan ByLock listesinin bugün 49.680 kişiye düştüğü gözlemlenmiştir. Son YCGK kararına göre ID si olmayan kullanıcılar için ByLock’un delil özelliği kalmamıştır. Bu karar olumlu bir adım olsada hukuksuzluğu devam ettiren bir karardır.

Şöyle ki;

ByLock yargılamalarında bütün davaların dayandığı 88 sayfalık MİT raporunda ByLock kullanıcı sayısı 215092’dır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; CMK 134 gereğince mahkeme kararı alınmadan 29.11.16 da imaj alınmıştır. 

01.03.2017 tarihinde liste 215.092’den 129.862’e indirilmiştir.15.08.2017 tarihinde güncellenerek 123.111 kişilik liste oluşturulmasına rağmen 129.860 kişilik eski liste KOM il birimlerine sorguya açılmış ve bunlara adli işlem yapılmıştır.

Nisan 2018’de, 49.680 kişilik kullanıcı ID olanların olan yeni bir liste oluşturulmuştur. Her güncellemede 100 bin kişi eksilerek yeni listeler oluşturulmuştur.

15 Ağustos 2018’de abone bilgilerinden oluşan bir liste BTK’den yollanmıştır ama bunun da ne şekilde oluşturulduğu nasıl güncelleme yapıldığı tam bir muammadır. Maalesef bütün bu süreçler adli bir makamın iradesinden ayrı olarak istihbari olarak yürütülmüştür.

Bu işlemlerin hiçbir kanuni / hukuki / mantıki dayanağı bulunmamakla birlikte bilimsel / denetlenebilir bir teknik bilgi de barındırmamaktadır.

İstihbari verilerin delil olmaması yasalarımızca sabit olmakla birlikte, bu istihbari verilerin en başından günümüze kadar devamlı değişime uğraması ve bu sürecin adli birimler haricinde yapılması hiç bir hukuk sisteminde görülmemiş bir hukuki faciadır.

Bu hukuksuzlukları gerçek hukukçuların gündeme getirmesini talep ediyor ve tüm ByLock mağdurlarının mutlaka hukuki yolları adım adım takip edip sonunda haklılıklarını tescil edeceklerine inancımızı yeniliyoruz.


Yargıtay Kararının ilgili bölümü
Yargıtay Kararının ilgili bölümü

  • 0

‘ByLock verilerinin hiç bir delil değeri yok’

Avukat Levent Mazılıgüney, kişisel Twitter hesabından ByLock davalarına dair CMK 134 ve 135. Maddeleri kapsamında yeni değerlendirmelerde bulundu. Kişisel iletişim verilerinin CMK 135. Maddeye göre hakim kararından önce alınarak delil olarak kullanılamayacağını belirten Mazılıgüney, tesadüfi olarak elde edilen bir veriye dayanarak soruşturma açılsa bile verilerin hiçbir şekilde delil hükmüne geçemeyeceğini vurguladı.

CMK 134 ve 135 kapsamında ByLock başta olmak üzere her türlü iletişim içeriğinin elde edilmesi konularında bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Her konunun, siyasetten uzak, hukuk çerçevesinde ve insan hakları temelli tartışılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Değerli dostlar, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (24/04/2017 T., 2015/3 E., 2017/3 K. sayılı kararı) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı karar) ByLock bilgilerinin 2-(yazışma içerikleri, CGNAT kayıtları ve IP adresleri vb.)

Elde edilme yöntemini CMK’nın 134. maddesi kapsamında değerlendirip, 135. madde kapsamında değerlendirmemesinin üzerinde duracağım. Elbette hukuka uygunluğu üzerinde de tartışmak istiyorum. Konuyu ByLock ile sınırlı düşünmeyelim. Her türlü iletişim içeriği gündemde olabilir.

