Yazarın Arşivi: bg

  • 0

Yargıtay 9. daire ‘WhatsApp yazışmaları kişisel veri’ dedi… Peki ByLock’tan ne farkı var?

3 işçinin WhatsApp grubunda aldıkları primi beğenmediklerine yönelik yazışmalarını ele geçirip onları tazminatsız kovan iş verinin bu davranışı “WhatsApp içeriklerinin kişisel veri niteliğinde olduğu ve nasıl elde edildiği belli olmayan bu içeriklerin delil olamayacağını” için hukuka aykırı buldu. Peki WhatsApp kullanmanın ByLock kullanmaktan farkı ne? 

David Kaye, California Üniversitesi’nde hukuk profesörü olarak görev yapıyor.

Kaye’nin uzmanlık alanı kamu uluslararası hukuku, uluslararası insani haklar, insan hakları ve uluslararası ceza hukuku.

Prof. Dr. David Kaye, 2014 yılı Ağustos ayından beri Birleşmiş Milletler düşünce ve ifade özgürlüğünü geliştirme özel raportörü olarak görev yapıyor.


  • 0

Yüksek yargıçları ‘örgüt üyeliği’nden mahkum eden hakim Burhan Karaloğlu’nun oğlu da Bylock mağduru

Yargıtay eski üyesi Hüsamettin Uğur’a (54), Bylock kullandığına dair tespit yapılmadığı halde 10 yıl 6 ay hapis cezası veren mahkeme heyetinin başkanı hakim Burhan Karaloğlu’nun oğlu hakkında Bylock davası açıldı.

Eski yargıtay üyesi, 25 yıllık hakim Hüsamettin Uğur’a ceza veren Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Başkanı Burhan Karaloğlu’nun oğlu da Bylock mağduru oldu. Furkan Karaloğlu Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan davada 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Olayı Hüsamettin Uğur’un kızı Nalan Dilara Uğur Twitter hesabından “Bylock’u bile olmayan babama 10.5 yıl verilen, karar duruşmamızda heyet başkanı olan Burhan beyin oğlunda Bylock çıkmış :)” diyerek duyurdu.

Hüsamettin Uğur (solda), Burhan Karaloğlu.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi yüksek yargı organlarında görev yapan hakimlerin davalarına bakan Karaloğlu da 2011’de seçilen Yargıtay üyeleri aralarında bulunuyor. O yıl seçilen tüm üyeler, Cemaat soruşturması kapsamında fişlenmiş ve ‘örgüt üyesi’ yaftalamasına maruz kalmıştı.

18 Temmuz 2016’da gözaltına alınan 9 Ekim 2016’dan bu yana hücrede bulunan Hüsamettin Uğur, Cemaat soruşturmaları kapsamında yargılanmış ve 28 Şubat 2019’da 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

O BAKANIN SÖZLERİNİ MAHKEMEDE HATIRLATTI

Yazdığı Vergi Hukuku kitabı dosyasında delil olarak bulunan Hüsamettin Uğur, mahkemede kendini şöyle savunmuştu:

“Üyesi olarak suçlandığım örgütün kuruluş tarihi nedir? İddianameye bakılırsa örgütün geçmişi 50 yıldan fazladır. Bu nasıl bir örgüttür ki 50 yıl boyunca hakkında 2017 yılına kadar kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur? Hatta 2008 yılında Yargıtayın en üst karar mercii olan CGK örgüt yöneticisi hakkında verilen beraat kararını tasdik ediyor. Bu nasıl bir silahlı terör örgütü ki 2013 yılı sonuna kadar devletin hemen hemen bütün kurum kuruluşları her türlü kamu imkanını tahsis ediyor…

MÜSAADENİZLE YAV HE HE DEYİP GEÇİYORUM

Terör örgütünün yayın organı diye Zaman Gazetesinde telif karşılığı yazı yazan, geçmişte Marksist halihazırda liberal ve demokrat bir insan olan Şahin Alpay ‘darbeci’ diye suçlanırken, o gazete son güne kadar Yargıtay’da ücretsiz dağıtılıyordu.

Türk yargısı açısından çözülmesi namus borcu olan ne kadar olay varsa -Hrant Dink cinayeti, Roboski olayı, Rus uçağının düşürülmesi, Rus büyük elçinin öldürülmesi, hatta 15 Temmuz darbe girişimi- FETÖye yüklenmiştir, müsaadenizle ‘yav he he’ diyerek geçiyorum.