Acaba, hakkında iletişiminin dinlenmesi ya da kayda alınması kararı verilmemiş bir kişinin bilgisayarında CMK’nın 134. maddesine göre yapılan aramada, kişinin bu bilgisayar üzerinden gerçekleştirdiği ve ancakCMK’nın 135. maddesine göre elde edilebilecek iletişim bilgilerinin de elde edilmesi mümkün müdür ve bu şekilde elde edilen deliller hukuka uygun mudur?

Her iki kararda da, CMK’nın 135. maddesine göre elde edilen iletişimin dinlenilmesine veya kayda alınmasına ilişkin hususların, verilmiş hakim kararına dayanılarak “halen ve gelecekte yapılacak” haberleşmelere ilişkin olduğu ve kararda belirtilen süreden önceki ve sonraki iletişimim dinlenilmesi ve kayda alınması mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Kararlarda yer verilen hususlar, CMK’nın 135. maddesi gereğince ve haberleşme hürriyetiyle ilgili verilen tedbir kararlarıyla ilgili olup, bunları 134. madde kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Zira 134. maddede düzenlenen tedbir, bilişim sistemleri üzerinde haberleşme dışındaki sabit bilgi, veri ve programlardan delil elde edilme yöntemini düzenlemektedir.

Bu açıklamalardan sonra yukarıdaki soruya cevaplamak gerekirse; öncelikle, bu soruya olumlu cevap verebilmek mümkün değildir. Zira haberleşmeye ilişkin yazışma içerikleri kişinin kullandığı bilgisayarda kayıtlı da olsa, bu içeriklere ulaşılması CMK’nın 135. maddesine göre verilmiş bir hakim kararına bağlıdır ve yalnızca bu kararda belirtilen süre kadar görüşme içerikleri dinlenip kaydedilebilir.

Yani, belirtilen zaman diliminden önce ya da sonraki bir zamanda görüşmelerin dinlenip kayda alınması mümkün değildir. Yine, yukarıdaki kararlarda yer verildiği üzere, kişinin geçmişte gerçekleştirdiği iletişimine ilişkin bilgiler haberleşmenin dinlenmesi ve kayda alınması değil “iletişimin tespiti” olup, bu tespit kapsamında haberleşme içeriğinin öğrenilmesi mümkün değildir.

ByLock özelinde, kararlarda, Bylock sunucusunda kayıtlı yazışma içeriklerinin elde edilmesiyle ilgili CMK’nın 135. maddesine göre “geçmişe dönük olarak” verilmiş bir mahkeme kararından da bahsedilmemektedir.

Haberleşmenin gizliliği kapsamında korunan yazışma içeriklerine CMK’nın 134. maddesine dayanılarak yapılacak bir arama sonucu ulaşılabileceğini söylemek ve kararlarda yer verildiği üzere yazışma içeriklerini 134. madde kapsamında “kaydetme” olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, 135. maddeye göre elde edilmeyecek bir delile 134. maddenin uygunsuz kullanılması suretiyle ulaşılması anlamına gelir.

Eğer bu şekilde elde edilecek bir delil hukuka uygun kabul edilecekse o zaman CMK 135. maddesine ne gerek vardır?

Konuyla ilgili yazdığı makalede e-postaların takibiyle ilgili hususları değerlendiren Ersan ŞEN şunları söylemiştir: “…e-posta, insanların görüş alışverişinde bulunup bilgi paylaşması vasıtası olması sebebiyle de haberleşme hürriyetinin kapsamında kabul ve koruma görür.

Bireyin e-posta üzerinden yaptığı görüşmeler, CMK m.134’de düzenlenen bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yoluyla takip edilemez. Çünkü e-posta, bilgisayarda duran sabit bilgi, veri ve program olmayıp, tümü ile Anayasa m.22 kapsamında değerlendirilmesi gereken haberleşme hürriyetinin bir kullanım şeklidir.” (Ersan ŞEN: “E-Posta Takibi”)

ByLock (ya da başka bir uygulama) bilgilerinin elde edilmesinin e-posta içeriklerinin elde edilmesinden bir farkı bulunmayıp, haberleşme hürriyeti kapsamında korunan bu bilgilere de ancak CMK’nın 135. maddesine uygun olarak verilen hakim kararı ve bu kararda belirtilen süre zarfıyla sınırlı olarak ulaşılabilir ve daha sonraki bir tarihte 134. maddeye göre yapılan arama kapsamında ulaşılan bilgilerin delil olarak kabulünün mümkün olmadığını değerlendiriyorum.

Elde edilen bilgilerin CMK’nın 138/2. maddesi gereğince tesadüfen elde edilen delil olduğu ve C.savcısına haber verilerek bu konuda yeni bir soruşturma başlatılabileceği ve 135. madde kapsamında yeni bir tedbir kararının alınabileceği iddia edilebilir.

Ancak daha önce de belirtildiği üzere, tesadüfen elden edilen delilin delil olarak değerlendirilebilmesi, usulüne uygun şekilde elde edilmiş olmasına bağlıdır. Aramayla ilgili hâkim veya savcı kararı yoksa ya da arama usulüne uygun yapılmamışsa başka bir suçla ilgili tesadüfi delil elde edilse bile bu delilin hukuki değeri olmayacak ve yargılamada kullanılamayacaktır. Haberleşme hürriyetine ilişkin olan ByLock bilgilerinin ancak CMK’nın 135. maddesine göre elde edilebileceği ve bu konuda verilmiş bir hakim kararının bulunmadığı dikkate alındığında, Yargıtay’ın imaj alma işlemi için yapılan başvuruyu CMK’da olmamasına rağmen geçmişe dönük arama olarak ve 134. maddesi kapsamında değerlendirip, konuyla ilgili 135. madde kapsamında böyle bir değerlendirme yapmaması karşısında, 134. maddeye uygun olarak elde edildiği kabul edilse bile, 135. maddeye uygun olarak elde edilmeyen bu bilgilerin tesadüfen elde edilmiş delil olarak kabulü de mümkün değildir.

Ayrıca, elde edilen bilgilerin saklanma süresi 5809 sayılı Haberleşme Kanununa dayanılarak çıkarılan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği ve Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelikte belirtildiği üzere en fazla bir yıldır ve bu bilgilerin ele geçirildiği tarih itibariyle saklanmaları gereken bir yıllık süre dolmuş ve bu bilgiler yasak delil haline gelmiştir.

Hiçbir surette yargılamada kullanılabilmeleri mümkün değildir. Kısaca, ByLock (veya başka bir iletişim uygulaması) bilgilerinin CMK’nın 135. maddesine göre elde edilmesi gerekirken 134. maddeye göre elde edildiğinin belirtilmesi ve Yargıtayca incelemenin 134. maddeye göre yapılmış olmasının CMK’ya aykırı olduğu gibi 5809 sayılı Kanuna da aykırı olduğunu değerlendiriyorum.
Konunun bu açıdan da tartışılması ve hukuk içinde her türlü tartışmanın olağan olması faydalı olacaktır.

İncelediğim içeriklerin çoğunluğunda hiçbir suç unsuruna rastlamadım ve yalnızca bir uygulamanın kullanılmasını Silahlı Terör Örgütü üyeliğiyle bağdaştıramıyorum. İçeriğinde suç unsuru yoksa beraat olmalı argümanını bir türlü anlatamadık. Belki böyle fayda sağlarız.

Her zaman söylediğim gibi, yanılıyor olabilirim. Tek doğru benim söylediklerim, yazdıklarım değildir. Her konu hukuk, bilim ve tabii ki vicdan çerçevesinde tartışılabilirse insanlarımız çok daha huzurlu olacaktır.
Faydalı olmasını dileyerek saygılarımı sunuyorum.


  • 0

Avukat Tarık Fazıl Önel’den ByLock yargılamalarıyla ilgili çok önemli açıklama

Avk. Tarık Fazıl Önel’den ByLock yargılamalarıyla ilgili çok önemli bir açıklama geldi.