Bir darbe girişimi düşünün ki daha darbeciler F-16’larla Ankara üzerinde uçarken, girişim bastırılmamışken, iki yüze yakın yüksek yargı üyesi ve üç bine yakın hakim savcı hakkında soruşturma başlatılıyor birkaç günde hepsi gözaltına alınıp tutuklanıyor.

Darbeciler hem bilfiil hem de TRT’de okutturdukları bildiriyle Anayasayı çiğnerken Anayasal kurumlar olan HSYK ve Türk yargı mensupları darbecilerle yarışırcasına Anayasayı ihlal ediyor. Bu bağlamda HSYK Başkanvekili M. Yılmaz’ın ‘darbe öyle değil böyle yapılır’ mesajı manidardır.

BU BİZE ALLAH’IN LÜTFUDUR SÖZÜ GİZEMİNİ KORUYOR

Cumhurbaşkanının darbe hakkında söylediği ‘Bu bize Allah’ın bir lütfudur’ sözü manidar olmanın ötesinde gizemini koruyor.

“Erdoğan darbeyi ne zaman öğrendi?”

“Hukuk devleti miyiz, guguk devleti mi?”

HAKİMLERE TEK SEÇENEK BIRAKILDI: BİAT

Enis Berberoğlu davasında kaç defa heyet değişti takip edemedim. Bizi de hiçbir delil olmadan tutuklayan hakim Yunus Süer hoşa gitmeyen bir karar verince (Birol Erdem’in eşini tahliye edince) kendisini Çorum’da buldu. Gözünü Çorum’da açmak istemeyen hakimlere tek seçenek bırakıldı: Biat.

AİHM’de görev süresi geçen yıl nisanda dolan Türk Yargıç Işıl Karakaş’ın yerine Türkiye’nin önerdiği üç kişilik aday listesi üç kere ‘yetersiz’ bulunup geri çevrilmiş! Bu ayıp bize yeter.

Bana isnad edilen suç ile ilgili somut bir fiil gösterilmezse ve bu suçu hangi tarihte işlediğim belirtilmezse ben kendimi nasıl savunacağım? Modern çağdaş ceza hukuku FİİLLERİ yargılar, maddi ceza hukukumuz Ortaçağın gerisine FAİL ceza hukukuna mı döndü?

DOĞUŞTAN MI SUÇLUYUM!

Bana isnad edilen suçun tarihini, başlangıcını/bitimini iddianameye yazmamışsınız. İddianameye göre, örgüt 1966’da kurulmuş. 1965 yılında doğduğuma göre Hristiyanlıktaki ‘doğuştan günahkar’ anlayışı gibi doğuştan mı suçluyum?

Suç fiili gösterilmeden soyut suçlama karşısında ‘ben suçsuzum’ demekle kişi suçsuzluğunu ispat etmiş olur. Bundan sonrası, aksinin ispatı, iddia makamına aittir, ama bana çalıştığın kurumun, Yargıtayın yemeğine katılmışsın demesin.

Örgüte üye olduğuma dair bir tarih verilemiyor, delil gösterilemiyor. Peşinen suçlu ilan edilmişim, suçlu olmadığımın ispatı benden isteniyor!

ÖNÜNÜZDEKİ DOSYA İLE YARGILAMA YAPTIĞINIZA İNANMIYORUM

Bu yargılamanın önünüzdeki dosya ile yapıldığına inanmıyorum. İnanıyorum ki bu dosyadan başka bir dosya vardır. Gölge/gizli dosya mı denir yoksa asıl dosya mı, bilmiyorum ama bir başka dosya olmalı ki önünüzdeki dosyaya rağmen bu dava açılmış ve 19 aydır tutuklu yargılanıyorum.

Bekliyorum ve inanıyorum ki ‘yaklaşıyor yaklaşmakta olan’. Acılar kederler makam mevkiler gelir geçer, karaktere zeval gelmesin. Alnım açık, vicdanım rahat. Cismen tutuklu olsam da ruhum serazat… Ruhen, vicdanen tutuklu olanlar düşünsün…”

35 SAAT AÇ SUSUZ BIRAKILDILAR

Hüsamettin Uğur’un mahkeme sırasında ve cezaevinde yaşadığı hak ihlallerini kızı Nalan Dilara Uğur Twitter hesabından paylaşmıştı:

“Babamın da içlerinde bulunduğu 16 temmuz sabahı itibariyle hiçbir resmi evrak kendilerine ibraz edilmeden gözaltına alınmaya başlayan yüksek yargı üyeleri 4 günlük gözaltı sürelerinde 35 saat aç susuz bırakıldılar adliye binasında elleri kelepçeli olarak dolaştırıldılar.