Önel’in açıklamalarına göre; ByLock İP leri 17.11.2014 te bloklandığı halde BTK raporlarında bu tarihten sonra kişilerin ByLock serverine bağlandığı iddia edilmektedir. Ancak bu iddianın gerçek olması teknik olarak imkansızdır.

Bloklanan bir İP adresine ancak VPN kullanılarak bağlanılabileceği ve VPN kullanımında ise İP lerin değişeceği, bu nedenle 17.11.2014 ten sonra hiç bir kimsenin ByLock’a bağlanmasının iddia edilemeyeceği hem hukuki hem teknik olarak izah edilmiştir.

ByLock mağduru olan ve yargılanan her bireyin bu noktayı savunmasında işlemesi ileriki hukuki aşamalarda çok önem arzetmektedir.

Mağdurlara duyurulur.

1- Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin de dediği gibi CGNAT kayıtları sadece özet veridir. Operatörlerin faturalandırma amacıyla tuttukları kayıtlardır. İnternet erişim trafiğini göstermemektedir.

2- MİT raporu sayfa 25’de de sunucu yöneticisinin 17.11.2014 tarihi itibariyle Türkiye’ye ait IP’leri blokladığı/engellediği, bloklanan P’lerin listesinin MİT raporu sayfa 79’da yer aldığı belirtilmektedir.

3- Bugüne kadar incelediğimiz 17.11.2014 tarihinden sonraki CGNAT kayıtlarının hemen hepsinde IP’lerin engelli olduğu görülmüştür. Peki bu ne demektir? Teknik olarak CGNAT dökümlerinizde yer alan “GENEL-IP” ler ile bylock sunucusuna bağlantı yapamazsınız!

4- Peki bağlantı yapamıyorsak, mahkemeler ya da BTK bu kayıtlara nasıl bağlantı diyor? İşte bu noktayı açıklayamıyorlar! Eğer sizin de 17.11.2014 tarihinden sonraki IP’leriniz engelli ise bu durumu mahkemenize muhakkak açıklayın ve bu kayıtların açıklamasını talep edin.

5- Engelli IP’leri nasıl kontrol edeceksiniz? MİT raporu sayfa 79 ile başlayan IP bloklarını http://www.ciscotr.com/calc.php  adresine yazarak IP blok aralıklarını görebilirsiniz. Eğer IP’niz bu IP’ler arasında ise IP’niz bylock sunucularında engelli demektir.

6- Örneğin: CGNAT kayıtlarındaki IP’nizin 5.46.105.115 olduğunu varsayalım. Bu IP’nin engelli olup olmadığını kontrol etmek için öncelikle MİT raporu sayfa 79 ile başlayan EK-10 başlıklı “Uygulama sunucusunda engellenen IP adresleri listesi” bölümüne bakıyoruz.

7- Burada 5.46.0.0/15 bloğunun engelli olduğunu görüyoruz.

8- Daha sonra http://www.ciscotr.com/calc.php  adresine bakarak IP aralıklarını hesaplıyoruz. Yaptığımız hesapta 5.46.0.1 ile 5.47.255.254 arasındaki tüm IP’lerin engelli olduğunu gördük.

9- Siz de bu şekilde 17.11.2014 tarihinden sonraki CGNAT kayıtlarındaki IP’lerinizin engelli olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Eğer IP’leriniz engelli ise bu kayıtların bağlantı olamayacağı %100 ortadadır. Bağlantı değilse bylock kullanımı da değildir.

10- Peki nedir bu kayıtların açıklaması? İşte bunu mahkemenize sormanız gerekmektedir. Dosyanız hangi aşamada olursa olsun bu durumu muhakkak savunmanıza ekleyiniz.

11- Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile CGNAT dökümleri arasındaki tek ortak nokta IP ve tarih/saat verileridir. Yargıtay’ın kararında bahsettiği eşleştirme sadece IP ve tarih/saat üzerinden yapılabilir. Peki nereyle nereyi eşleştireceksiniz?

12- Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağınızdaki(BTDT) “…..ID’ye Bağlı IP Log Tablosu” bölümündeki giriş işlemlerine karşılık gelen IP adresiniz ile aynı gün aynı saat, dakika ve saniyede karşılık gelen CGNAT kaydını bulup bir tabloda belirtmelisiniz.

13- ÇOK ÖNEMLİ NOT: Bölüm2’de, MİT ‘in 15.11.2014 tarihinden önceki kayıtların silindiğini tespit ettiğini yazmıştık. Aşağıda eşleştirmede dikkat ederseniz 15.11.2014 tarihinden önce IP’lerin eşleştiği fakat tarihlerin eşleşmediği bir kayıt görülmektedir.

14- Bu kayıt %100 şüphelidir. Eğer abonelik tespitiniz bu IP üzerinden yapılmış ise MİT tarafından silindiği belirtilen bu kaydın dosyanıza kim ya da kimler tarafından eklendiğinin tespitini isteyiniz.

14- Bu kayıt %100 şüphelidir. Eğer abonelik tespitiniz bu IP üzerinden yapılmış ise MİT tarafından silindiği belirtilen bu kaydın dosyanıza kim ya da kimler tarafından eklendiğinin tespitini isteyiniz.

15- Görüldüğü üzere CGNAT kayıtlarındaki IP’ler ile Bylock sunucuna giriş yapan IP adresleri hiçbir şekilde eşleşmemektedir. Hatta Bylocka bağlantı görülen günlerde CGNAT kayıtlarının olmadığı görülmektedir.

16- Eğer CGNAT kayıtları bylocka bağlantıyı gösteriyorsa ve BTDT loglarına göre bylocka bağlanılmışsa nasıl CGNAT kaydı olmaz? Ayrıca bylock hesabını kullandığınız iddia edilen GSM numaranıza ait IP adresleri bylock sunucusunda engelli ise nasıl bağlantı yapabileceksiniz?

17- Bu kayıtlar bağlantı değilse neden suçlanıyorsunuz? Yukarıdaki kayıtı esas alırsak CGNAT kayıtlarındaki GSM hattınız ile ilgili bylock hesabını sizin kullanmadığınız %100 ispat edilmiş olacaktır.

18- Savunmanızı yaparken BÖLÜM1, BÖLÜM2 VE BÖLÜM3’ü dikkatlice okuyup notlar alın. Savunmanız için bir taslak oluşturun. Sırasıyla yazacağınız başlıkları yazın. Daha sonra da bu başlıkların altını doldurun.

19- Bölüm1, Bölüm2 ve Bölüm3’ü hazırlamakta emeği geçen insanları da dua listenize almanız bize edebileceğiz en güzel teşekkür olacaktır. Allah yardımcınız olsun.


İŞTE O TWEETLER:

Avukat Tarık Fazıl Önel’in dikkat çektiği ve 1.  ve 2. Bölüm olarak adlandırdığı tweet dizilerine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

  1. Bölümle ilgili kaynak PDF’ine bu linkten ulaşabilirsiniz: dosya: https://drive.google.com/file/d/1qkzUCZzDrF4sV6UjuzmCGlljYW3XZT1N/view

  • 0

‘ByLock verilerinin delil olarak kabul edilmesi, AİHM kararlarına ve AİHS’e aykırı’

“Avukat Levent Mazılıgüney’den çarpıcı ByLock değerlendirmesi daha geldi. Kişisel Twitter hesabından yaptığı değerlendirmede Mazılıgüney, ‘ByLock verilerinin delil kabulünü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirtmiştir. Her ByLock mağdurun hukuki sürecinde savunması adına kullanabileceği bir çalışma olarak kabul edilebilir. İlgili mağdurlara duyurulur.’ dedi.