Gece yüzden fazla kişiyle adliye mescidinde kelepçeli olarak geçirdiler. Babamın anlatımına göre sırt sırta uyudular. 1. sınıf hakimlerin kanun gereği Yargıtayda yargılanmaları gerekirken yeni başlamış, kıdemsiz tek hakim tarafından yargılanıp gerekçesiz bir kararla tutuklandılar.

Sincan T Tipi Cezaevinde 8 kişilik koğuşlara 30 kişi yerleştirildiler. Yer yataklarına rağmen yatacak yer yeterli değildi, dönüşümlü uyudular. 3 ayı bu şekilde geçirdiler. 9 Ekim 2016’da aniden ‘bizle geliyorsun’ denilerek koğuşlardan alınıp farklı araçlara bindirildiler.

Hiçbir açıklama yapılmadan cezaevlerine nakledildiler. Cezaevine gidene kadar nereye götürüldükleri hakkında bilgi vermediler. Aynı şekilde bize ‘nakledildi ama nereye olduğu hakkında bilgi veremiyoruz, arayıp sorun cezaevlerine’ denilerek tek tek cezaevlerini sorgulamamızı istediler.

HÜCRE DEĞİL TEK KİŞİLİK ODA!

Cezaevlerinde 10-14 hücre bulunurken yeni yapılan Kırıkkale Keskin Cezaevine 102 hücre inşa ettiler. İnsanlık suçu deyince burası hücre değil tek kişi “oda” dediler. Odaları inşaat kalıntılarıyla doluydu, toz toprak içindeki odada yere bile basılmıyordu.

Babamın anlatımıyla temizlik malzemeleri bile doğru düzgün verilmedi. Tırnaklarıyla kazıyarak temizlediler. Keskinde geçen süre zarfında da hücrede olmaları zaten başlı başına işkenceyken ilk hafta avluya çıkmalarına izin vermediler. İlk iki gün içecek su vermediler.

Zaman zaman ‘Keskinin suyu kuyudan çekiliyor, yetmiyor’ diyerek aylarca musluklarından su vermediler. Sıcak suyu haftada bir gün, bir saat verdiler. Soğuk değil diyerek demir yataklı, demir dolaplı beton odaların kaloriferlerini yakmadılar, nevresimleri değiştirmediler, yıkamadılar.

Cezaevlerindeki hükümlülerin haftada bir sahada maç yapmalarına izin verilirken, top alıp avluda oynamalarına izin verilirken, tiyatrolar, sinemalar düzenlenirken henüz hüküm giymemiş olan yüksek yargı üyelerine bu imkanlar tanınmadı.

BOMBOŞ BİR İDDİANAME

Bir odada bir başınızasınız, elinizdeki tek imkan kağıt kalem. Yazdıklarınız bile kontrol ediliyor. Günde bir saat avlu izniniz var, avluyu filmlerdeki gibi düşünmeyin, sadece 3 kişi çıkıyorsunuz, 10 adımlık mesafeniz var. Onun dışında hep odanızda tek başınızasınız.

Diğer kısıtlamaların yanı sıra kitap vermiyorlar, fetö sanıklarına eğitim faaliyeti yasak diyorlar. 6 ay sonrasında kitap okumaları eğitim faaliyetine girmiyormuş yanlış anlamışız diyerek ayda 3 kitap vermeye başlıyorlar. YANLIŞ ANLAMIŞIZ? OKUYABİLİRSİNİZ? AYDA 3? (ÜÇ)?

Hayatınız boyunca bir şeyler okumuşsunuz, 25 yıllık hakimsiniz. Kitap okumuşsunuz, dosya okumuşsunuz, makale okumuşsunuz ama hep okumuşsunuz ve size ayda sadece 3 kitap verip (maksimum 5 günde bitiyor). Dışarıya karşı cezaevlerimiz mükemmel, biz onlara kitap veriyoruz diyorlar.