İşte Avukat Levent Mazılıgüney’in o Tweetleri:

1- AİHM’in “Big Brother Watch” Kararını yorumlayalım mı Dostlar? Hazır @TCYargitay ‘ın ByLock “teknik analizi” konuşulurken konuya bu açıdan da bakalım. Zaman zaman bazı uluslararası kararları kendimce yorumlayacağım. Faydalı olmasını diliyorum. @abdulhamitgul @AYMBASKANLIGI

2- AİHM, Big Brother Watch vd./Birleşik Krallık kararında (https://t.co/TUjhj3QKBm: 58170/13, 62322/14 ve 24960/15, 13/9/2018, https://t.co/CDU5ymYdfR), kitlelerin istihbari amaçlı toplu dinlenilmesini AİHS’in 8. maddesine (özel ve aile hayatına saygı hakkı) aykırı bulmuştur.

3- Birleşik Krallık istihbarat teşkilatına, İstihbarat Yetkilerinin Düzenlenmesine Dair Kanun’la verilen, kitlelerin istihbari amaçla toplu dinlenilmesi ve internet servis sağlayıcılarından iletişim verilerinin elde edilmesi yetkisinin, Sözleşmenin 8. maddesine aykırı olduğu…

4- iddiasıyla yapılan başvuruda; verilen yetkinin bir kanuna dayanması nedeniyle hukuki bir temelinin bulunduğunu, ancak, yetki kapsamındaki bilgilerin elde edilmesi, istihbari bilgi değeri olmayan bilgilerin filtrelenip ayıklanmasında kullanılan arama kriterleri başta olmak üzere

5- arama ve seçme süreçlerinde bağımsız denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu; inceleme için seçilecek iletişim bilgilerinin, kişilerin özel hayatına ilişkin çok sayıda bilgiyi içermesine rağmen, bilgilerin ayıklanması aşamasında uygulanan gerçek bir güvencenin bulunmadığını

6- bu nedenle, istihbarat teşkilatına bu yetkileri veren kanunun, bilgilerin elde edilmesi, ayıklanıp işlenmesine ilişkin bölümlerinin öngörülebilir olmadığından kanunilik şartını taşımadığını, @TBMMresmi @BTKgovtr @gergerliogluof @EmniyetGM

7- yine, internet servis sağlayıcılardan iletişim bilgilerinin ancak ciddi bir suçun önlenmesi amacıyla talep edilebileceğini ve bu bilgilere erişim öncesinde bir mahkeme yada bağımsız idari merci denetiminden geçmesi gerektiğini, @kocaman_yksel

8- ancak istihbarat teşkilatına verilen yetkinin bu konuda da yeterli güvenceleri içermediğini ve bu nedenlerle de demokratik bir toplumda gerekli olmadığını belirterek AİHS’in 8. maddesinin ihlaline karar vermiştir. @tcbestepe

9- Ülkemiz açısından, MİT’e, 2937 sayılı Kanunun 6/1-b maddesi gereğince, “tüzel kişiler ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlardan bilgi, belge, veri ve kayıtları alabilir, bunlara ait arşivlerden, elektronik bilgi işlem merkezlerinden ve iletişim alt yapısından yararlanma”

10- aynı maddenin “g” bendi ile de “telekomünikasyon kanallarından geçen dış istihbarat, millî savunma, terörizm ve uluslararası suçlar ile siber güvenlikle ilgili verileri toplayabilme” yetkisi verilmiştir. Maddelerden anlaşılacağı üzere; AİHM kararına konu olayda olduğu gibi,

11- MİT’e binlerce kişinin trafik bilgilerini internet servis sağlayıcılardan temin yetkisi verilmemiştir. Olmaz ama MİT’in bu yetkilere sahip olduğu kabul edilse dahi, kişisel veri niteliğindeki trafik bilgilerinin elde edilmesi sırasında ilgililere hiçbir güvence tanınmaması

12- bilgilerin elde edilmesi ve ayıklanması sırasında bir mahkeme kararı ve idari merci denetiminin öngörülmemesi, MİT’in, 2937 sayılı Kanun 6.m. yetkiye dayanarak yaptığını belirttiği bu çalışmayı en başından Anayasanın 20 ile 22 ve AİHS’in 8. maddelerine aykırı hale getirmiştir.