Aklıma gelen her şeyi yazmaya çalıştım, işte böyle bir serüven içinde, bu şartlar altında 482 gündür tutuklu babam. 402 günü hücrede geçti, geçmeye de devam ediyor. 16 ayın ardından bir iddianame hazırladılar bomboş. Oh be dedik duruşması olur yakında, çıkartırlar zaten, dosya boş.

Hoop yeni bir açıklama yaptılar, soruşturmanın tekrarlanmasını istemişler savcılıktan. 16 aydır anca yaptıkları soruşturmayı sil baştan yapın demişler. Hiçbir şey bulamayınca mı başvurdular yoksa bir 16 ay daha soruşturuyoruz deyip içeride tutmak için mi yaptılar pek anlamadım.

ARKADAŞIMIN BABASI HÜCREDE ÖLMESİN DİYE VEFATINDAN ÜÇ GÜN ÖNCE TAHLİYE EDİLDİ

Hukuk fakültesinde öğretilen her şeyin aslında koca bir paravandan ibaret olduğunu gördüm, görmeye de devam ediyorum. Lojman hayatında beraber büyüdüğüm, hukukçuların içine doğmuş, adliyede büyümüş nice arkadaşım var, aynı şeyleri ya da daha fazlasını yaşayan.

Bir çocukluk arkadaşım var. Babası hareket dahi edemezken, felçken, kaçma tehlikesi var denilerek ağır bir ameliyattan çıkmışken hasta haliyle hücrede tutuldu. Babasını görmesine izin verilmedi. Vefatından 3 gün önce tahliye edildi, hücrede öldü denilmesin diye.

Bir arkadaşım var, annesi de babası da aynı anda tutuklanan. Tek çocuk bir başına her şeye yetişmeye çalışan. Bir arkadaşım var (ilkokuldan, sıra arkadaşım). 3 küçük kardeşiyle bir başına kalan, çocuklar kimsede durmadığı için sürekli onlarla ilgilenmek zorunda olan.


  • 0

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil: Bylock hukuka aykırı bir ‘delil’dir

Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil, resmi Twitter hesabından yayınladığı bir dizi tweet’te, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirildiğini vurgulayarak,  ‘Sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulduğunu ve bu sebeple Anayasa’da bulunan maddeler gereğince hukuka aykırı bir delil olduğunu ortaya koymuştur.’ dedi.

İşte Akademisyen Hukukçu Ufuk Yeşil’in o tweetleri:

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) son kararında (20/12/2018 T., 2018/16-419 E., 2018/661 K.) Bylock bilgilerinin hukuka aykırı ele geçirildiğinin itirafı niteliğinde olan hususlara yer vermiş olup, bilgiselde yargılama dosyaları için çok önemli olan bu konu üzerinde duracağız.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142355689517572096?s=19

2- Bylock sunucusundan imaj alınması için verilmiş bir mahkeme kararına MİT’in hazırladığı Teknik Raporda ve hazırlanan iddianamelerde yer verilmese de, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince dijital materyallerin imajlarının alınması ve bilirkişi incelemesi yapılması için12129

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356053113364480

3- verilen 09.12.2016 gün ve 2016/6774 sayılı değişik iş kararını, Yargıtay Ceza Genel Kurulu; “MİT’in yasal yetkisi çerçevesinde temin ettiği ByLock veri tabanı üzerinde CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince geçmişe dönük olarak uygulanan arama tedbiri” olarak kabul etmiştir

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356259712196609

4- (CGKnin 26/9/2017 T., 2017/16.MD-956 E., 2017/370 K. sayılı kararı). Her ne kadar, CMK’da geçmişe dönük arama gibi bir usul hükmü bulunmasa da, hem 16. Ceza Dairesi, hem de CGK, Bylock bilgilerinin elde edilme yönteminin hukukiliğiyle ilgili

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356369774927872

5- Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin karar tarihini (09/12/2016) milat kabul etmişler ve Bylock’la ilgili çalışmaların bu karardan sonra başladığını belirterek; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 sayılı soruşturma dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356528592236544

6- Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına (EGM-KOM) gönderilen 16.12.2016 tarihli yazıya göre; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince CMK’nun 134 üncü maddesi gereğince verilen inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden ByLock verilerinin tamamını içeren

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356629138169856

7- hard disk ve abonelik listesinin bulunduğu flash belleğin imajını içerir hard diskin gönderildiği, ByLock ile ilgili yazışmaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturma dosyası üzerinden sağlanması,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356731395284992

8- talimat doğrultusunda bir komisyon aracılığıyla gerekli araştırma ve soruşturma işlemlerinin yapılmasıyla ulaşılan tespitleri içerir rapor düzenlenmesi talimatı verildiği” ifadesine yer vermişlerdir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356822583599105

9- Ancak, CGK’nın son kararında Bylock ile ilgili çalışmaların 09/12/2016 tarihinde değil, bu tarihten çok daha önce yapılıp bitirildiği ve üzerinde her türlü inceleme yapılıp orijinalliğini kaybeden veriler üzerinden imaj alındığı ortaya konulmuştur. Şöyle ki,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142356921799905281

10- kararda; “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgilendirme amacıyla Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığının 11.12.2018 tarihli ByLock Kronoloji Raporunda,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357061512179713

11- MİT tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kurulan bilgisayarda yer alan ByLock verilerinin 29.11.2016 tarihinde KOM görevlilerince imajı alınarak KOM Daire Başkanlığına gönderildiği, – Bu verilerin incelenerek adli soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılabilmesi için

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357142487412738

12- rapor hazırlanması amacıyla 01.12.2016 tarihinde KOM, Terörle Mücadele (TEM), İstihbarat ve Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıklarınca görevlendirilen personelden oluşan çalışma grubu kurulduğu ve 02.12.2016 tarihinde verilerin incelenmeye başlandığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357244853587968

13- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla ByLock sunucusuna ait 9 IP adresine bağlanan abonelere ilişkin 129.862 satırlık “ByLock abone listesi” ve MİT tarafından hazırlanan 88 sayfalık “MİT teknik raporu”nun 16.12.2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığınca teslim alındığı”

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357337371480066

14- ifadelerine yer verilmiştir. Bylock kronoloji raporundan da anlaşılacağı üzere, Bylock’la ilgili dijital materyalden; imaj alma kararından önce KOM görevlilerince zaten imaj alınmış, veriler incelenmiş ve imaj alınması için 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nce verilen

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357420401930241

15-karar üzerine de bu karardan önce oluşturulan Bylock abone listesi 16/12/2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığına teslim edilmiştir. CGKnın son kararından hareketle; Bylock bilgilerinin elde edilmesi ve imajlarının alınmasından önce verilmiş bir hâkim kararının bulunmadığı,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357503558258688

16-Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararından aylar önce elde edilen, üzerinde her türlü çalışma yapılan ve isim listeleri oluşturulan dijital materyal üzerinden imaj alındığı ve bu haliyle bu bilgilerin orijinal olmadıkları ortadadır.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357576899801093

17- Kısaca, Bylock sunucusu CMK’nın 134. maddesine aykırı şekilde ve her hangi bir hakim kararı olmaksızın ele geçirilmiş, sunucu üzerinde çalışılıp listelerin oluşturulmasından aylar sonra imajının alınması için hakim onayına sunulmuştur ve bu haliyle Anayasa’nın 38/4.,

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357882920415233

18- CMK’nın 148/4., 217/2. ve 230/1-b maddeleri gereğince hukuka aykırı delildir. Bu delilin yargılamada kullanılması nedeniyle de, ilgililerin Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakları ihlal edilmiştir.

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142357974431784961

19- Bylock bilgi ve verilerinin delil değeriyle ilgili bu ve daha ayrıntılı hususlara “Hukuk ve İnsan Hakları Bağlamında Bylock Bilgilerinin Delil Değeri” isimli kitabımızdan ulaşabilirsiniz. https://yetkin.com.tr/bylock-bilgilerinin-delil-degeri-ytk126

https://twitter.com/ufukyesil33/status/1142358085044002817


  • 0

‘HUKUK PORNOSU’na dönen bir rezilliğin adıdır BYLOCK!

Cemaatçisinden sosyalistine, HDP’lisinden ateistine, alevilerden kürtlere kadar geniş yelpazedeki MUHALİF gruplar “FETÖ” ya da “Vatan Haini” isimli cadı kazanlarına atılmaya ve ‘vatanseverler’ce peşinen ve toptan cezalandırılmaya  devam ediliyor.

Bu toplu cezalandırılmalarda kullanılan en büyük delili(?) ise şüphesiz BYLOCK iddiası oluşturuyor.