13- Yasa koyucu MİT’e toplu şekilde iletişim bilgilerine ulaşabilme yetkisi vermek isteseydi, 2937 sayılı Kanun’un 6/2 m. “mahkeme kararıyla iletişim tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına ilişkin yetki”nin bir benzerine Kanunda yer verirdi.

14- MİT’in ByLock kullanıcı tespitlerinde toplu iletişim/trafik tespiti/incelemesi/ayıklaması benzeri bir çalışma yaptığını sanmıyorum. @BTKgovtr bu çalışmayı yapacak yetkiye hiç sahip değil. Doğrusu hatalı operatör kayıtlarıyla tespit sorumluluğu kimde kalacak merak ediyorum.


  • 0

Av. Tarık Fazıl Önel’ den önemli teknik bir uyarı…

Avukat Tarık Fazıl Önel, ByLock yargılamaları ile ilgili çok önemli bir tweet dizisi (Flood) paylaştı. ‘Bylock Tespit değerlendirme tutanağı olan herkes bu konu ile ilgili mahkemeye itirazını yapması gerekmektedir’ diyerek başladığı o çok önemli flood şöyle:

1- Bylock kullanıcısı olmakla yargılanan herkesin dikkatine! Bylock Tespit değerlendirme tutanağı olan herkes bu konu ile ilgili mahkemeye itirazını yapması gerekmektedir.

2- Bylock kullanıcı tespitlerinin büyük bir kısmının Bylock sunucu loglarına yansıyan giriş/login işlemlerine ait Türkiye IP adresleri üzerinden yapıldığı görülmektedir.

3- MİT’in mahkemelere gönderdiği 88 sayfalık raporun 25. Sayfasında “………. 15.11.2014 tarihinden önceki logların silindiği tespit edilmiştir “ denilmektedir

4- Eğer 15.11.2014 tarihinden önceki log kayıtları silindi ise -ki MİT bunu söylüyor- bu tarihten önceki IP adresleri kimler tarafından hangi amaçla bylock dökümlerine konulmuştur? Bu kayıtların kaynağı nedir?

5- Bylock iddiası ile yargılanan herkesin log kayıtlarına bakıp, 15.11.2014 tarihinden önceki kayıtlar için MİT RAPORU SAYFA 25’teki açıklamayı referans gösterip itiraz etmesi gerekmektedir.

6- 15.11.2014 tarihinden öncesine ait bylock tespit ve değerlendirme tutanağı loglarında yer alan tüm kayıtlar %100 şüpheli durumdadır. Bu kayıtlar üzerinden yapılan ABONE TESPİTİ işlemleri %100 HATALIDIR!

7. 15.11.2014 tarihinden önceki tüm log kayıtlarının dosyanızdan çıkarılmasını, abone tespitinin tekrar yapılmasını ve yapılacak tespitin HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK bir şekilde ispatlanmasını isteyiniz.

İnceleme yapılırsa çoğu Bylock tespit ve değerlendirme raporunda 15.11.2014 öncesi logların konulduğu görülecektir. Peki MİT raporuna göre silinmiş olan bir şey tespit ve değerlendirme raporunda ne işi var?



  • 0

Mahkemeden ‘Evrensel hukuk kuralları’nı hatırlatan çok önemli ByLock beraati

Hukukçu @Leventism İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nin #ByLock beraatiyle ilgili önemli bir tweet attı.

Levent bey, Mahkemenin atıf yaptığı evrensel hukuk kurallarından “in dubio pro reo” yani “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini ve savcılara yapılan ‘Artık ByLock ile ilgili ceza talep etmeyin’ uyarısını özellikle vurguladı.

İşte o mahkeme kararı:

1