ByLock yargılamalarında, bütün davaların temel  dayanağı kabul edilen ve Hakim – Savcılar tarafından adeta “Doğruluğu tartışılmaz bir delilmiş gibi” kabul edilen 88 sayfalık MİT raporunda ByLock kullanıcı sayısı 215 bin 92 kişi olarak açıklanmıştı
(https://www.adaletbiz.com/images/upload/bylock_1.pdf)

1,5 yılı aşkın bir süre boyunca sadece bu rapor gerekçe gösterilerek 10 binlerce kişi tutuklandı, peşinen cezalandırıldı, yuvalar dağıtıldı, her an listelere girme korkusuyla muhaliflere cehennem yaşatıldı!

Savcılıklara, ‘görevsiz ve yetkisiz’ MİT tarafından gönderilen ve CMK’yı yok sayarcasına hazırlanan bu excel listelerinde Mart 2017 tarihinde bir GÜNCELLEME(!) yapılarak liste 215.092’den 129.862’e indirildi (http://bylockgercegi.com/2019/03/25/bylockun-hic-bir-delil-ozelligi-yok-ve-hic-olmadi/)

Müyesser Yıldız’ın haberi ile öğrendiğimize göre (https://odatv.com/yargitayin-bylock-karari-niye-gecikti-26101805.html) MİT’e göre, “Listeler, 15 Temmuz şaibeli darbe girişiminin sonrasında ACİLİYETİNE BİNAEN “abonelik verileri” üzerinden hazırlanmıştı. 

Oysa abone ile kullanıcı farklı olabilirdi. Kullanıcı şahsın belirlenmesi için yeterince çalışma yapılmadan, gönderilen listeler üzerinde doğrudan adli işlem tesis ediliyordu. 

Yani kaçının hakkında işlem yapıldığını bilemediğimiz yaklaşık 100 bin kişi YANLIŞLIKLA araya kaynamıştı!

Bu tarihten sonra adli bilişim uzmanlarının gayretiyle “Morbeyin” denilen bir uygulamanın varlığı tespit edildi. Buna göre; haklarında soruşturma olan 11 bin 480 kişi iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmişti.

Aynı haberden öğrendiğimize göre BTK’nın üst düzey bir yöneticisi, konuyla ilgilenen milletvekillerini teker teker arayıp, listelerde hata bulunmadığını, yönlendirmenin bir algı olduğunu anlatmış, telafi edilemeyecek bu hatayı kabul etmemek için uzun süre mücadele vermişti.

Habere göre, söz konusu listenin  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslimi sonrasında da, bu durumun açıklanması için yaklaşık 2 hafta Saray’dan yani Erdoğan’dan haber beklenmiş ve ancak haber geldikten sonra açıklama yapılabilmişti!

‘Hata’ sonucu soruşturma geçiren, mesleklerinden ihraç edilen, tutuklanan, haklarında dava açılan bu kişilerin  2 yıl boyunca “yanlışlıkla” dünyalarının karartıldığı kabul edildi ki bu 

süre zarfında listede bulunduğu için 4 kişi intihar etmişti! http://magduriyetler.com/2017/12/30/hatali-bylock-listesinde-adi-olan-4-kisi-daha-once-intihar-etti 

Nisan 2018’de ise, “49.680 kişilik kullanıcı ID” olanların bulunduğu iddia edilen yeni bir liste oluşturularak yeniden adli makamlara gönderildi (http://bylockgercegi.com/2019/03/25/bylockun-hic-bir-delil-ozelligi-yok-ve-hic-olmadi/ ). Böylelikle her güncellemede 100 bin kişi eksilerek yeni listeler oluşturuldu.

Emniyet sorgusunda, kullandığı BELOC isimli kalp ilacını sorduklarını zannederek hakkındaki suçlamayı(?) kabul eden Pütürge’li 80 yaşındaki Rahmi dayı (https://twitter.com/KorayPeksayar/status/1110538586284351488?s=19) gibi binlerce kişi, aylarca MASUMİYETLERİNİ İSPATLAYAMADIKLARI için tutuklu kaldılar!

Müyesser Yıldız, adli bilişim uzmanlarına dayanarak yazdığı Eylül 2018’deki haberinde ise (https://odatv.com/40-bin-kisilik-yeni-bylock-skandali-mi-25091830.html), ilk güncellemeden sonraki listede ‘sütun kayması’ sebebi ile 40 bin kişinin yanlışlıkla araya kaynadığını dile getirdi ama bir işlem yapılmadı!

Yargıtay 16.Ceza Dairesi, 2017 yılında  jet hızıyla aldığı kararında ByLock’un tek başına “KESİN” olarak terör örgütü üyeliği suçu için delil olacağını kabul etmiş (https://www.sabah.com.tr/gundem/2017/06/17/bylockta-son-nokta-kesin-delil-olabilir) ve onbinlerce kişi bu yanlış içtihat(?) dayanak gösterilerek peşinen cezalandırılmıştı

Fakat daire 2018 Haziran’ında, ‘User-ID eşleşmesi’ yapılmadan operatör kayıtlarının tek başına delil olamayacağı yönünde karar alıp (https://www.memurlar.net/haber/757580/yargitay-dan-cg-nat-verilerine-dayali-bylock-dosyalari-icin-cok-onemli-karar.html), “yazışma içeriklerine” bakılması gibi yeni kriterler belirledi. Onbinlerce beraat etmesi gerekirken böyle olmadı. 

Müyesser Yıldız’ın ilk makalesine göre, Yargıtay CGK bu durumu görüşürken, asıl mağduriyete sebep veren MESAJ İÇERİKLERİ gündeme gelmişti. Ve “içeriği maddi olgularla desteklenmeyen User Id tespitlerinin delil niteliği bulunmamaktadır” şeklinde bir madde kabul görmüştü.

Bu şerh hayati önem taşımaktaydı zira, ByLock’ta ID eşleşmesi görünmesine rağmen tek mesaj atmamış onbinlerce kişi bulunduğu gibi, eşini aldatmak amacıyla (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/03/29/bylocku-esimi-aldatmak-icin-kullandim/ ) veya Mason Locası üyeliği için (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2016/11/11/bylockla-masonik-yazismalar-yaptim) bu ByLock itiraf edenler de çıkmıştı!

Morbeyin listelerinin gecikmesine sebep olan “Saray’dan yargıya uzanan uzun kol” yeniden devreye girip bu önemli şerhin yazılmasını ENGELLEMEK İSTEDİĞİ, Müyesser Yıldız’ın aynı makalesinde iddia edilmişti.

Aralık 2018’de açıklanan ve kendi içinde birçok çelişkiyle dolu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında SARAYDAN UZANAN UZUN KOL’un devreye girdiği, ÇÖP olduğunun ortaya çıkmasından korkulan sözde ByLock delilinin(?) için söz konusu şerhin yazılmadığı görülecekti! 

MİTin servis ettiği ilk listeyi güncelleyerek 100.000 kişiyi eklenme gerekçesi olarak öne sürdüğü ‘işin aciliyetine binaen’ saçmalığı renk değiştirerek AYM (ör:Tahir Gökatalay) AİHM (ör: Vidal/Belçika) ve uluslararası kabulleri yerle bir ederek YCGK’da tekrar ortaya çıktı

16.Ceza Dairesi, bir kişinin BYLOCK ağına dahil olduğu ile ilgili olarak aradığı asgari şart olan “Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ,Yargıtay CGK’nun kararına konu olan dosyada YOKTU. Ama bu eksik belge hükümden sonra, temyiz aşamasında dosyaya eklenmişti.

Bu durum CMK 217/1 başta olmak üzere ulusal ve uluslar arası tüm mevzuatlara göre “SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ” prensibi gereğince ADİL YARGILANMA İLKESİ’nin açıkça ihlalini oluşturmaktadır. Sanığın, aleyhine olan belge ile ilgili  SAVUNMA HAKKINA açıkça tecavüz edilmiştir!

YCGK, bu tasarrufu için bulduğu sözde gerekçe, sadece hukuk öğrencilerini değil, kargaları bile güldürücek cinstendir; “sanığa bu belge ile ilgili yeniden savunma hakkı verilmesi, usul ekonomisi gereği sanığın makul sürede yargılanma hakkını ihlal eder”https://twitter.com/tarik_avukat/status/1104085467178455040?s=19

Ele geçirilmesinden excel listelerine, AKP’li Hakim Savcılarca KUTSAL kabul edilmesinden sürekli GÜNCELLENMESİNE, 16. CD’nin yerel mahkemelerce UMURSANMAMASINDAN, “Sarayın” müdahale ettiği YCGK kararına kadar baştan sonra “HUKUK PORNOSU”na dönen bir rezilliğin adıdır BYLOCK!